Mahkeme-i Kübra (Mahşer) Nerede Kurulacak? – Hz. Adem’in ve Havva’nın Yaratılışı Kalü Bela – Cenab-ı Hakk’ın “Elestü Bi Rabbiküm” Hitabı

0
202

   Mahkeme-i Kübra’nın merkezi Şam’dır. Merkezi Şam olmak kaydıyla Mahkeme-i Kübra olur. Düzeni kurulur. Hatta, Şam’da veliler vardır. Bu velilerden biri eksilsin, Dünya üzerinde bin yıl geçsin, bir damla yağmur yağmaz. Bu da ayrı bir konuda, ayrı bir şey yani, kısaca; Şam’ın ne olduğunu pekiştirelim.

   Cenab-ı Hakk, Suriye’de yani, Adem‘in yoğurulduğu su hala akar. Onu yoğurdu ve bıraktı. Alemleri yaratan Cenab-ı Hak ama insan yok. İnsanın, ruhu da yok. Kalu Bela olayı yok, “Elestübirabbiküm” hitabı yok daha. Onu çok iyi anlayalım.

   Bütün mahlukatı, nebâtâtı her şeyi yarattı. İnsan ortada yok daha ve Adem‘i yaratmadan önce melekler toplumuna dedi ki:

   “Eyy meleklerim, Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım.” Ve izah etti.

   Melekler dediler ki:

  “Ya Rabbi, yeryüzünde kan akıtacak, yeryüzünde günah işleyecek, yeryüzünde adam öldürecek, yeryüzünde içki içecek, yeryüzünde zina yapacak, bir eşkıya mı yaratacaksın? Biz, senin zikirden aciz miyiz ki, öyle bir eşkıya yaratacaksın.”

   Cenab-ı Hakk dedi ki:

   “Ey meleklerim, siz Benim bildiğimi bilmezsiniz. Ben, yeryüzünde bir halife yaratacağım.”

   Her şey yaratıldı, insan yok ve ademi yoğurdu Suriye’de. O su, hala akar.

   Hazret-i Cibril’e dedi ki; “O kalıbı, al getir.” Hz. Adem‘i aldı, Mevla’ya götürdü. Yukarıda, koydu. Orada hani kiremit nasıl kızarır, Adem öyle pişmeye başladı.

   Şeytanı biliyorsunuz. O dönemde meleklerin imamı. Meleklerin imamıydı ve İblis, Harris, Azazil… Terfi ediyor, yükseliyor. Meleklere imam oldu.

   O (şeytan) geldi Adem’in başına, -Adem’in yaratılışı 80 ay sürdü.  İlk yaratılışı 80 ay sürüyor, 80 arşın. 72 metre yapıyor. Şeytan yani iblis o gün için lanetlenmiş değil. Meleklerin imamı -geldi Adem’in başında, bir ucundan bir ucuna, bir ucundan bir ucuna, bir ucundan bir ucuna geziniyor.

   “Ya bu, benden nasıl üstün olur? Ya ben, şuadan yaratıldım, ateşin gücünden yaratıldım. Ben, bugünkü meleklerim imamıyım. Bu aşağılık topraktan bozma şey, benden nasıl üstün olur?”

   Ve göbeğinin olduğu yere “Puu” dedi. Aşağılamak için. Hemen Hazreti Cibril, oradan bir parça kopardı, fırlattı. Havada fırlayıp giderken, Allah; o parçadan köpeği yarattı. Köpek onun için, Adem’in göbeğinden alıntıdır. Şeytanın tükürüğü vardır. Adem’in göbeğinden alıntı olduğu için sahibine de çok sadıktır. Konumuz o değil.

   Ve Cenâb-ı Hak bütün melekleri topladı. Dedi ki:

  “Ey meleklerim.”  Bak buraya çok dikkat edelim. “Ben Adem’e kendi ruhumdan, ruh üfleyeceğim. Adem canlanırken, hepiniz ona secde edeceksiniz” dedi.

   Allahuteâla sana nasıl, nasıl bir değer vermiş ki, meleğe sana secde ettirmiş. “Kim etmezse lanetlerim” demiş. Şimdi, Allahuteâla’nın kuluna verdiği değeri bir düşünelim. Biz, burada isyan ederken O’na karşı, bunu hatırlayalım. Meleklere secde ettiriyor sana. Sana nasıl bir değer vermiş. Ve Allahuteâla, kendi ruhundan üfledi. Bütün melekler secde etti, Azazil etmedi. Şeytana Allah gökten bir şua gönderdi, ona isabet etti. Biçimsiz bir şekil aldı ve lanetlendi. İnsanın ilk yaratılışı, şeytanın lanetlenmesi ile Adem’in can bulması aynı anda. Şimdi iki zıt kutup. Birisi şeytan, insandan nefret eden, Allah’a baş kaldıran. Biri de Adem, Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

   Ve bu olaydan sonra Şeytan yani Azazil dedi ki:

   “Yarabbi, beni azdırmana karşı.” Bak, “Ben azdım” demedi.

   “Beni azdırmana karşı, senden mühlet istiyorum.”

   Cenab-ı Hakk demedi;  “Seni, Biz azdırmadık.”

    Çünkü; sapla saman bir başka türlü ayrılmayacaktı.

    “Sen mühlet verilenlerdensin.” dedi Cenab-ı Hakk. Şeytan dedi ki:

  “Yetmez Yarabbi. Bana bütün kullarının kalplerine kan aktığı zaman kan, ne kadar damarda geziyorsa oraları yol et” dedi.

   “Ben onların gönüllerine gireyim, kalplerine gireyim, oraları karıştırayım” dedi.

   “Tamam, onu da verdim sana” dedi.

   “Yetmez. Kadınları da bana ver” dedi.

   “Kadınları da sana verdim” dedi Cenab-ı Hak.

   “Yetmez. Onun dört cephesini de bana ver” dedi.

   “Dört cephesini de sana verdim” dedi.

   Melekler dedi:

   “Ya Rabbi, sen bu insanı düpedüz cehennem için yaratıyorsun” dedi.

   “O kadar tuzaktan bu insan nasıl kurtulur?”

   Ve şeytan, yemin etti o zaman:

   “İzzetim ve celalim üzerine yemin olsun ki Allah’a, onların yollarına pusu kuracağım ve onlardan pay alacağım.”

   Cenab-ı Hak dedi ki:

   “Senin hiçbir etkin onların üzerinde yok ama isteyerek sana tâbi olan varsa, senin olsun. Seninle, cehennemin dibine gider ama Benim has kullarımın üzerinde, senin hiçbir etkin olamaz, mümkün değil, söz konusu bile değil” dedi.

   Ve bu olay uzunca ama kısaca geçiştirmek gerekiyor.

   Cenab-ı Hak, üç yerde yedi kudretini kullandı. Bak, biri Tevrat’ı yazarken, biri Cennet ağaçlarını dikerken, üçüncüsü de bu Adem olayı. Kudret elini koydu. Kudret elini koydu, trilyonlarca veya milyarlarca ne kadar ruh çıkardıysa Adem’e ve kendi ruhundan ayrıyeten ruh çıkarttı.

   Onlara dedi:

   “Alem-i Berzah’a. Daha evvel yaratılmıştı zaten,  “Alem-i Berzah’a” dedi.          “İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin olsun ki, bunların hepsi cennetlik” dedi,  yedi kudretini koydu ve ilk çıkan ruh adedinin yüzde 99 fazlasını çıkardı.

   “İzzet’im ve Celal’im üzerine yemin olsun ki; bunların da hepsi cehennemlik” dedi.

   Bakın dikkat edin. Ha şimdi diyeceğiz ki; “Allah’ın iradesi bu.” Hayır. Allah, onların kendi haline bırakıldığı zaman ne yapacağını biliyor. Onun için bunu söylüyor. Yani, bir takvim yaprağında; “Ayın 20’sinde, güneş tutulacak.  Takvim yaprağı yazdığı için mi oluyor?  Hayır, olacağı için. Allah’ın sözü de böyle. Çünkü; Cenab-ı Hak kimin ne yapacağını bildiği için…

     Kainatı kurarken Allah

     Nasibi olan bulmuştu felah

     Kimine sevap kimine günah

     O günde verildi güzel kardeşim”

    Çünkü; Cenab-ı Hak kimin ne yapacağını biliyordu. Ve, Hazreti Adem’e can verildiği zaman kalktı, oturdu, hapşırdı. Melekler büyük bir hayrete düştü. “La ilahe illallah Muhammeden Resullulah” dedi. İlk yaratılan peygamber biliyordu Resullulah’ı. Bilmeyenlerde vardı. Tüm melekler secdeye vardı Cenab-ı Hakk’ı. Ve:

   “Ya Allah, ya Hu, ya Hak, ya Kayyum, ya Kuddüs, ya Kahhar, ya Fettah, ya Vahid, ya Ehad, ya Samet…”  başladı zikretmeye Adem. Melekler büyük bir hayrete düştü. “Yarabbi, bu ilk yaratılıyor, bizim bilmediğimiz zikir türlerini biliyor.”

   Cenab-ı Hak dedi ki; “Ey meleklerim, Ben size demedim mi, Ben sizin bilmediğiniz bilirim.”

   Ve Cenab-ı Hak o olaydan sonra, buraları biraz kısaltmak zorunda kalıyoruz. Çünkü; konu Miraç’a gelecek. Yani, kâinattaki en muhteşem olay Miraç.

   “Kâlu Bela” bir zaman diliminin adıdır. Ve Kıyamet’e kadar yaratılacak insanların ruhlarını yarattı ve “Alem-i Berzah”a yolladı. Ve o, Kalu bela denilen zaman diliminde, Cenab-ı Hak o ruhların tümüne dedi ki:

   “Ben kimim? Siz kimsiniz?” Yani; “Elestü bi Rabbiküm.”

   Ruhların bir kısmı secde etti, bir kısmı etmedi. Cenab-ı Hak, aynı soruyu tekrar sordu. İlk secde edenlerin bir kısmı caydı. İlk secde etmeyenlerin bir kısmı secde etti. Üç seferde, değişik sahnelerde secde olayı oldu. Ve Allah, Levh’e bunu yazdı; “Biz, her şeyi bir kitap da yazdık.” diyor ya ayet-i kerimde biliyorsunuz. Her şey bir kitapta yazılıdır.

   Üç hitapta da hiç katkısız secde edenler, peygamberler ve veliler. Üç hitapta, iki sefer secde edenler. Bir sefer tereddütte kalır, Alimler. Üç sefer hitapta, bir sefer secde edenler; müminler. Üç seferde, bir sefer secde edip sonra cayanlar; münafıklar. Hiç etmeyenlerde, kafirler. Bunlar o şekil kitaba yazıldı, Allah’ın “Levh” ine yazıldı.

   Hani Hz. Ali Efendimiz diyor ya; “Ben ahirimden korkmam, evvelimden korkarım.” Ne olduysa evvelde oldu. Bu film çekildi, bugün sahnede oynuyoruz. Dünyada oyuncuyuz, öldüğümüzde uyanacağız. Ve Cenab-ı Hakk’ın yarattığı bu muhteşem alemde, bir sürü mahlukat varken, insan yaşamı bu şekilde başladı. Adem‘i cennete koydu. Adem, mutlu olamadı cennette. Çok güzel bir yer ama kendi cinsinden bir şey yok. Yani, kendi cinsinden ikinci bir Adem yok. Ve yahut iş yok. Cennet çok güzel dönüyor dolaşıyor.

   Cenab-ı Hak onun bu üzüntüsünü görünce, Adem’in sol kaburgasının üzerinde bir çıban çıkarıyor. 72 metre bir insanın çıbanını düşünün ne kadar olur? Bir oda kadar bir çıban böyle büyüdü. Bir gün, çıban yarıldı, içinden Havva anamız çıktı. Cennette. Yani, Hazreti Adem’in bedenindendi Havva. Yarıldı ve düştü. Baktı, baktı… Küçücük bir şey ona göre. Bugün, Havva anamız, senden benden iri düşüyor ama 72 metrelik bir adam için çok küçük bir şey o. Baktı, baktı… Ne bilemedi!… Giderken, gelirken baktı, büyüye büyüye kısa bir zamanda Adem gibi oldu. Baktı, tam bu benim eşim işte…

   Cenab-ı Hakk’ın Kur’ân’daki hitabı:

   “Biz, o elmadan yeme dedik.” Başka ifadelerde bulunan Allah dostları da var. Cennetten atılmaları için. Biz o başkalarına itibar etmeyeceğiz. İtibar edilecek ilk kaynak Kur’ân’dır.

   Cenab-ı Hak, “Biz, onlara yeme dedik.”, “Biz, o meyvadan onlara yeme dedik.” Ve bunlar, Havva validemiz kandırıyor ve bu meyveden hem kendi yiyor, hem de Adem’e yediriyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) diyor ki bir hadis-i şeriflerinde:

  “İnsanlığın atası hata yaptı.” Adem için. İnsanlığın atası hata yaptı ki, sizde yapacaksınız.” diyor. Orada yaratılan ve Allah’ın vechini gören cennette, her şeyi gören  insan hata yapıyorsa, insanlığın atası hata yaptı  ki, sizde yapacaksınız.

   Peki vesile sebep neydi? Şeytana verilen, kimdi şeytana verilen kadın.  Ne demişti; “Ya Rabbi, kadınları da istiyorum.” Kadınları da vermişti Allah. Kadın vasıtasıyla, insanlığın atası hata yaptı. Cenab-ı Hak da bunları cennetten kaldırdı, attı. İkisini de bir araya atmadı. Birbirlerini buluncaya kadar çok çektiler. Adem tövbe etti. Allah, tövbelerini kabul etti biliyorsunuz. Ve işte, Adem’in tövbe edip, Havva‘yı ararken, nereye gözyaşı düştüyse orada çay bitti. Baharatın ilk yaratılışı, bu şekilde başladı dünya üzerinde. Ve birbirlerini buldular fakat bu arada Adem tövbe ederken, öyle bir ağlıyordu ki, gök gürlemesi sıfır kalıyordu. Melekler acıyordu onun haline. “Yarabbi, buna merhamet et.” Melekler dua ediyordu. “Yarabbi, buna merhamet et.” Cenab-ı Hakk, uyku halindeyken onun boyunu 80 arşından, 40 arşına indirdi.

   İşte ondan sonra, Adem Havva’yı buldu. İnsanlık kuruldu Dünya üzerinde. Cennetten atıldı ve insanların atası hata yaptı. Şeytana verilen bir malzemeyle hata yaptı ve insan hayatı başladı.

   Şit, Adem’in oğlu bir köy yaptı. Adem’den sonra bin köyünde kapısına; Dünya üzerinde bunlar hala duruyor. ‘La ilahe illallah Adem Safiyullah Muhammeden Resullulah’ yazdı.  Çünkü; Adem’den Resullulah’ın nuru Şit’e ulaşmıştı. Şit’in alnındaydı. O da biliyordu ki, Peygamberimizin nuru. Onlar biliyordu. Ve bu peygamberler serisi de geldi, geldi, geldi, geldi, geldi. Peygamberimiz yaratılmadan önce, Kureyş, Hz. Ebu Bekir bir rüya gördü. Şam’a gitti kervanla. Büyük tüccardı Ebubekir Sıddık (r.a.).

   Bir rüya gördü. Ay parçalanıyor. Ay’ın en büyük parçaları, Kureyş kabilesine oradan da bir eve geçiyor. Ebubekir Sıddık, çok etkisinde kaldı bu rüyanın. Şam’da, bir rahibe gitti. Sapıtmamış rahiplerden yani, o dinin hak olduğu dönemde, sapıtmamış bir rahibe gitti. Dedi ki; “Ey rahip, ben böyle böyle bir rüya gördüm, çok etkisinde kaldım.” dedi. Rahip bu rüyayı dinleyince yüzü aydınlandı. Dedi ki; “Ey Ebu Bekir, sana müjdeler olsun! Tevrat’ın da, İncil‘in de, Zebur’un da hepsinin dediği, Ahmet geliyor. Sen, ona arkadaş olacaksın, sen ona dost olacaksın, sana müjdeler olsun ki, Ahmet’in gelişi çok yakın, keşke ona ulaşsaydım da, onun ayağının tozu olsaydım.” dedi.

   Ebubekir, Şam dönüşü bir manastıra uğradı. Ona gitti rüyasını anlattı. O da dedi; “Ey Ebubekir, sana müjdeler olsun. Ahmet geliyor. Sen ona yakın dost olacaksın.” Allahuteala, Resullulah (s.a.v.), gelmeden onun alt yapısını zaten hazırlamış. Böyle bir olay değil. Şimdi zamanımız yok, detaya giremiyoruz.

  Birçoğu Hz. Cenab-ı Peygamberimizin geleceğini biliyordu ve zamanı geldi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz geldi. Onun büyümesi “Muhammedül Emin”di. Hiç yalanı olmayan, dost doğru olan, katı dili olmayan, yumuşak gönüllü bir genç olarak yetişti. “Muhammedül Emin” diyordu herkes. Yani, bu bir şey diyorsa, mutlak doğru. Yalanı dolanı yok çünkü.

 Cenab-ı Hakk onun annesini aldı, babasını aldı. Niçin aldı? Melekler ağladı o zaman. Dedi ki; “Meleklerim, Ben Habibimi anne-baba terbiyesine bırakmayacağım, Ben kendim terbiye edeceğim, Ben’im terbiyem de büyüyecek.” Ve onu o şekilde de Resullulah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz geldi Peygamber olarak.

#Levh #melek #şeytan #elestübirabbiküm #AdemileHavva #Hz.Adem #Hz.Ademincennettenkovulması #AlemiBerzah #yaratılış #Hz.Muhammed

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız