SÜBHANALLAH ZİKRİNİN HİKMETİ – PEYGAMBERLERİN ZİKRİ VE CENNETİN HAZİNESİ NEDİR? – HOŞNUT OLMADIĞIN BİR OLAY İLE KARŞILAŞINCA NE YAPMALISIN? – GIYBET VE KUL HAKKI İÇİN TÖVBE

0
372

Peygamberlerin zikri:

Sübhanallahivelhamdüllillahivela ilahe illallahuvallahuekber.”

Yemin var bak. “Vallahuekber”. Yani İhlas gibi. İhlas, Tecdid-i İman (tekrar İman etmek)  gibidir. Yemin ederiz Allah’ın büyüklüğüne. Yani, bütün Peygamberlerin zikri buydu.

Sübhan zaten İsm-i Azam’dandır. Yerle gök arasını dolduracak kadar ecri vardır. “Sübhanallah” samimi olarak dedi mi bir insan çok büyük bir getirisi vardır.   Bir de, “Hasbinallahu ve nimel vekil.” Bu da büyük velilerin, alimlerin… Biraz fazla açılıyor bu ara sırlar ama akşam namazı ile yatsı namazı arasında mutlaka otuz üç defa “Hasbinallahu ve nimel vekil.” diyoruz. “Hasbinallah” nedir? Bana Allah kafi! Samimi olarak diyoruz ki:

“Bana Allah kafi ve o ne güzel vekildir.” Ariflerin zikridir. Çok büyük fark olur. Hemen fark edersin üç beş günde hemen fark eder. Daha samimi, nefis daha terbiye olur. Yani bunlar peygamberlerin ömür boyu yaptığı zikirlerdir. Allahuteâlâ’yı kâfi görmek ve onun güzel vekilliğine teslim olmak çok güzel bir olaydır.

Şimdi biliyorsunuz ki; bir “velayet ilm” vardır. Velilere verilir, peygamberlere verilmez. Peygamberler “şeriat ilmi”dir. Kur’an’ı yani Allahuteâlâ’nın mesajlarını getirir. Velayet ilmini Allah sadece Velilerine veriyor. Eğer velayet ilmini peygamberlere verseydi Hz. Musa, Hz. Hızır’ı anlardı. Musa, Hızır’ı anlayamıyor bak. Hepinizin bildiği bir konu. “Niçin diyor yıkılmış duvar için ekmek vermediler? Neden o çocuğu öldürdün?” diyor.

Musa ki, Ulü’lazim, büyük Peygamberlerden.  Ve demişti Hızır:

“Ben senin için bin tane program hazırladım, sen üçüne dayanmadın.” Hani kaside de dedik ya Musa kimdir? Hızır kimdir? Biliyorsunuz zikreden zakirin sonu, veliliktir. Mutlaka, acaba yok! Adım, adım, adım hikmet kapıları açılır. Ve Allah’ın Veli kullarına katılır. Tevhid yolu uzun bir yoldur. 40 senede erene  “Ne çabuk erdin” derler. Kimisi kırk günde erer. Allahuteâlâ’ın bileceği bir iştir. Nefs-i Emmare ile yola çıkan zakir, birinci seyr-i sülüğü tamamlar, büyük velilerden olur. Normal velilerden de değil! Ama nefsinde hala %49 afet vardır. Nefis susmamıştır. Hani büyük Veli’ler bile nefisten “El aman!” derler. Bizim gibilerin böyle demesi çok doğal bir şey. Ve yol devam eder.

Allahuteâlâ’yı  tam olarak kimse bilmez, ne Peygamberler, ne Veliler. Mümkün değildir. Hiç bir kelime, hiçbir akıl onu idrak edemez. Resullulah Efendimiz dua ederken:

“Ya Rabbi, ben seni senâdan acizim, sen ancak senin sena ettiğin gibisin. Sen, seni senâ ettiğin gibisin. Ya Rabbi, senden sana sığınırım.” diyor.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz miracı cismani yaptı, yani bütün melekeleriyle. Biliyorsunuz; Allahuteâlâ miracı anlatırken Kuran’da:

“Kulumuz Muhammed’i bir gece yarısı, Mescid-i Haram’dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ulaştıran Allah’ın şanı ne yücedir! O her şeyi hakkıyla bilir ve görür.” Hatta bazı din adamları tartışırlar. Ruhuyla mı gitti? Yoksa, astral bedenle mi gitti? Ki bunlar abesle iştigaldir. Allah apaçık yazıyor. “Kulumuz Muhammed’i” diyor. Kulumuz Muhammed’in astral bedenini demiyor. Bitti! Allah söylüyor bunu.

İnsandaki birçok hayrın kaynağı neresidir? Kendin misin? Hayır. Hiç ilgisi yok! Allahuteâlâ’nın esmalarından gelen hallerdir bunlar. Allahuteâlâ ne diyor ayet-i kerimede:

“Size bir iyilik gelirse katımızdandır.” diyor. Esmalardan geliyor işte,  şer işlersen nefsinden geliyor.   Ben Amentü’nün sonunu asla kabul etmiyorum. Yanlış bir olay. “Hayır ve şer Allah’tan” diyor. Yav etmeyin eylemeyin!… Allahuteâlâ apaçık Kur’an’ da:

“Size bir hayır isabet ederse katımızdandır, şer işlersen nefsimdendir.” diyor. Biz Allahuteâlâ’ya iftira atıyoruz. Diyoruz ki:

“Hayır, şer Allah’tan!” Ha ceza dersen kabulüm ama şer, Allah’tan gelmez. Gelirse ya nefsinden, ya şeytandan. Ha burada biz Allah’a iftira atıyoruz. Yanlış bir olay bu. Nasıl girmiş bu bilmiyorum. Ben anlamış değilim. Mühim olan makam kazanma, mühim olan oralara ulaşma gayreti değil. Zikirde öyle bir nokta var ki; Allah rızasını ummak dahi menfaat sayılır, seni yolda bırakır. Düşünebiliyor musun? Rızayı ummak dahi bir engel, bir perde olur. Onu dahi aklına getirmeyeceksin. Sadece Allah, Allah olduğu için ibadet edeceksin. Yani; O’nun razı olması, razı olmamasını dahi kale almayacaksın. Zaten cennet, cehennem hiç aklına gelmesin. Yani yol o kadar incedir. Razılığı ummayı bırak, gönülden dahi geçirmek olmaz. Yani o kadar incelir işler.

Makam yükseldikçe, ilim arttıkça kişinin davranışı, tarzı, duası, ibadeti her şeyi değişir. Nasıl ki namaza başlayan “Salat-ı Nefs” ile başlar. “Salat-ı Cisim”, “Salat-ı Kalp”, “Salat-ı Ruh”.

Nasıl zikre başlayan “Akl-ı Maaş” ile başlar. “Akl-ı Maad”, “Akl-ı Evvel”, “Akl-ı Kül” olur. Hep makam atlar.  Şimdi, bir gölün kenarında kamışlar vardır. Aynı sudan emer, aynı topraktan emer, biçimi aynıdır. Birinden pekmez akar, birinden zehir. İnsanda aynen böyledir. Allah’ın ipine sarılmış ile kafir aynı şeyi yer, aynı şeyi içer, aynı yatar, aynı kalkar, davranışları vs. aynıdır ama asla aynı değildir. Birinin gönlü, kalbi Allah’ın nazargahıdır. Birinin de şeytanın nazarğahıdır. Biri hidayet kutbuna yapışmıştır. Diğeri meluniyet kutbuna. Yani; o kadar birbirine zıttır. Allahuteâlâ kendi ismi ile ağzımı süslüyor. Yani bu, herkese nasip olan bir olay değil.

   HOŞNUT OLMADIĞIN BİR OLAY İLE KARŞILAŞINCA NE YAPMALISIN ?

La havle vela kuvvete illa billahNe diyorsun? Evvela onun mübarek adını zikrediyorsun. Ya Rabbi, sana güvendim, sana dayandım, kendimi sana emanet ettim, beni senin hoşlanmadığın hiçbir şeye tevessül ettirme” ve arkadan da ne diyorsun, “La havle vela kuvvete illa billahilaliyyül azim.” Bu zikir cennetin hazinelerinden bir hazinedir, diyor Peygamber Efendimiz.

Abdulkadir Geylani Hz.’nin en çok zikrettiği zikirdir. Allah’ın hoşuna gitmeyen bir şey gördüğünde hep bu zikri çekerdi. Yani her şeyin bir reçetesi var. Veya Ayetel Kürsi’yi oku göğsüne üfle. Veya Ayetel Kürsi’yi oku, yut buna niyet ederek. Bunlardan sana en uyanı tercih et, senin üzerindeki etkisini görürsün zaten. Mutlaka! Bir sen değil hepimiz etkileniyoruz.

Kadınlar öyle sunuyorlar ki kendilerini yani; her haliyle cezp edecek gibi. İnsanlarda nefs var. O nefsi hiçbir şekilde öldüremezsin. Yani bunlara karşı galebe çalmak zordur. Ne diyor Abdulkadir Geylani Hz.; “Benden bin mil uzaktaki kadının baş örtüsüyle Allahuteâlâ beni imtihan etsin, kaybederim.” diyor. Biz en azından onun şerrinden Allah’a sığınmış oluruz ve birde bakın insanın hicap perdeleri ne kadar kalkarsa, şeytana karşı galebe çalması o denli fazla olur. Sen güç kazanırsın.

   GIYBET VE KUL HAKKI İÇİN TÖVBE

Şimdi biz, gündüz iş hayatına çıkarız. Bir insana kızarız, söyleniriz. Allah’a karşı birini günahta görür hatta söveriz. Bak bir ihmalden  öldürdüğün karıncanın hesabı vardır. Sebepsiz kopardığın yaprağın dahi hesabı vardır. İşte bunlardan arınmak için yatsıdan sonraki bir zamanda, sabaha kadar hayırlı zamandır yatsıdan sonra. Bir tesbih, “Ya Rabbi, gıybet ettiğim müminlerin ve bende hakkı bulunan kulların günahları namına “Estagfurullah el azim.” Kimin için? Kendin için değil, o gün boynuna hak aldığın insanlar için isterse kafir olsun, önemli değil. Yani onların haklarından kurtulmuş oluyorsun. Ne oluyor? Sendeki hicapların rengi şeffafa dönüyor.  Yani, zülmet gitmeye başlıyor. Neden?Çünkü; kul hakkı, kafirinde hakkı olsa haktır. Bitkininde hakkı var insanda, komşunun da, akrabanın da, bir çoğunun hakkı var. Yani bunlardan arınmak kurtulmak için gönül aynanı kirden temizlemek için hiç olmazsa akşamdan akşama bir tesbih 100 adet “Estagfurullah el azim”. Kimin için kendin için değil, gıybet ettiğin müminlerin ve bende hakkı bulunan diğer kulların.

Dünya, ahiretin tarlasıdır. Ne kazanacaksak, burada kazanacağız. Buradan gittikten sonra kazanacağımız bir şey yok!

#Sübhanallah #zikir #Salat-ıNefs #Salat-ıCisim #Salat-ıKalp #Salat-ıRuh #akl-ıMaaş #Akl-ıMaad #akl-ıEvvel #Akl-ıKül #tovbe #tövbe #kelime-itevhid #Estagfurullah #kulhakkı #mümin #Subhanallah #nefs #nefsmertebeleri #salat-ıcisim#dinisohbet #SeyyidAliEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız