FİRAVUNUN İMANLI SİHİRBAZI

0
205

Mısır’da firavun döneminde ibret olunacak bir kıssa anlatacağım.

Mısır’da firavunların hüküm sürdüğü dönemde, firavunun sihirbazı yaşlanıyor. Diyor ki:

“Efendim, ben artık yaşlanıyorum bana yetiştireceğim bir çocuk ver. Benim yerimi o alsın.”

Firavunların sihirbazları meşhurdur. Hz. Musa’ya da sihirbaz çıkarıyordu ya… Batılın yani şeytani aklın bir simgesiydi sihirbazlar. Onun için Salat-u Salam Efendimiz bir hadisinde; “Müneccimin küllü kezap” der, bunların hepsi yalancı ve cehennemliktir. Ve firavun, aklı, fikri, davranışları mükemmel olan bir çocuk buluyor. Sihirbaza diyor:

“Al bunu yetiştir!” Yani firavunun baş sihirbazı o olacak. Bu çocuk her gün saraydan sihirbazın evine kursa gidip gelirken yolda bir rahip ile tanışıyor. Biliyorsun bütün dönemlerde, bütün peygamberlerin mutlaka ona tabi olanları en sapık dönemlerde de kaldı. Rahip de temizlerden yani. O devirde gelen, o devirde hükmü geçen Peygamber’ in sünnetine sımsıkı sarılan bir rahip. Sohbet ederken rahip diyor ki:

“Oğlum bu, sapıklıktır. Bu Aziz ve Celil olan Allah’a isyandır. Sen yine firavuna öyle görün. Giderken gelirken biraz erken çık, birazda benden ders al.”

Çocuk zeki ve akıllı olduğu için rahibin tavsiyesine uyuyor. Her gün biraz erken çıkıyor. Rahip, hangi devrin şeriat derslerine, hikmet derslerine… Rahip, iyi yetişmiş bir zat. Oradan da, baş sihirbaza gidip oradan da dersini alıyor. Bu gitgeller yıllarca devam ediyor. Günün birinde, çocuk -kemâlat bulmuş artık- bir olaya rastlıyor. Sapıklardan birisi cinnet geçirmiş. Bir kadını tutmuş yolun ortasında, başlıyor dövmeye. Kimsede sokulamıyor. Sokulanı fırlatıyor. Cinnet geçirmiş tuttuğunu fırlatıyor. Bu çocuk bu olayın üzerine denk geliyor. Olaya bakıyor… Bakıyor…

“Ya Rabbi, eğer rahibin bana öğrettikleri hak ve doğruysa bu kavgayı hemen durdur.” diye dua yapıyor içinden. Çünkü çocuk, hem sihirbaz tarafından yetiştiriliyor. Hem de rahip tarafından yetiştiriliyor. Ve bu çıldırmış adamı bir ter basıyor, dikiliyor.

“Ya ben ne yapıyorum?” diyor. Biranda kesiliyor. Allah duasını kabul ediyor çocuğun. Çocuk temiz. Adam, kadından da özür diliyor. “Ben çıldırmışım özür dilerim, ben ne yaptığımı bilmiyordum.” diyor. Bu olayı da görünce çocuk, kesinlikle rahibin bütün anlattıklarını canı gönülden kabul ediyor. Ve doğru rahibe gidiyor olayı anlatıyor.

“Böyle böyle oldu. Aziz ve Celil olan Allah’a dua ettim. Eğer rahibin bana anlattıkları doğruysa bu hali şöyle yap dedim, Mevla olayı böyle yaptı.”

Detaylı anlatınca rahip tebessüm ediyor:

“Oğul, sen beni geçtin, makam ve mertebe olarak!”

Allah bir kulun duasını anında kabul ediyorsa bu çok şey ifade eder.

“Sen beni geçtin fakat Allah’ın âdetidir, âdetullahıdır. Yakında senin başına iş gelecek, sakın benim adımı, adresimi verme. Sen şimdi makam kazandın, beni geçtin. Başına bir iptila gelecek. Allah’ın âdetullahıdır.”

“Peki” diyor çocuk ve bu çocuğun, şahit olduğu o olay halkın arasında yayılmaya başlıyor. “Ya bi çocuk var. Elini açıp dua edince hemen tesir ediyor…” Şu, bu derken… Buna hastalar, körler gelmeye başlıyor. Kör gelenler, gözü görerek gidiyor. Bunun şöhreti yayılıyor halkın içine. Firavunun sarayında gözleri kör olmuş biri, bunun nâmını duyup buna geliyor.

“Kardeş sen körlerin gözünü iyi ediyormuşsun, bende bu dertten muzdaribim, beni de tedavi et.”

Çocuk diyor ki; “Ben kimsenin gözünü iyi edemiyorum, kimsenin derdine çare bulamıyorum. Ben sadece Aziz ve Celil olan Allah’ a dua ediyorum. Duamı Allah kabul ederse Allah açıyor gözü, ben değil. Ben senin için dua edemem. Sen Aziz ve Celil olan Allah’a iman etmedin sen tevhid-i iman ehli değilsin. Sen sapıksın ben sapık için dua edemem.” diyor. Rahip iyi yetiştirmiş.

“Ben Aziz ve Celil olan Allah’a iman ediyorum. La ilahe illallah” diyor samimi olarak.

“Peki o zaman.” diyor. Bir dua ediyor. Orada gözleri açılıyor. Adam sevinerek saraya dönüyor. Bak iptilâ nerden başlayacak. Saraya dönünce firavun; “Bre senin gözün kör değil miydi?”

“Kör idi.”

“Ne oldu?”

“Valla, senin sihirbazın yerine yetişen çocuk var ya o, bir dua etti benim gözlerim anında açıldı” diyor.

“Ya o, o kadar güçlendi mi? O kadar sihirbaz oldu mu?” Sihir ile açtı sanıyor firavun.

“Hayır! Çocuğa gidiyorsun. Aziz ve Celil olan Allah’a iman edersen. Dua ediyor. Allah gözümüzü açıyor. Bende Aziz ve Celil olan Allah’ a iman ettim. ‘La ilahe illallah’ dedim samimi olarak Mümin oldum o zaman benim için dua etti ve gözlerim açıldı.” diyor. Firavun diyor ki:

“Senin benden başka Rabb’in var mı ki? Derhal bundan geri dön” diyor.

“Hayır asla. Sen Rabb olsaydın, ben senin akrabanım senelerce kör gezdim. Gözümü açmadın sen benim.”

“Benimle inat etme Rabbin benim. Ya beni Rabb olarak kabul edersin ya da başına belâlar getiririm.”

“Valla ne getirirsen getir, ben Aziz ve Celil olan Allah’ a iman ettim! Bundan da dönmem!” diyor. Firavun diyor ki:

“Atın bunu zindana.” Atıyorlar. Sonra firavun:

“Gidin benim sihirbazı getirin” diyor. Getiriyorlar yani çocuğu.

“Sen ne yaptın? Sen nasıl başka Allah edinirsin?”

“O bir alemlerde. Sende bende bütün kainatta onun tablosu. Sen kim oluyorsun ki rabblık taslıyorsun” diyor.

“Derhal bu dininden dön yoksa başına belalar açarım.”

“Asla dönmem.”

“Atın bunu zindana.” diyor. Zindan da işkence etmeye başlıyorlar. Sana bu fikri kim verdi diye. Aylarca işkence ile papazı söylettiriyor çocuğa. Papazı da gidip alıyorlar. Firavun üçünü de karşısına getirtiyor. Evvela akrabasına soruyor,

“İmandan dönüyor musun dönmüyor musun?”

“Dönmüyorum!”

“Vur!” diyor cellada. Kılıçla kafadan vurduğu vakit ikiye ayrılıyor onların gözü önünde. Sonra rahibe diyor; “Dininden dönüyor musun, dönmüyor musun?”

“Ben Aziz ve Celil olan Allah’a iman ettim. Asla!” diyor,  “Rahibin de  boynunu, Vur!” diyor cellada. Firavun Sihirbaz olan çocuğa:

“Bak  bunların akibetini gördün, imanından dönmezsen senin başına daha beterini getiririm!” diyor.

“Valla ne getirirsen getir, ben Aziz ve Celil olan Allah’a iman ettim. Ölüm sadece ayrılıktan kavuşmaya göçmektir. Bizim için hiçbir önemi yok.” diyor. Adamlarını çağırıyor,

“Ben sana daha iyi bir yol seçtim. Bunu alın, götürün…” diyor.

Mısır’da meşhur bir uçurum varmış. “O uçurumun başına götürün, uçurumun aşağısını gösterin, uçurumun başında dininden dönerse geri getirin, dönmezse kafa üstü atın. Kılıçla saniyede ölür! Orada biraz çeksin” diyor. Neyse, bunu götürüyor adamları, dağın tepesine çıkarıyorlar, uçuruma doğru yürürken çocuk içinden:

“Ya Rabbi, beni bu zalimlerin elinde zelil etme. Sen biliyorsun ki bunlar zalim.” diyor.

Tam uçurumun kenarına yaklaşmış bir zelzele geliyor. Bunun yanındakiler uçurumdan aşağı… Allah orada da duasını kabul ediyor. Bu saraya geri geliyor. Firavun bakıyor:

 “Döndün değil mi dininden” diyor?

“Yoo…”

“Neden atmadılar seni?”

“Valla Allah onları attı. Ben sağlam kaldım.” diyor.

“Ya bu nasıl iştir, bu nasıl Allah öyle, böyle sahip çıkan?” diyor.

“Aziz ve Celil olan Allah böyle sıdk-ı sadakat ile bağlanan kuluna, yardım eder!” diyor.

“İyi yardım etsin, şimdi ben sana nasıl olacağını göstereceğim. Bunu şu hedef tahtasına bağlayın!” diyor. Çocuğu bağlıyorlar hedef tahtasına.

“Getirin bana ok ile yayı” diyor. Kendisi öldürecek bunu. Çocuk:

“Ya Rabbi, beni bu zalimlerin elinde zelil etme. Ben sana sığındım. ‘Hasbinallahu ve nimel vekil” diyor. Firavun atıyor oku çat ortadan kırılıyor.

“Başka yay getirin.” diyor. Çat ortadan ayrılıyor.

“Bir tane daha getirin.” Çat ortadan ayrılıyor.

“Ya bu nasıl iştir?”, çocuk oradan bağırıyor:

“Bre kafir, bre mendebur, bre pislik iman et artık. Bak Allah sana ne güzel deliller gösteriyor, sen beni öldüremezsin, beni öldürmenin bir yolu var!”

“Nedir o yol?”

“Okun üzerine Bismillahirrahmanirrahiym yazacaksın, sonra o, oku yaya takacaksın, çekerken ‘Estağfurullah el Azim, Bismillahirrahmanirrahiym, Vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyul azim, La ilahe illallah’ diyeceksin sonra atacaksın oku. Beni ancak öyle öldürürsün.”

Katibe diyor ki, “Bunları sırayla yaz, ben kafamda tutamam.”

Yazıyorlar. Okun üzerine “Bismillahirrahmanirrahim” yazıyorlar.  Firavun başlıyor:

Estağfurullah el Azim, Bismillahirrahmanirrahiym, Vela havle vela kuvvete illa illahil aliyyul azim, La ilahe illallah hepsini dedirtiyor.

Oku sallayınca çocuk, tee kalbinden şehit oluyor. Çocuk canı pahasına ona, onları söyletiyor. Hangi oku çektiyse faydası yok kırılıyor. Ve firavunun dışında, diğerlerinin hepsi gizli “mümin” oluyor, firavuna çaktırtmadan.

#firavun #dua #iman #imanıngücü #imaningucu #duanıngucu #duaningucu #mumin #tövbe

 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız