Nimetin ve Cennetin Sermayesi Nedir? Zakirler Kimlerdir? Mahşer Nerede Kurulacak? Kabul Olunan Dosdoğru Namaz Nasıl Kılınır?

0
387

Nimetin ve Cennetin Sermayesi Nedir? Zakirler Kimlerdir? Mahşer Nerede Kurulacak? Kabul Olunan Dosdoğru Namaz Nasıl Kılınır?

   Kelime-i tevhit efdal zikirdir “La ilahe illallah” geçen ki sohbetimizde Kelime-i tevhitin cennetin sermayesi olduğunu, “Elhamdülillah” nimetin sermayesi olduğunu konuşmuştuk biri dünyayı çağırır biri ahirete salat selam Efendimiz söylüyor; “nimetin sermayesi Elhamdülillah, cennetin sermayesi La ilahe illallah”; yani “La ilahe illallah” efdal zikir, en efdal zikir cennetin anahtarı. Salat-u Selam Efendimiz bir hadisinde bir olay anlatıyor:

   Mahkeme-i Kübra’da bir adam bir mizanın başına gelir dağlar gibi günahları yüklenir mizana. Buna sorarlar hiçbir bir amelin yok karşı göze koyacak? Yok der diyor gaflete düştüm. O zaman sana mühlet verelim, git dostundan, anandan, babandan, akrabandan, hısmından bir şeyler getir buraya koyacak. Adam gider dolaşır dolaşır…

   “Ne oldu?” “Bir şey bulamadım” der.

   “Peki hiç hayırlı bir şey hatırlamıyor musun?”

   “Yok der” diyor. O zaman yukarıdan bir kağıt parçası sallana sallana

  Mizan’ın öbür gözüne iner ve ağır basar ömründe bir kere hiç kimsesiz hiç bir riyanın karışmayacağı bir yerde gönlü coşarak “La ilahe illallah” demiş. Melekler kaydetmiş onu. O kağıt sallana sallana Mizan’ın gözüne iner ve ağır basar. Bir kelime-i tevhit… Bunlar müstesna haller ama bir mesaj da veriyor. Şek şüphe yok asla, tereddüt yok. “La” yok demek. Ne yok?  Allah’tan gayrı ilah! İmanın anahtarı…

  Diğer hadis-i şerifte Salat-u Selam Efendimiz, kendisine Salat-u Selam olsun, ehline, ashabına… Amel defterinde yetmiş bin kelime-i tevhit bulunan kul kesinlikle onun bedeni ateşe haram olur diyor. Yetmiş bin kelime-i tevhit. Şimdi Allah razı olsun, bir Zakirin (Zikredenin) amel defterinde yetmiş binden çok fazlası var. Olmaması mümkün değil zaten.

   Dervişler yani Zakirler, zikredenler, bunun adı Ahmet, Mehmet olmuş önemli değil. Uşşaki olmuş, Kadiri, Nakşi olmuş bu isimlerin önemi yok. Zakirler tümü bunların. “Benim has kullarım.” diyor Allahuteâlâ, diğerlerinden ayırıyor.

   Salat-u Selam Efendimizle, “Onlar benim ehlim gibidir, ev halkım gibidir.” diyor. Şimdi bundan daha büyük devlet olur mu? Bu dünyada başka nasıl bir Murat’ a erişilir ki?

   Kelime-i tevhidin artıları var daha da… Daha önce işlediğimiz kabahatleri de yakıp kavuruyor. Yani hurufuna sıdk-ı sadakatle; “La ilahe illallah” dediğin an, nasıl kızgın bir tavaya bir tereyağı ya da donuk bir yağ koyarsın da erimeye başlarsa, günahlarda o şekilde erir.

   “Kulum Beni hatırladı, Benim birliğimi. Vela havle vela kuvvete illa billahilaliyyil azim cenette bir hazinesidir”  diyor Salat-u Selam Efendimiz; Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahilaliyyül azim. Yemin ediyorsun Allah’ın büyüklüğüne “Vela havle vela kuvvete illa billahilaliyyil azim.” Bunlar peygamberlerin zikridir.

   Diğer bir de İhlas Suresi’nde ne diyoruz? “Kulhuvallahu Ehad” Allah’ın büyüklüğünü yemin ediyoruz. Her İhlas okumada Allah’ın büyüklüğüne, varlığına, birliğine yemin ediyoruz. “Kulhuvallah” diyoruz Allah büyük.

  Salat-u Selam Efendimiz; “Bir kul İhlas Suresi’ni okuduğu zaman cennet ona talip olur” diyor. “Ben bu kula talibim, bu bana kavuşmalı” der.  Allahuteâlâ’da der ki; “Bu İhlas okudu sana kavuşacak.”

   Ne yaptın “Kulhuvallahu” dedin, Allah’ın büyüklüğüne yemin ettin.  Hemen arkadan “Allahüssamed Samet” nedir? Kâinattaki her şeyin muhtaç olduğu zaten; her şey O’na muhtaç. O ise kimseye muhtaç değil,  “Lemyelid” doğurmadı, “velemyuled” doğrulmadı, “velemyeküllehu küfüven Ehad” O’nun dengi yok, O’nun benzeri yok. O’nun karısı yok, O’nun babası yok,  O’nun anası yok, O’nun akrabası yok, O alemlerde tek, eşi benzeri yok. Bu tecdidi imandır. Kur’ân’da muhkem ayet bunlar.  Kevser’de öyledir. Fatiha‘da öyledir.

   Allahuteâlâ bir ayette; “Habibim, sen o zenginlerin saltanatına sakın gıpta etme. Biz sana yedileri verdik.” diyor. Nedir 7’ler?  Kur’ân’ın kalbi olan Fatiha’nın 7 ayeti. “Elhamdülillahirabbilalemin” alemlerin Rabbine hamd ettim, şükür ettim. Ne yaptın bu ayetle? Nimet’in sermayesini yatırdın. Seni Allah yedirdi, içirdi, ikram etti. Dünyada ne yaptı onun sermayesi neydi? Elhamdülillahirabbilalemin dir bir kul nimet yedikten sonra ya da herhangi bir şeyden dolayı “Elhamdülillah” dediği zaman şu iki melekte “Rabbil alemin” der. Sen, “Elhamdülillahirabbil alemin” dersen, ikisi birden “Amin” der.

   Birinci ayette ne yaptın, “Elhamdülillahirabbil alemin” nimetin sermayesini yatırdık.

   İkinci ayette, “Errahmânir’rahim” dedin. “Ya Rabbi, Rahman ismin ile burada herkese lütuf ediyorsun, iyiye kötüye, düşmanına şeytana, herkese Rahman ismin ile ikram ediyorsun Errahmânir’rahim. Rahim ismi ile de herkesi ötede hesaba çekecen ancak senin dediklerini yapana lütfedersin, rahmet edersin ama gerisine değil. Evvela nimetin sermayesini yatırdın. Sonra dediğimiz hadis neydi, her nefsin himmeti ve gayreti vardı, gayretten himmette döndü, çünkü; Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Kur’ân’ı en iyi anlayandı.  Hadislerle şerh etti zaten. Peygamberimiz (s.a.v.) ahlakı sorulursa validelerimiz şöyle diyor;

   “Siz Kur’ân okumuyor musunuz?”

   “Okuyoruz.”

   “Öyle ise onun ahlakı Kur’ân’dı” diyor. Ahlakı Kur’ân olanın söylediği Kur’ân olur. “Maliki yevmiddin”  “Din gününün sahibi.” Din günü neresi? Mahkeme-i Kübra (Mahşer). Onu gözünün önüne hemen getireceksin. Bütün ümmetler toplanmış, bütün Peygamberler toplanmış, bütün melekler.  Merkezi neresi? Şam! Dünyadaki en makbul yer Mekke mi Medine mi diye sorsalar size ne dersiniz? Mekke  değil! İşte herkes “Mekke” der, Medine’dir.

   Medine’ de kim yatıyor? Resullulah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz. Allah ne diyor? “Ya Habibim, seni yaratmayacak olsan alemleri yaratmazdım.” O’nun yanında alemlerin bir değeri yok. O zaman şimdi herkes aynı şeyi düşünüyor. Mekke mi, Medine mi? Çünkü; Kabe. Halbuki Kabe gibi Kabeler var,  yukarıya doğru 5 tane kıble var. Hepsi Rasulullah Sallallahu Ve Sellem yaratıldığı için yaratıldı. Dünya üzerinde en değerli yer  Medine’dir sonra Mekke, en arkadan Şam.

   Şam Mahkeme-i Kübra’nın (mahşerin) merkezidir. Allahuteâlâ o dehşetli gün geldiğinde, dünyayı yayar ve götürür cennet ve cehennemin arasına yerleştirilir. Merkezi Şam’dır. Bütün ümmetler oraya toplanır. Büyük bir saltanat içinde Şam’ın merkezine iner Cenab-ı Hak Celle Celalühü. Mahkeme-i Kübra hesap günü başladı.

   Her amelden bin yıl, elli amelden  elli bin yıldır. Dünyanın bir günü Cenab-ı Hakk’ın bir yılıdır. Böyle günler elli bin yılı bir düşün ama adam gibi yaşayacaksın! Bir mümin de en kısa farzı bulunan bir namazın farzını kılacak zaman da Mahkeme-i Kübra’dan geçer gider. “Malikiyevmiddin” deyince en azından bunun farkında olmamız lazım en azından, dahası var.

  “Malikiyevmiddin” din gününün Mahkeme-i Kübra’nın hesabın sahibi ve hemen akabinde “İyyakenabüdü ve iyyakenestain”  “Yarab, yalnız sana kulluk ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.”

   Akşamdan beri ne diyoruz, benden istemeyene ben gazap ederim. Her gün namaza 40 sefer durduğumuzda, 40 sefer okunan Fatiha’da bunu söylüyoruz Cenab-ı Hakka. “Ya Rabbi, yalnız sana kulluk eder yalnız senden isteriz.”  Ama istemiyoruz! Yani; kendi sözümüzle de yalancı oluyoruz ve bu mübarek ayetin kapsamına girmeyenler dünyada ve uzayda hiçbir şey görmedim ben. Bunu şerh etmeye kalksam ki ben alim değilim, kalan ömrüm yetmez. Yalnız bu ayeti… Bu ayetin kapsamadığı ben bir nebze görmedim. “İyya kenagbudu ve iyya kenestain” in bu 4 ayette bunun bilincinde olarak okursan Cenab-ı Hak meleklere diyor ki; “Bak kuluma, ne kadar güzel söyledi.” Ama hiçbirinde kendinde değil, sen farkında değilsen, “Ey dil, sen yalancısın” diyor.

   Bu 4 ayeti muhakkak bilincinde okuyacağız, yoksa namaz namaz olmaktan çıkıyor. Salat-u Nefste kalıyor. Salat-ü Cisim var, Salat-ü Kalp var, Salat-ü Ruh var.

   Bu 4 ayeti muhakkak okurken farkında olacağız, yoksa Allah azarlıyor her seferinde. “Sen yalancısın, diğer azalarına da ihanet ediyorsun!”  Bunu dedirtmeyeceğiz. Zaten zikreden hiç dedirtmez bunu. Zaten Salat-u Nefsi geçen diğer namazları kılıyorsan, vallahi billahi başlangıç tekbiri “Allahu ekber” deyince, kıbleden Cenab-ı Hak tecelli ediyor, her zerrende  hissediyorsun, her zerrende Cenab-ı Hakkı hissediyorsun. Kıbleden yani, secde ettiğin yönden Cenab-ı Hak tecelli ediyor. Ne vesvesesi, kim ne gelcek ama bazen de çağırıyon, açıyon onu (vesveseyi). Niçin?

   Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ne diyor;  “Vesvese imanın ta kendisidir” diyor. Öyleyse onun hikmetini anlıyorsak zaten biliriz, anlamıyorsak bu hadise dayanarak bazen de vesveseyi açarız, devamlı değil ama arada da açarız. Kötü bir şey olmasa da, hesabı, kitabı, tarlası, tapası, bir gelir geçer. Çünkü Hadis var. Ama Cenab-ı Hak çok büyük, muazzam şekilde tecelli eder kıbleden. İşte namaz… Namaz, anlatılmayacak şeyler verir sana namaz!… O namazda kıbleden tecelli eder eğer zaten bunların farkında değilsen namaz curcuna olmuştur.

  “Elhamdülillahirabbil alemin alemlerin”, “Rabbine hamd ettiğini” bileceğiz “Errahmânir’rahim”, “Rahman” isminin ile burada herkese lütfeden Allah, “Rahim” ismi ile de ötede yalnız Allah’ın dinini yaşayanlara…”  “Maliki yevmiddin” Mahkeme-i Kübra, “İyyakenabudu ve iyyakenestain” “Yarabbi, yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.” Kula kul sebep olur.

  “Sebebe teşekkür etmeyen Allah’a teşekkür etmiş olmaz” diyor hadis-i şerifte. Burada ona da teşekkür bu konuda ona da teşekkür etmen gerekiyor ama nimeti veren Allah’tır kul kepçedir. Kepçeyi tutan bir var, o el Allah’ın eli. Kepçe de kuldur sebep olan hepsi bu kadar. Bulaşan  kepçeyi yemeğe soktuğumuz  soktuğumuz zaman nasıl yıkıyorsak, o kulada teşekkür edeceğiz. Yani; nankörlerden de olmayacağız eğer bu 4 ayeti unutarak geçmiş isen al Fatiha’yı geriden, baştan al yani; bu 4 ayeti muhakkak bilerek, bilinçli bir şekilde oku, yoksa namaz namaz olmaktan çıkıyor, kalp gaflette. Ki müminin miracıdır namaz. Gaflette Miraç olmaz. Kişi Miraç yapar. Bu gaflet  kalkmadan, zaten derviş bir gün ruhani miraç yapar, bu gaflet kalkmadan, bu hicap perdeleri kalkmadan, bu basamaklar tırmanılmadan, Allah huzuruna almaz o kişiyi.

  Ne yapacağız? Peygamber Salat-u Selam Efendimiz ne diyor; “İki günü birbirine eşit olan mümin ziyandadır” diyor. Mal meta için söylenmiş bir şey değil! Yani ilim de, zikirde, fikirde, kemalatta, tefekkürde birçok şeyde her gün bir arpa boyu da olsa yol alacağız. Öyleyse ziyan eden müminlerden olmayacağız. Nedir bu? İnsan güzel bir söz, güzel bir şey, her şey… Hiç ummadığın yerde olabilir bunu alacaksın güzelse, ilimle, bilimle ilgili olursa. Allahuteâlâ’nın hoşnut olacağı bilim, ilimdir.

   Peygamber Salat Vesselam Efendimiz ne diyor; “Ya Rabbi, ilminde, malında, nimetinde her şeyin hayırlısını istiyorum” ilminde hayırlısı var, hayırsızı var. Şeytanda meleklerin imamıydı, ilim çoktu. Ne oldu? Yararlı ilim değil. Ne yaptı? Benliğe girdi, şuna girdi, buna girdi. Herkesin bildiği konu, girmeye gerek yok.

   İki günümüzü birbirine eşit getirmeyeceğiz. En azından ne yapacağız? Sağdaki meleğe ne yazdırıyoruz? Sofraya oturuyoruz. Yarabbi senin isminle sofradan kalkıyoruz , “Elhamdülillahirabbil alemin” diyoruz. Ama 3 sefer, ama 5 sefer, ama 7 sefer, ama 17 sefer yazdırıyoruz.

   Allahuteâlâ’nın en hoşuna gitmeyen insanlar, nankörlerdir.  Allahuteâlâ’nın en hoşuna gitmeyen insanlar, yaşlılıkta zina yapanlardır. Allahuteâlâ’nın en hoşuna gitmeyen insanlar, fakir ve gururlu insanlardır. Fakirken benliğe girmiş insanlar, gurura, kibre girmiş insanlardır. Allahuteâlâ’nın en sevmediği insanlar ,varken cimri insanlardır yani; varken veremez. Allah ne kadar cömert bir derviş evvela şeyhinin ahlakıyla ahlaklanır, sonra Resullulah’ın ahlakıyla ahlaklanır, sonra Cenab-ı Hakk’ın ahlakının bir kısmıyla ahlaklanır. Bakın Allah’ın cömertliğine kâfire de, şeytana da rızık veriyor, düşman olduğu halde. Birçok hadiste Peygamberimiz salat-u selam şöyle  buyuruyor; “Cennetin kokusu 500 senelik yoldan duyulur,  cimri insana  Allahuteâlâ kokusunu bile nasip etmez” diyor. İster  namaz kılsın, ister oruç tutsun, ister bin kere hacca git.

     İşte Yunus bunu teyit etmek için diyor ki;

      Sen Elif dersin hoca

      Dilersen var bin hacca

      Hepisinden iyice

      Bir gönüle girmektir

      Dört kitabın manisi

      Bellidir bir elifte

      Sen Elif dersin hoca

      Manisi ne demektir?”

    Bundan sonra giriyor demin okuduğum şey.

   Mümin asla cimri olmaz çünkü Peygamberimiz cimri değildi. Mümin asla cimri olmaz eğer müritse,  mürşidi cimri değildir. Mümin asla cimri olmaz çünkü Allah’ı seviyor, Allah’a aşık, Allah cimri değil. Yani Allahuteâlâ’nın adetullahı vardır.  O’nun sevdiği şeyler, sevmediği şeyler vardır. Allah cimrileri sevmiyor, demin saydım birkaç madde, daha çok madde var. Kişi edebi edepsizden öğrenir. Birinde edepsizlik gördü mü der ki bende var mı, ona ne kadar yakışmıyorsa, bana daha çok yakışmıyor diye bir kıyaslama yapar.

   Beyazıd-ı Bestami hazretleri ve bir çok Hz. “Biz ahlakı, ahlaksızdan öğrendik” diyor.  Şimdi burada sevmediği huylardan her gün bir miktar arınırken amel defterimize ama zikir, ama tefekkür, hayır hasenattır, sohbet, bir  sadaka, her neyse… Hayırlı bir şeyle  iki günü eşit tutmayacağız. Hayır şeyleri yapacağız, en azından namazı dün öyle kılıyorduk, bugün daha farkında, daha iyi, daha şuurlu kılacağız. “Kulhu vallahu ehad” deyince, Allahuteâlâ’nın büyüklüğüne yemin ettiğimizin farkına varacağız.  Zammı sure veya herhangi bir şey Allahuteâlâ’nın lütuf kapıları çok fazla, aklın alamayacağı kadar fazla. Öyle insanlar vardır ki, bir susuzluktan kıvranan köpeğe su verdiği için cennete girmiştir.

   Allahuteâlâ’nın neyden, ne zaman, ne şekil razı olacağını bilemezsin. Bilemeyeceğin için daima, “Mahlukata şefkatli davranmayan, Allah’tan şevkat beklemesin” kesinlikle bu kuts-i hadistir. Yukarılardan şevkat bekliyorsan çevrene şefkatle davranacan, kalp kırmayacan. “Katı dilliler melundur” diyor Peygamberimiz. Hiç amelini galeye almıyor. Bir dil iğne gibi sokuyor, ısırıyorsa, onun ne bir namazı, ne bir orucunun değeri yok. Ne için? Ahlakı yok! Cenab-ı Peygamberimiz; “Ben güzel ahlakı tamamlamak için geldim.” diyor.  Devamlı ısıran, güzel ahlaka sahip değil o ahlaksızdır. Allah ahlaksızı sevmiyor! Resullulah ahlaksızı sevmiyor! Bizde varsa arınmaya bakacağız.

  Allah razı olsun, iki günü birbirine eşit saymayacağız. Tabii ki herkes de kusur vardır, kul olup da kusuru olmayan yok ki!  Allah bu hakkı vermemiş zaten. Zamanın Gavsıl  Azam’ı olsan günahı kusuru vardır. Ancak nebiler dışında günahsız yoktur. “Günah işleyen helak olur demiyor” Resullulah Efendimiz; “Tövbeyi geciktiren helak olur” diyor. Hepimizin hatası olur. Tövbeyi geciktirmeyeceğiz, cimri olmayacağız ve şuurlu bir mümin olacağız. Allah’ın huzuruna durduğumuz zaman, onun huzuruna durduğumuzu  bileceğiz. Kalbimiz tarlada, tapada,  parada gezmeyecek.

  Namazı bitirdikten sonra nerede gezersen gez.  Ama bakın ben bir dilekçe veriyorum vali beye, bir talebim var. Çanakkale’den arıyor, sana su saat randevu verdi, ben buradan süratle gidiyorum vali bey bize randevu verdi yav. Hazretin huzuruna gireceğiz. On senede, yirmi senede bir kere… Eee be insan düşünsene! Allah seni her gün 5 defa huzuruna kabul ediyor! Bundan büyük saadet, mutluluk olur mu? Namaz kılan benim dediğim şekilde namaz kılsa, vallahi de billahi de, “Ben Allah ile konuştum” dese doğrudur, yalan değil!

  Sen “Elhamdülillahirabbil alemin” diyorsun bilerek.  Cenab-ı Hak; “Bak, kulum ne kadar doğru söyledi.”  Allah seni her gün, Yüceler yücesi her gün, huzuruna kabul ediyor beş defa kıbleden tecelli ediyor sana, her zerren de onu hissediyorsun, bu nimetten, böyle bir hediyeden geri duranın aklına şaşarım… Onun için şuurlu Müslüman bunun farkındadır! Allahuteâlâ’ya o namazında nasip ettiği içinde ayrıyetten; şükür secdesi yapıyoruz. Bin defa şükür secdesi yapsak, yine de hiçbir şey yapmış sayılmayız çünkü; huzura kabul etti seni. Yüksek mevkideki adamın huzuruna kendini kabul ettiremezsin, çok geçerli bir şey olacak ki alemlerin Rabbi seni huzuruna kabul ediyor ve bunun insanlar farkında değil! Sanki bir zorluk, sanki bir külfet. Hemen lambur lumbur, çatalım.  Ne oldu? Namaz bitti.

    Şuursuz devamlı kılınan bir namaz Salat-u Selam Efendimiz buyuruyor; “O namazlar ki, o ibadetler ki onların başına apaçık beladır.” diyor. Niçin? Isıran bir dili var! Ahlak yok! Mümin nedir? Dilinden, elinden her şeyinden emin olan kişidir. Bunlar yoksa ahlak yok. Ahlak yoksa bacağın biri kırıldı, düşer. İman, ahlak ve amel üç ayak bunlar. Mutlaka olacak ben müminim diyen insanda. Benlikten çıkacak. Allah’ın aman kapısında duracak. Yoksa biz neyiz? Gücümüz ne, kuvvetimiz ne? Neyiz? Adamı bir kene ısırıyor da küçücük bir şey adam ertesi gün ölüyor. Hani sen ayyuka çıkmıştın! Atıp tutuyordun ya! Nemrud’u  bir sivrisinek bitirdi… Öyleyse haddimizi bileceğiz. Kime külhanbeylik ettiğimizi bileceğiz yani.

  “Allah var mı birader?” “Var!” niye yok gibi davranıyorsun? Bu nasıl bir tezat? Hem var diyorsun, hem yok gibi yaşıyorsun! Bunu anlayamıyorum ben. Varsa, var gibi yaşa o zaman!…

#Allahvarmı #nimet #Cennet #cennetinsermayesi #FatihaSuresi #Fatihadaki7 #FatihaSuresi #şükür #şükr #Allah #sohbet #dinisohbet #nimet #cennet #zikr #zakir #mahşer #namaz #güzelnamazkılmak #tovbe #tövbe #BeyazıdBestamihazretleri  #BeyazıdiBistamiHz.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız