Resullulah’ın Nurunda Yolculuk – Fenâ Fi’l Resûl Makamı

0
255

   “Bir daha uyuma, seccadeden kalkma, güneş doğuncaya kadar salavat getir. Güneş doğunca da, 5-10 dakikalık küçük bir zikir yap, reçete bu” diyor. “Ben, buna başladım, Mısır halkını doyurmak bana çocuk oyuncağı geldi” diyor. Resullulah’ın beti bereketi bu kadar büyük. Cenab-ı Hak bütün mükevvenatı (yaratılmışlar ve bütün mahluklar) Ehlibeyt’in nurundan yarattı. Bugün içinde Resullulah’ın (s.a.v.) nuru bütün kâinatı kuşatmıştır. İşte, benim ehemmiyetle üzerinde durduğum, o nurda yolculuğu öğrenin. Her dervişin nuru şu dünyayı- lahana yaprağı lahanayı nasıl sararsa, dünyayı saracak kadar nuru var!

   O nuru, Allahuteâla bize yerleştirmedi, yerleştirseydi biz çatlardık. Çektiğimiz bir Esma’ya gizledi onu, o Esma’yı biz çekiyoruz. Ne olduğunu öğrenmeyin şimdilik. O Esmayı çektiğimiz için o Nur bizim tasarrufumuzda. Bizi, Resullulah (s.a.v.)’a götürüp, getiren vasıta o. Yani, bir dağ başında iki metre kar var, attığın adım batar, yürüyemezsin. Ama bir kızak olduğu vakit n’apıyorsun? Dakikada uçup gidiyorsun. İşte, o kızak misali, o nur taşıyor bizi, Resullulah‘ın nurunda. Nereye taşıyor? Nurun merkezine taşıyor, Ravza’ya taşıyor.

   Özendirmek için söylüyorum. Dün salavatları çekiyorum Ravza-i Mutahhara’nın kabri şeriflerinin önünde. Resullulah çıktı, şöyle bir çerçevenin içinde bir gül verdi bana. Nasıl anlatacaksın ki, o gülü? Öyle bir renkler yok dünyada. Yani, yolculuk oraya…

  O zaman, Resullulah’ın ev halkından olur herkes. Artık, Fena fil Rasullulah makamına, yani; onda dokuzunuzun, artık gidip -gelmesi lazım.

    1. Seyr-i sûluktan sonra kişi velidir, Veli ise veliye velinin rızkından vereceksin. Her köşede bir veli yetişsin, bir Allah dostu yetişsin, ne güzel bir şey.

   Bir Allah dostunun, bir gölgede oluşunun dahi beti-bereketi vardır. Onlar kandil gibidir veya yıldızlar gibidir, sadece aydınlatır. Bunların çoğalmasına gayret etmek lazım. Şu irşat olayı, yav her köşeden başlasın, ne kadar güzel bir şey. Bugüne kadar bunlar niçin yapılmıyor? Ben, bu soruları hep sordum.

    Bugün kemâlata ermiş, Resullulah’ın nurunda yolculuk yapan insanın tasarruf gücü olur. Söylediği laf etki yapar. Bugün on kişi etki eden olursa, senede on kişi ettilerse; yüz kişi olur. O yüz kişi, bin kişi olur. O bin kişi, milyon kişi olur ama yıllardır olmuyor. Neden? İşte, nedenini düşünüp bulmak lazım. Yani, Osmanlı’da hep böyle yapıldı, bunlar ki, Osmanlı dünyayı talan ediyordu.

   O Almanya vilayetinin valisine de diyordu; “Bütün Osmanlı İmparatorları güç bizde değil, arkamızdaki dua ordusunda.” diyordu. Kimdi o dua ordusu? Dervişlerdi… Artık zaman ahir zaman. Zaman Kıyamet’e doğru dolu dizgin giden bir zaman.

   “Bir kişinin imanının kurtulması, güneşin doğduğu yerle, battığı yer içindeki her şeyden hayırlıdır.” diyor Peygamber (s.a.v.) Efendimiz. Mümin akıllı insandır, becerikli insandır, asla aptal değildir.

   Kâinatın incisi Resullulah’tır. Allahuteala onun nurundan yaratıyor her şeyi. İşte içtiğimiz çay, ısırdığımız ekmek hep onun beti bereketi.

  “Ya Habibim, seni yaratacak olmasaydım, alemleri yaratmazdım.” diyor. “Seni yarattığım için alemleri de yarattım ve seni Hatem’ül Enbiya olarak en sona bıraktım. Ve senin ümmetinde, bütün ümmetlerin, en seçkini” diyor. “Senin ümmetinin velilerine, daha evvel dönemdeki  Peygamberlere verdiğimden fazlasını verdim” diyor.

   Daha evvelki Ben-î İsrail Peygamberlere, Miraç kapısı açık değildi ama Resullulah’ın ümmetinin velilerine miraç açıktır. 1. ve 2. seyr-i sûlukta yola çıkıyor gidiyor. Allahuteala, o kadar kıymet vermiş, değer vermiş bu ümmete. Kıymet vermiş, muhatap edinmiş, “Yeryüzünün halifeleri” demiş. Bizde, Allahuteâla’nın o hitabına yakışır bir tavırla, yakışır bir atmosferde ne yapacağız? Hayatımızı idame edeceğiz.

   Bunun en güzeli, en mükemmeli, en muhteşemi, en paha biçilmezi, en tarif edilmezi Resullulah’ın nurunda yolculuk etmek ve Resullulah’ın nurunda zikre başlayıp bitirmek. Öyle bir an gelir ki; zikri yapan sen misin, Resullulah mı bilemezsin. Zaten, onun gözüyle görürsün her şeyi.

   Bu “FENÂ Fİ’R-RESÛL” makamıdır, çok yüce bir makamdır. Allahuteâla’nın övdüğü bir makamdır. İşte, insan orada, insan-ı kâmil oluyor. O zaman, o insanın şeytanı, mümin oluyor. Düşünebiliyor musun? Haya ediyor adamdan şeytan. Şeytan mümin oluyor, susuyor. “Yav, bu kadar mükemmel bir şeye ben nasıl vesvese veririm, nasıl uğraşırım?” diyor ve mümin oluyor o adam ölünceye kadar. O ölünce, tekrar şeytan oluyor.

   Yani, bu yolculuk insanı “taa” o merhalelere götürüyor. Allahuteâla‘nın meth ettiği bir kul haline getiriyor. Melekleri çağırıp, onunla iftihar ettiği kişi oluyor. Onun için, Allahuteâla’ nın izniyle bunlara gayret edeceğiz. Tabi bir günde bir haftada olmaz. Onu bileceğiz, yavaş-yavaş,  yavaş-yavaş Allahuteâla ve Resullulah yolumuzu açar.

#resullulah #Allahuteala #kemalat #ruhanimirac #nur #nurdayolculuk #dervis #seyrusuluk #seyrisuluk #seyrisülük #tasavvuf #FenâFi’lResûlMakamı  #fenafi’r-resul #SeyyidAliEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız