Seyr-i sülük yolunda Makamlar, Nurlar, Semavatlar, Alemler Nelerdir? Neden kemalât kazanamıyoruz?

0
464

Seyr-i sülük yolunda Makamlar, Nurlar, Semavatlar, Alemler Nelerdir?  Neden kemalât kazanamıyoruz?

   Kelime-i tevhit; Nefs-i Emmare.

   Nefs-i Emmare’nin 4 tane kendisinden aşağıda makamı vardır. Yani Nefs-i Emmare deyip geçtiğimiz zaman olmuyor. Nefs-i Emmare’nin  altında, dört tane kendisinden daha aşağılık tabaka vardır. Ateş, toprak, hava, su; kainattaki 4 unsur da budur.

  Nefs-i Emmare’de de bu dört unsur vardır. Bunların da, en aşağılığı topraktır. Genelde kâfirlerin, münafıkların, fasıkların vs.lerin bulunduğu makamdır. Nefs-i Emmare’ye dahi çıkamıyor onlar.

  Zakir; zikre başladığı zaman, “toprak” makamından ayrılır, Nefs-i Emmare’nin altındaki ikinci makamına gelir.

  İkinci makam “ateş”tir. Ateşte; ucup (Ucub; yaptığı iyi işler sebebiyle kendini beğenmektir.), riya, kibir gösteriş, kovalaklık, ne ararsan mevcuttur. Şimdi “ben dervişim” der, bi havalara girer kendi kendine.  “Şöyleyim” der, “böyleyim” der. Ondan sonra, zikirle, onu da geçer. Nefs-i Emmare’dedir şimdiye kadar.

  Zikirle ateş tabakasını da geçer, “su” tabakasına gelir. “Su” da münafıklık başlar; suyu hangi kaba koyarsak onun şeklini, onun rengini alır. Kaypaklık, münafıklık gibi hallere girer. Zikir, onu da yener.

   Hepsinin üzerinde olan  Nefs-i Emmare’nin dördüncü tabakası olan “hava” tabakasına gelir ki o hepsinden tehlikelidir. Hava şeffaftır her şeyi kaplamıştır, kendini üstün görmeye başlar. O da şeytanın vasfıdır. Onu da zikirle yener, ta Nefs-i Levvame’ye gelir; “kelime-i tevhit” efdal zikirdir bunları yenen.

   Biz zannediyoruz ki evvel Allah  Nefs-i Emmare’yi geçtik mi Levvame, Mülhime gitti… Bunlar sırayla aşılır!

   Bunları birçok kardeşimiz sırayla aşamaz ama zuhuratı anlatır, Nefs-i Emmare’ nin zuhuratını anlatır,  gördüğü kuş değil kuşun gölgesidir. Fakat hüküm zahire göre verildiği için biz ona dersi geçiririz. Sonradan- sonradan, ders yükseldikçe, yükselen dersler  alttaki olanları temizler. Bir çok zuhuratın aşağıdan çıkmasının sebebi budur.

   Birinci kat semavattir. Nefs-i Emmare’de on iki nur alır  Allahuteâlâ’dan, mürşide gidip vird aldığı an 12 derece,  2’ de nefsinin yaratılışında vardır; 14 derece ile yola başlar.

   7 tane “Furkan” verir Cenâb-ı Hak ona, o anda.  7 tane Furkan  hayr kapısı açar ve onu; ondan sonra ne bir büyü tutar, ne cin zarar verebilir.

   Ne diyor Cenâb-ı Hak; “Benim ancak has kullarım beni zikredebilir.” Zakirler, O’nun has kulları! Peygamber Salat-u Selam Efendimiz de; “Onlar benim ehlim gibidir, ev halkım  gibidir” diyor.

  Özel korumaya girer ve 7 tane Furkan verilir buna. “Sırat-ı Müstakim” ’in kapısı açılır, “ihlas” kapıları açılır. 12 tane nur verilir Cenab-ı Hak tarafından. Bu 7 Furkan, sırayla bunun  üzerinde yavaş-yavaş etki yapmaya başlar.

  Ondan sonra, kelime-i tevhitten sonra, Lafza-ı  Celal gelir ki bu ikinci kat semavattır. İkinci kat semavatta; nefis 7 nur alır, kalp 1 nur alır.  14, 7 daha; etti 21. Kalp ne yaptı, 1 nur aldı. Nefis 7 alırken, o 1 nur alır. İkinci kat semavatta Lafza-i Celal çekerken, semavatın içindeki görmesi gereken şeyleri, görmesi lazım; bir muazzam mescit vardır.

   Ondan sonra “Hu” esması gelir, üçüncü kat semavattır. Nefis 7 nur daha alır. Nefis afetlerle doludur. Kalp 1 nur alır. Her nefsin 7 alışında, kalp 1 nur alır. Üçüncü kat semavatta, görmesi gereken orda bir sarı sıvılardan yapılmış bazı şeyler vardır, bunlar açıklanmaz yani!

  4.kat semavat “Hakk” esmasıdır. “Hakk” esması , 4.kat semavatta, Mescid-i Aksa’nın hakikisi vardır. Dünyada ki orijinal değildir, orijinali 4.kattadır; onu görür.

   Ben çok özet yapıyorum bunu . Yani 70 defa özet yapıyorum çünkü; vaktimiz yok o kadar, namaza gidecez, 7 nur  nefis alır,  1 tane kalp alır.

   5.kat nedir “Hay” esmasıdır. Nefis yine 7 nur alır, kalp 1 nur alır.

   6.kat “Kayyum” esmasıdır. Şimdi 4.katta Mescid-i Aksa’nın hakikati var.6.katta da Mescid-i Haram’ın hakikisi var. Hakikilerini orda görüyorsun.

   7.kat “Kahhar” esmasıdır.  7.katta geldiğin vakit bir altın kapıdan geçersin. Nefis yine 7 aldı, nefiste 2 tane nur vardı yaradılıştan,  %98 afetti. 7.  kat semavatta , 7*7= 49; iki de kendinde vardı 51. Nefisteki afetlerden nur daha fazlalaştı ve baya yüksekçe velilerden olur.

  Birinci seyr-i sülük Kahhar esmasında ki kişi. Kalp 14 derece ile yola çıktı. 7. katta 7 derecede aldı,  21 ve 21 sır son “Sır Kapısı” dır.  Doğru “İndi İlahiye” çıkar yol.

  7.kat semavatta, 7 tane alem vardı; ilkin huzur hücrelerine alınırsın, sonra zikir hücrelerine, sonra “Kevser Havuzu”na gidersin, sonra “Sidre-i Münteha” ’ya gidersin sonra, “İndi İlahiye” gidersin, sonra “Kudret Denizi”ne gidersin, sonra da “Makam-ı Cibril”e. Sidre-i Münteha’da görülmesi gerekenlerden. “Sidre” bir alemdir, çok büyük bir alemdir. Sidre’nin altında bir çeşme vardır; 72 bin senelik  yol kadardır.

  İki yerden su akar; onun önünden akan “Kevser Havuzu”nu oluşturur arkadan akanda Kevser’in altında ikinci bir havuzu oluşturur. Cennete gidecek müminler ilkin Kevser Havuzu’ ndan içer, Sırat’ı geçtikten sonra, içinde vesise, desise, vs.ler temizlenir. Yaşı 33’e iner (erkekler), ikinci havuzda yıkanır saçı sakalı yeşile döner. Kadınlar Kevser Havuzu’na girer vesise desise gider. Onlarda ikinci havuzda yıkanır,  bunlar cennete girmeden önce olacak işler. Onlarında saçı yeşile döner.

  Bunu ben bin defa özet yapıyorum. Yalnız 4.kat bak Emmare, Levvame, Mülhime, Mutmain’den, Raziye’ye  geçerken Allahuteâla kalbine “iman” yazısını yazar. Nefisten gelen bi “şer” kapısı vardır, o mühürlenir kapatılır. Ondan sonra her yaptığın zikrin nurunu mıknatıs nasıl demir tozunu çekerse Allahuteâlâ’nın kalbe yazdığı iman yazısı da zikirle nuru öyle çeker. Kalp ondan sonra nurlanır.

  Kalp ondan sonra, gönül, kalp birçok melekeler insanda “kemalât” ondan sonra başlar. Nefis makamlarında başlamaz. Bunlar 1000 kere özet yapılmış işlerdir. Yani derviş bilmese de, bilse de kazancı çok büyüktür. Bir çok dallardan birçok hallerden kazanır, ama bilir veya bilmez onun  bilip bilmemesi de çok önemli değil.

  Ondan sonra ikinci seyr-i sülük yolu vardır. Bu ikinci seyri sülük yolunda herkesin sonuna gitmesi mümkün değildir. Buradaki son iki makam “İhlas Makamı”na her 100 yılda,  4 kişi gelir. Mutlak Peygamber soyundan olacak bunlara “Kutbul Aktab” denilir. Onun üzerinde ki makamda “Gavsul Azam”ın makamıdır. “Bi Hakkı Takva” Makamıdır. Her yüz yılda sadece bir kişi gelir; o da Peygamberimizin (s.a.v.) varisidir. O asrın Resülüdür onun üstü de “Makamı Mahmut”tur.

  Aşağıdan ikinci seyri sülüğe başlayabilmesi için bir derviş, ilkin “Fenafil Şeyh”, şeyhinde fani olacak. Buna “Fenafil Şeyh Makamı” denilir. Şeyhinde fani olacak. Bir mürit aynı  ölü insanı imam yıkarken ona ne kadar  teslim olmuşsa bir mürid şeyhine bu şekil teslim olmadıkça Fenafil Şeyh Makamına kazanılmaz. Asla neden, niçin, nasıl, ne zaman demicez. Derse kazanamaz. Fenafil Şeyh makamını kazanamayan insan asla ve asla “Fenafil Resul”, “Fenafillah” makamına gidemez. Hiç mümkün ve kabil değil. Yüz bin yıl çalışsa faydası yok! Evvela şeyhinde fani olacak buna Fenafil Şeyh denir. Eğer; şeyhte fani olursan, o seni hemen ulaştırır Fenafil Resul Makamına. O zaman şak Resulullah’ta fani olursun. Her zikri, zikirin başlangıcından sonuna kadar Resulullah’ın gözünlen görürsün, her şeyi. O işi başardığın zaman gene bunun anahtarı şeyhttir.

   Ondan sonra “Fenafillah”. Sen gidemezsin seni o götürür. Ondan sonra Fenafillah. Şeyhte fani olursun şeyhin ahlakıyla ahlaklanırsın, peygamberde fani olunca onun ahlakıyla ahlaklanırsın. Ondan sonra da “Fenafillah Makamı” gelir. Allahuteâlâ’nın ahlakının bir bölümüyle,  bir nebzesiyle ahlaklanırsın. Onunla ahlaklandığın an, ikinci seyri sülüğün birinci makamı önüne serilir. Buna da “Fenafillah” denilir. Fenafillah Makamı, ikinci seyri sülüğe başlangıç noktasıdır. Yunus dahi bunun dördüncü makamına kadar gidebilmiştir çünkü; evlad-ı Resul değil, ondan öteye  evladı Resul olmadan gidilmez, Peygamber soyu olmadan.

   Yunus ne diyordu;

             Sana ibret gerek ise,

             Gel göresin muhsinleri

             Gel taş isen eriyesin görüp duyup da bunları…

   Ben yıllarca çözemedim Muhsinler kim? Şu mu, bu mu. Sonra bir baktık ki ohoooo!2 seyr-i sülükte  Fenafillah, Bekabillah, ondan sonra Muhsinler, ikinci seyr-i sülükte 4. Makam. Onun üstü “Ülü’l Elbab Makamı”. İkinci seyr-i sülüğün, 5 makamına gelen kişi “Ruhani Miraç” yapar. Ama Seyyid (Peygamber soyu) değilse biraz zor, hemen hemen mümkün değil. Çok nadir bir Seyyide vekalet ediyorsa, vesaire vesaire. Böyle şeyler varsa, yoksa mutlaka Resulullah’ın soyundandır. “Ülü’l-elbab Makamı” nda Ruhani Miraç yapar,  ondan sonra büyük günahları varsa Cenab-ı Hak ona tövbeyi Nasuh yaptırır; Cenâb-ı Hak söyler o tekrarlar.

   “Ehli Hüküm ve Ehli Hikmet Makamları” verilir orada,  sonra da  “İrşad Makamı” orda verilir, bu kadar mı hayır!… Birçok şeyin sırrı çözülür ona açılır. O “Ülü’l Elbab Makamı”dır. Yani mürşitliğin en zirvesidir orası, ondan ötede bir mürşitlik yok.

   Onun üzerine sadece Peygamber soyundan 4 kişi gelir her asırda. “Kutbul Aktab” tır  bunlar. “İhlas Makamı” dır onun üzerine de sadece bir kişi gelir,  “Gavsul Azam” dır. O asrın Resulüdür  ve Peygamberimizin varisidir.

   Allah razı olsun aslında bunlar çok açık anlatılacak şeyler de değil ama bunlar yardımcı olmak için. Gideceğin yolu bilerek gidersen çok daha farklı olur ondan sonra.  Yani bilerek gitmek, bilmeyerek gitmekten daha iyidir. Yani bir miktar bilmek de yarar var. Ondan sonra hep beraber bunları öğrendiğimiz zaman ne oluyor, nereye gideceğimizi biliyoruz. Bilerek gidiyoruz, bilerek gittiğimiz zaman da iş daha kolaylaşıyor. İş daha iştah açıcı oluyor, yani bıkkınlığı atıyor insan. Yani  şahika, hedef belli. Hedef, Allah rızası. Bunun dışında  bir hedef yok!

  İlle şu makamı  kazanalım, şurada bu olalım, burada şunu yapalım bunlar değil  önemli olan. Önemli olan tek şey var; Allahuteâlâ’yı çok sevmek, Allahuteâlâ’dan çok korkmak, onu her şey den çok sevmek! O çünkü; her şeyden çok sevilmeye layık. Hiçbir varlık yoktur ki birine iyilik etsin, kötülük görsün. İyilik etsin, o kötülük etsin. Bu iyilik etsin. Bin defa adam kötülük etse de Allahuteâla aç öldürmüyor insanı.  Ona nimet de veriyor, sıhhatte veriyor yani Allahuteâla’nın hoşgörüsü rahmeti çok fazla. Böyle bir Allahuteâla’ yı sevmemek nankörlüğün en büyüğü olur!

  En çok sevmemiz gerektiğini anlarız, en çokta korkulması gerektiğini anlarız. Bi “Kün!”  emriyle alemleri yaratan bi Cenab-ı Hakk’ın gücünü kuvvetini düşün ki, biz neyiz yani!

  Ha insan, eğer “gönlü” olmasa insanın, insan çok önemli bir varlık değil. Ne var ki insanın gönlü var. Gönül çok büyük, kalple gönül müşterek bir olaydır; bu çok büyük, ondan sonra bunlar  olduğu için insan değerlidir. İnsanın kendisi, kendisinin de değerini bilmez. “Nefsini bilen Rabbini bilir.”

  Allahuteâla’nın rızasına ulaşmak çok zor değil. Yeter ki birinci adımını  nefsin tepesine bas. İkinci adımı, Allah rızasına atarsın. Biz bir türlü o nefsin tepesine ayağımızı basmayı başaramıyoruz, beceremiyoruz. Onu becerdiğimiz zaman zaten mücadeleyi kazanmış olacağız, bitirmiş olacağız. Onun için Allah razı olsun, niyet amelden üstündür! Beceremiyorsak da bir gün bunu becereceğiz,  niyetimiz de bu.

  Allahuteâla iyi niyete sevap veriyor, iyi niyeti; ibadet telakki ediyor.  “Niyet amelden üstündür” hadisi bunun için söylenmiştir zaten. Hiçbir derviş yoktur ki art niyeti olsun, mutlaka iyi niyet sahibidir ve bu da Resullulah’ın övgü ile bahsettiği hadisi şerifin kapsamına girer. Yollar çok uzun değil, çok kısa da değil ondan sonra ee tabi 3 günde, 3 senede de olmaz ama biz bir ömrü…

  Bakın bir insan günde 1 saat yemek yer, 7- 8 saat uyur, 3-5 saat televizyonun başında geçirir, birkaç saat çay içmeyle geçirir. Yani şöyle 8-10 saat çalışmaya ayırır, bunlar hepsini derleyip topladığımızda, şöyle bir yere yığdığımız zaman Allah için; Allah’a ayırdığımız zaman çok az. Biz karımıza ayırdığımız zaman kadar Allah’a zaman ayırmıyoruz, doğru mu?  Eğri oturup doğru konuşalım, şimdi biz yemeği içmeye ayırdığımız zaman kadar Allah’a zaman ayıramıyoruz. Ondan sonra… Biz dünya için, dünya galesi için uğraştığımızın onda biri kadar zamanı Allah için ayıramıyoruz.

   Eee şimdi Allah razı olsun, biz bunları zerre kadar görmeden, niye Allah beni havada uçurmuyor, ya ben 10 senelik dervişim, niye şu olmadı, bu olmadı diye soruyoruz kendimize bazen. İyi de kardeşim, her şey bir çalışmanın semeresidir.  Biz Allah için ne kadar gayret ettik ki, Allah bizim için gayret etsin. Bi günlük amelimizi toplayalım aha bu kadar bir  kırıntı, diğer işleri ayırdığımız şey onun ooooh 50 misli. Bunlar yalan mı yani? Yalan değil, doğru olan bu ondan sonra… Ee şimdi Allah razı olsun, işte biz o nefsimizin tepesine ayağımızı basabilirsek ondan sonra, o zaman bizim her halimiz ibadet olur.

  Çalışırken de, kalbimiz “La ilahe illallah” der, devamlı ibadette olur. Öyle bir gün geliyor ki, bak dervişliğin sonu oraya geliyor, devamlı zikre gider. 24 saat,  çalışırken, yemek yerken, uyurken de kalp zikreder. Sen uyursun, kalp uyumaz. Şunu çek, bunu çek diyemezsin asla, o ne çekilmesi gerekirse onu çeker. O bilir yani neyi çekeceğini.

#nefsmakamları #nur #şeyh #seyr-isuluk #seyr-isülük #kelime-itevhit #Fenafillah #bekabillah #semavat #alemler #kevserhavuzu #SidreiMünteha #irşadmakamı #EhliHükümveEhliHikmetMakamları #BiHakkıTakvaMakamı #KutbulAktab #İhlasMakamı #GavsulAzam #Mescid-iAksa  #Mescid-iHaram #sırkapısı #dinisohbet #SeyyidAliEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız