Ruhanî Miraç Nasıl Olur? – İbadetlerin En Efdali Nedir? – Kıyamete Doğru Velilerin Gücü!

0
422

Mescidi Aksa’da ileriki tepenin üzerinde bizim bu cemaatten de insanlar var, cinlilerden de… Yani binlerce cinli, mürit bize. Orada bir zikir yaptık ki Mescidi Aksa’nın orada, yerler gökler inledi. Cinlilerin hepsi yüksek okul talebesi. Profesörleri ile geldiler. Üniversite talebesi hep, yani zikre gelenler. Sonra çıktık, şöyle bir baktım; Levh açıldı. Ama her harf dünya büyüklüğünde altından yazılmış, Levh’deki Kuran. Ayetler geçti, geçti, geçti, geçti, geldi:

“İnna fetahnâ leke fethen mûbîna”

Miraç oradan başlar, başka yolu yok. Bundan sonra tayy-i mekandır, ondan sonra bir lahzada kendini orda da bulursun. Bunları konuşmak çok doğru değil ama kısaltarak, çok detayına girmeyerek… Peygamberimizin miracı da aynen oradan başlamıştır. Yani, miracın kilidi, anahtarı neresidir? Mescidi Aksa’dır. Mutlaka… Dünya’nın neresinde olursan ol başlangıç yeri orasıdır. Oradan çeker gider. Yani Allah’ın murad ettiği, Allah’ın önünü açtığı, Allah’ın kendisi için seçtiği kullar, yolculuğu oradan başlar. Miraç olayı budur. Yani şimdi Allah razı olsun, bunlar Allahuteala’nın lütfudur. Yoksa senin benim gayretim ile bu lütuflar mümkün değil. Ne yapabiliyoruz, bir günü ele alalım. Allah’a ayırdığımız zamana bakıp, nefsimize ayırdığımız zamana bakalım. Ama Allah aza, çok verir. En az bire 10 veriyor. Bire 700 de verir, bire 7000 de verir. İşte her şeyi doğru anlayarak, doğru söyleyerek…

Mesela bugün yıllardır kürsülerde duyarız, hadis-i şerifte var. Ama acaba hadis-i şerifi anlayabiliyor muyuz, çözebiliyor muyuz onu? Çok yalın anlaşılmayacak bir tarafı yok ama anlamıyorlar. Şimdi salat-u selam Efendimiz diyor ki:

“Alimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden hayırlıdır.”  E peki, nasıl oluyor şimdi bu? Hiç kafa yorduk mu? Alim kastettikleri kimlerdir? Salat-u selam Efendimizin âlim kastettikleri; gönlünü, gözünü, her tarafını zikirle süsleyenlerdir. Onunla nurlananlar. Âlim bunlar… Zahiri âlime, âlim gözüyle bakmamış. “Âlimin uykusu, cahilin nafile ibadetinden hayırlıdır.”

Niçin hayırlı? Şimdi âlim dediğimiz, Allah’ın veliliğe  doğru giden, belki  de veli olan kişiler. Bunlar âlimler. Bunların uykusu tabii ki hayırlı olacak. Bu zikrederek uyur çünkü. Zikrederek uyuduğu için, uykuda zikir devam eder. Yazılır yani… Nasıl? Zikir bütün ibadetlerin beynidir. Ne kadar ibadet varsa yeryüzünde, hiçbiri zikrin değerini bulmaz. Vücutta kafa neyse, ameller içinde zikir odur. Namaz Allah’ın sözüdür, zikir Allah’ın Zât’ıdır. Salat-u selam Efendimiz de bunu birçok hadiste beyan ediyor, zikrin üzerine bir ibadet yok yani! En eftal olan ibadet zikirdir. Ama namazı kılmadan zikrediyorsan, bir şey ifade etmiyor yine. Yani zikir üniversite ise; üniversiteye girmek için ne yapıyorsun? İlköğretime, ortaöğretime, liseye devam ederek geliyorsun. Yani diğerlerini de yapman gerekiyor. O zaman zikrin ecri de çok büyük, getirisi de çok büyük.

Allah’ın rızasına götürüyor, Mahkeme-i Kübra’da büyük yardımları oluyor. Sorgu suale bile tutulmuyorsun. Bunları biliyoruz zaten, yıllardır anlattığımız şeyler. Zikir bir vücutta baş gibidir, sabır da imandaki. Ama sabretmemen gereken yerde sabredersen de günaha girersin. Bak bu da var! İçtihat kapısı Kıyamet zamanına kadar, ilmi irfanı olana açıktır, kapalı değildir. Vahiy de öyledir. Vahiy asla kesilmez.  Kur’an var; vahiy gelmez, peygamber gelmez asla. Ama vahiy kesilmez. Allah velilerin gönlüne vahiy eder. Neyi vahiy eder? Neden biliyor belli yarın ne olacağını? Allah vahiy ettiği için biliyor. Yoksa Veli’nin ne gücü var ki Allah vahiy etmese. Veli’nin herhangi bir insandan ne farkı var? Nasıl bilebiliyor? Allah sevdiği için vahiy ediyor gönlüne. Hangi gönlüne? İlham gözü dediğimiz kısmına.  O ilham gözüyle görüyor, Allah gösteriyor artık ona. Allahuteâla’nın ihsanı, lütfu… Çünkü “Bunlar benim dostlarım” diyor Cenab-ı Hak. “Onlara dil uzatan, bana savaş ilan eden gibidir.”

İşte biz bu hadisi duyarız; ama “Âlimin uykusu, cahilin nafile ibadetten daha hayırlıdır.” Yahu niçin hayırlı acaba? Çünkü alimler zikrederek uyur. Allah’ı ana ana öyle uykuya dalar gider.  O zikirde sayılır uykuda da. Zikir tabii ki namazdan üstün. Bunun için üstün… Ama biz bunun nedenini aramayız, düşünmeyiz. Çünkü Allahuteâla; “Bu aklı kullanın!” diyor. “Onu zorlayın, kullanın. Onu ben size kullanmak için verdim. Onu körleştirmeyin. Onu bir atmosferde tutmayın, kullanın, açın.” Onun için cahilin ibadetinden, alimin uykusu daha hayırlı oluyor. Bunu da böyle bilmekte yarar var.

Müminin hayatı Fatiha gibi olmalı, Fatiha. Çünkü biz günde 40 kere, Cenab-ı Hakk’ın huzurunda, Cenab-ı Hakk’a bu sözleri veriyoruz. Biliyorsunuz Kur’an’ın kalbidir Fatiha. Bakın bir kuts-i hadiste Cenabı Hak, Cenabı Peygambere ne buyuruyor. Diyor ki:

“Ey habibim! Bu zenginlerin villalarına, yaşantılarına, tantanalarına sakın özenme. Biz sana yedileri verdik. Bu yediler bunların hepsini aşar.”  Yediler dediğimiz, Fatiha’nın 7 ayeti. Yani; biz günde 40 kere Allahuteâlâ’ya, onun huzuruna durup bu sözü veriyoruz. Bu yediler gibi yaşayacağız. Bizim gönlümüz, gözümüz, maksadımız, muradımız, şahikamız, hedefimiz bu yediler olacak. Bunu becerdiğimiz an  Hazreti Cebrail ile tokalaşırız. O gelir senin elini sıkar. Benim seni gördüğüm gibi görürsün. Ve diğer melekleri; sağındaki, solundaki melekleri aynen arkadaşları gördüğün gibi görürsün. Ve bir yaramazlık yaparken de bakarsın, böyle mi yapıyor parmağını. Böyle yapıyorsa, elin uzanmışsa geri çekersin.

Ulü’l-Elbab Makamı, Yunus’un makamının bir üstüdür. Yunus Muhsinlerden. En son Muhsinlerden bahsediliyor.

    Sana ibret gerek ise

    Gel göresin muhsinleri

    Gel taş isen eriyesin

    Görüp duyupta bunları

En son bahsettiği nokta Muhsinler. Bugün, “Ulü’l-Elbab Makamı”nda, “İhlas Makamı”nda, “Bi Hakkı Takva Makamı”nda insanlar var. Peki bu nasıl oluyor? Kıyamete doğru velilerin gücü daha evvelkilerden çok fazladır. Neden? Nedeni şu, Allah ömrünü uzun tutsun, Allah sağlık, sıhhat ihsan etsin her namazda bu Efendi Hazretleri için. Yarın mutlaka gidecek bir gün. Peygamberimiz (s.a.v.) gitti, gitmesi de azattır, zindandan çıkıştır.

Cenab-ı Peygamberimiz, “Bir mümin için en büyük ödül dünyada ölmektir.” Gidecek… O gittiği vakit dünyadaki mirası, onun huyuna benzeyen, onun fizikötesi hallerine benzeyen küt birine geçer. Bir de artı olarak, onun kendisinin de var. Hep bir artıyla gider.

İşte onun için, mesela; bir çığ koptuğu zaman nasıl büyüyorsa, Kıyamet’e doğru gelen velilerin güçleri evvelkilerinden çok çok fazladır. Hep güç büyüyerek gider. Bugün, mesela; bizim içimizde “Ulü’l-Elbab Makamı”‘na gelmiş insanlar var. Daha tam fethedememiş ama! Yani; Yunus’un makamını geçmiş insanlar var. Bu cemaatte var. Onu tam kavrayamamış ama yapacak bir gün.

“İhlas Makamı” ve “Bi Hakkı Takva Makamı” düşünülemez. Onu asla hiçbiriniz düşünmeyin çünkü; İhlas Makamı’na her 100 yılda sadece 4 kişi çıkabilir- Peygamber soyundan olan. Bunlara “Kutbul Aktab” denir.

Bunun üzerindeki Bi Hakkı Takva Makamı’na her yüzyılda bir kişi çıkabiliyor Peygamber soyundan. O da “Gavsul Azam”, zamanın imamı, zamanın Resulu!

Bunun üstü, “Makam-ı Mahmut’” tur, Peygamberimizin makamı. Yani; “Ulü’l-Elbab” Makamına kadar düşünülebilir ama bundan ötesi, hemen hemen imkansız gibidir. Bir kere mutlaka Peygamber soyundan olman gerekecek. Bu dünyadaki insanları düşün, bunlardan sadece dört kişi. Bunun üstü de koca dünyadan tek bir kişi. Bu kişi Cenab-ı Peygamberimizin vârisidir.

Her asırda; bir “Gavsul Azam”, “Zamanın İmamı” vardır. Resullulah Efendimizin vârisidir.

Her asırda 3 kişi vardır, Hz. İsa’nın vekilleridir. Her asırda vardır…

Her asırda yine 7 kişi vardır yine velilerden, bunlar Hz. Musa’nın vekilleridir. Her asırda kırk kişi vardır, Hz. İbrahim’in vekilleridir. Üçler, yediler, kırklar bunlardır. Bunların hepsi Gavsul Azam’a bakabilir, hepsi Ümmeti Muhammed’dir. Fakat bunların hepsi Hz. İsa, Hz. Musa, Hz. İbrahim’e …

Bunların dışında, kırk kişi de Suriye’de vardır, bağımsız velilerdir bunlar. Bunlardan bir tanesi eksilse, dünya üzerine bir damla yağmur düşmez bin yıl geçse. Bunlar, devamlı kırk olarak kalır. Bunlar Şam’da. Şam’ın dışında yaşamaz. Bu kırk kişi de biri eksilir, biri girer oraya tayin edilir.

Biliyorsun, Adem’in yoğrulduğu yer, Suriye’dir. Biliyorsun Mahkeme-i Kübra’nın göbeği, Şam’dır. Mekke, Medine’den sonra en ehemmiyetli yer Şam’dır. Allahuteâla’nın ineceği yerdir Şam. Bütün mahşer, Şam açılarak onunla vadisi yani Mahkeme-i Kübra bu. Ama Dünya kaldırılıyor yukarılara, yayılıyor ama merkezi Şam’dır yani.

İlmin anahtarı hilimdir. İlim öğrenmek istiyorsan, hilim ehli olacaksın. Hilim ehli olursan, ilim ehli olursun, ilim ehli oldun mu da hikmet ehli olursun. Bundan biri, bir alttaki oluşmadan ikincisi asla oluşmaz. Ne kadar gayret edersen et “hilim”, “ilim”, “hikmet”! Bu taa alın çakrasından girer insana.

     Okudum bildim deme

     Çok taat kıldım deme   (Yunus)

Okumakla çok bilinmiyor. Alın çakrasından girer. Zaten, biraz kemalat kazandığın an, gözünü yumdun mu zikirde, doğru süratle bir kapıya gelirsin “Rıza Kapısı”dır.

Hiç eğlenmezsin, Rıza Kapı’sını geçersin, “Sır Kapısı”na gelirsin. Hiç eğlenmezsin giderken. Sır Kapısı’nı geçersin, Resullulah’ın nurunda, onun kotasında gark olur gidersin. Zikirde ne görüyorsan, Resullulah’ın gözüyle görürsün. Bu “Fenâfirrasul Makamı”dır. Dönüşte zikir biter, “Sadakallahul aziym” der demez nurundan sayılırsın. Geri geri, “Sır Kapısı”na girersin, dikilirsin. Sırlar, başlar alnından girmeye, alın çakrasından. Kütür kütür girer. Ne lazımsa sana girer. Yükünü aldın mı irade sende! Tak, atlarsın Rıza Kapısı’na. Rıza Kapısı’na gelirsin, orada hilim, ilim, hikmet girmeye başlar. Alın çakrasından girer hepsi. Hilim, ilim, hikmet. Aldın mı yükünü? İstersen bir saat dur. İstediğin kadar al, mal bol orada, talibi sen!… İstediğin kadar al, sonra, küt gelirsin, seccadendesin.

Ve bakın size şöyle bir tavsiye… Ders değil, emir değil, gönlünüzden gelirse. Gelmezse değil yani, dersle ilgisi yok. Yapabilirsiniz her zikirden sonra “Yarabbi! Gıybet ettiğim müminler için ve ben de hakkı bulunan diğer insanlar için, hepsinin tamamı için”  yüz defa istiğfar edin. Onların namına, bilerek bilmeyerek çıkan gıybeti buraya yazdırmayın, sildirin. Bunun çok faydaları olur. Yani zor bir şey değil, yüz tane istiğfar kendin için yapıyorsun. Sonunda da “gıybet ettiğim müminler ve ben de hakkı bulunanlar namına.” Birinin kalbini kırmışsındır, birine kızıp arkasından kötü konuşmuşsundur, haktır bu. İnsanız, zayıf taraflarımız var. Ne olursan ol, kızmışsın, birine sövmüşsün veya birinin hakkında konuşmuşsun. Onun namına, onun günahları namına istiğfar ettiğin an ne yapıyorsun? Ona sövmeden çok daha büyük bir iyilik yapmış oluyorsun. O haberi olmadan, amel defterini birçok ecir alıyor. Yani senin ona yaptığın haksızlığın çok daha büyüğünü ona hediye etmiş oluyorsun.

Hani, ayet-i kerimede “Seriul Hisab” geçer ya, bu ayetin kapsamındadır bunlar. Birine bilmem ne demişsin, tak onların günahları sana gelmiştir. Senin sevaplar ona gitmiştir. O anda oluyor ya “Seriul Hisab” görülmüştür hesap.

Sen bunu yapmakla, onu aktardığım sevapları geri yerine getirirsin. Ve o kişinin de birçok günahını dökmüş olursun. Ha bunu yapabilirsiniz, bu ders değildir yani, bu nafiledir, yapabilirsiniz, yaparsanız yarın Mahkeme-i Kübra’da, gıybetten sorgulanmazsınız o zaman. Ufak tefek haklar, bu şekilde ne yapıyorsun? Bir kolaylık sağlamış oluyorsun kendine. Beşer yani, insan beşerdir. İnsanda yaradılışta tepkiler vardır. Hazret-i Cebrail’de tepkiler var, sende nasıl olmasın kardeşim! Sayha yaptı mı, koca vadileri kaldırıp, altüst edip dağıtıyor. Yaratılanda bunlar var, biz beşeriz, zayıfız yani, kızdığımızda olur, sövdüğümüzde olur, şu da olur, bu da olur… Ama akabinde onun günahları namına istiğfar ettiğin an ne yapıyorsun? Ona sövülmeyle, o bir şey kaybetmiyor. Ama sen onun için istiğfar ettiğinde, onun günahlarından bir kısmını dökmüş oluyorsun. Ona yaptığın haksızlıktan sonra daha büyük iyilik yapmış oluyorsun.

Bazı sövmelerde vardır ki, insan sövmeyle sevap alır. Bunları da bazı arkadaşlar on beş sene sonra öğrendi. Bana geldi; “Yav, insan söverek de sevap alıyormuş ya!”

“İmam Maliki’nin fetvalarında mı gördünüz?” dedim. “Evet, okurken denk geldi” dediler. Yav, adam Allah’ın düşmanı, apaçık Allah’a isyan ediyor. Buna sövmeyeceğizde ne yapacağız?  “Aferin” mi diyeceğiz? Ona sövmeyle bir tepki veriyorsun yani! Sen Allah’ın adamısın, Allah’ın saffındasın. Başka ne yapacaksın ki, sövmeyle geçiştiriyorsun.

#dinisobet #sohbet #enefdalibadet #kıyametalametleri #kıyamet #miraç #ruhanimiraç #SeyidAliEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız