HZ. MUSA A.S. KAVMİ İLE NELER YAŞADI? BAKARA SURESİ NEYİN ADIDIR?

0
194

     Bunları bilmenizde yarar var. Musa (a.s.) kavminin ne kadar nankör, ne kadar bayağı olduğunu biliyordu (Ben-i İsrail’in), kardeşi Harun (a.s.)’a dedi ki:

   “Bunlara sahip çık, kavmime, ben Rabbimden Tevrat’ın öğüdünü almaya gidiyorum!”

   Yani; “Bunlara sahip çık, yani ben dönünceye kadar bunlara sahip ol, bunları saptırma!” dedi. Kardeşi Harun (a.s.)’de peygamberdi. Musa (a.s.)  pepeydi, konuşması kusurluydu. Harun (a.s.)’ı bir nevi ona Allah tercüman olarak, peygamber olarak gönderdi. Harun (a.s.), Musa (a.s.)’ın abisidir. Bak bunu da bilin! Harun (a.s.) deyince, kardeşi değil, abisi vardı. Ve Musa (a.s.) “Tur-i Sina’ya gideyim” deyince kavminden yetmiş kişi dedi ki:

   “Ya Musa, bizde geleceğiz, bizde o Allah’ı göreceğiz gözümüzle, yani; gözümüzle görmeden biz doğru dürüst iman etmeyiz” dediler Musa (a.s.)’a, “Yahu!” dedi. Musa (a.s.), “Bak! Allah’ı göremezsiniz, O’na kimse dayanamaz!” çünkü; Musa (a.s.) ondan önce denedi, “Yarabbi, ilah, seni görmek istiyorum. İlle görmek istiyorum” daha evvelki görüşmelerde de. Cenab-ı Hakk dedi ki Musa’ya:

   “Ya Musa! Ben’i görmeye sen dayanamazsın. Yani; dünya vücuduyla Ben’i görmen mümkün değil!” dedi, “Şu karşı dağa bak! (Şurada küçük bir tecelli yani kendisinden, küçük bir tecelli dağa vuracak.) Dağın halini gör!” dedi.

   Musa dağa baktı. Cenab-ı Hak oraya küçük bir zerre tecelli edince, dağ böyle paramparça oldu. Ve Musa (a.s.) tövbe etti. Daha evvelki olay bu, bu sefer Yahudi’lerden yetmiş kişi (Ben-i İsrail’den) “İlla bizde göreceğiz, Allah’ı gözümüzle göreceğiz” dediler. “Yahu bu mümkün değil!”. İşte, şöyle dedi Musa, böyle dedi… Ne dediyse dinlemediler. “Ya bizde geleceğiz, göreceğiz ya da iman etmeyeceğiz.”

   Ne yaptıysa onları koparamadı, bu yetmiş kişide Musa (a.s.)’la birlikte, (konumuz Bakara bak anlatayım) bu yetmiş kişide Musa (a.s.)’ın peşine takıldı, Tur-i Sina’ya çıktı. Allah bunların konuşmalarını da biliyor, niyetlerini de biliyor. Tur-i Sina’da, Allah’la konuştuğu yere gelince Musa (a.s.), Cenab-ı Hak yoğun bir bulut indirdi, bulutun arkasından konuştu. Musa (a.s.), işte ne diyecekse o Tevrat’ın sözlerini alacak. Bu sefer bu yetmiş kişi de dediler ki:

   “Hayır, sen burada yanlış yapıyorsun, biz Allah’ı gözümüzle göreceğiz!”, bulut indi, “Kabul etmeyiz!” dediler. Musa ne kadar yalvardıysa, dinlemedi bu yetmiş kişi, o zaman bir gök gürlemesi, büyük bir şimşek bir geldi, bu yetmiş kişiyi orada helâk etti.

   Musa (a.s.)’ın yanındakiler, bunlar bu hallerde yaşaya dursun, kavimde ne oluyor şimdi! Bakara Samir adında, bir Yahudi kâfiri, Musa (a.s.)’dan ayrılır ayrılmaz dedi ki:

   “Şimdi, Kızıldeniz’de firavunun bütün ordusu ve kavmi yok edilince firavunun bütün o serveti, altınları, ıvırları zıvırları bunlara kaldı. Bu, Ben-i İsrail’e kaldı.” Şimdi, bu Samir!

   Birazda Peygamberimiz ne diyor? Hadislerde, “Ben, ümmetimin ağzı iyi söz eden münafıklarından korkarım.” O da, o kavimin ağzı iyi söz eden bir münafığı Samir.  Samir halkı toplayıp dedi ki:

   “Siz, Harun (a.s.)’ı boş verin. Şimdi! Allah bize bunları saraylarını, mülklerini, her şeylerini bize miras bıraktı. Biz varis olduk. Bu altınlar bize helal olmaz. Bu altınları siz getirin.” dedi. İlkin, Samir kendine düşen altını döktü yere “Getirin” dedi. Bu şekilde kandırdı.

   Millet nasılsa saraylar, köşkler, her şey bunlara kalmış, herkes elindeki altını getirip döktüler. Samir bunu eritti. Bir yüksek dağın başına çıkardı. Bundan, büyük bir dana yaptı. (Bak, Kur’ân’da da bunlar anlatılır.) Büyük bir dana, yüksek bir dağın üzerinde, içini boş bıraktı. O altını döküp, altından, böyle rüzgarın hızlı alacağı yerden, büyük bir delik açtı dananın karnına, öbür yüzüne de daha küçük bir delik uğultu çıkaracak gibi ve akşam oldu. Artık kaç gün çalıştıysa, bir gün bir akşam üstü bunu bitirdi, aşağı indi. Gece bir rüzgâr çıkınca, dana böğürmeye başladı, bu deliklerden, hemen ilkin Samir dedi:

   “İşte Allah! Gözünüzle görüyorsunuz. İşte Allah, bak hiddetleniyor secde edin, yoksa helâk edecek bizi!” dedi.

   Ben-i İsrail, komple başladılar buzağıya tapmaya, Harun (a.s.) ne dediyse dinletemedi. Konu çok uzun!… “Bakara” o altın buzağının adı. Allah onun adını koyuyor Bakara suresine. Bakara suresini incelendiğinde, geçmişten birçok haberlerde vardır. Bakara, o altın buzağının adıydı. Sonra Musa (a.s.) döndü çok hiddetlendi halkına, yani çok uzun bir olay bu konumuzla ilgili kısmı arz ettim. “Bakara” o demek!

#Bakara #Bakarasuresi #Beniİsrail #Beb-iİsrail #dinisohbet #Hz.Musa #kıssa #menkıbe #SeyyidAliefendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız