ESKİ ALLAH DOSTLARININ ALLAH’A YAKINLIĞI

0
473

ESKİ ALLAH DOSTLARININ ALLAH’A YAKINLIĞI

Eski  dostlarına bakıyoruz, bu bir gözlemleme tabi. Allahuteâlâ ile söyleşirken, çok samimi, çok içten. İşte çağımızda o içtenlik o samimiyet kaybolmuş. Allahuteâlâ Kur’ân’da yüzlerce yerde diyor ki; “Sizin gerçek dostunuz Rabbinizdir” kendisi söylüyor bunu. Gerçek dostumuz Rabbimiz ise insan dosta pervasızca sokulur, yaklaşır, yani onun için bir gayreti olur. Ne biliyim daha yakın daha sıcak, o atmosfer kaybolmuş çağımızda.

Biz dua ederken bile duada da eksiğimiz var yani,  eksik hepimizde, çok el böyle kalktı mı olmuyor. Bunlar dua değil, bunlar hepsi yanlışlar! Hadis-i şerifte Peygamberimiz diyor ki:

“El, omuz hizasına kalktığı zaman Allah’ a açılmıştır. Oradan aşağıda olan Allah’ a açılmış değil. Omuz hizasına kalktığı an  Allah’ a kalkan el anlamına geliyor. Ve burada bir sıcaklık samimiyette gerekir. Rabbel Alemi’ ni her zerrende severek, mutlak onun dost olduğunu bilerek. Biz şimdi dua ederken bile Allah’ tan çok uzağız sanki, öyle bir merciye hitap ediyoruz ki; hiç sokulunamaz, hiç huzura girilemez, hiç şu, hiç bu. İşte bu perdeleri yakmak lazım.

Allah diyor ki; “Ben sizin dostunuzum.” Müminlerin dostu, öyle ise, falan şu duayı etmiş, fişman şu duayı etmiş, bunlara da gerek yok. Sen ne felansın, ne öbürüsün. Sen, sensin! Sende senin  içinden geldiği gibi dua edersin. Yunus’un bir dörtlüğünü getirelim. Ne kadar samimi, ne kadar sıcak, ne kadar Allah’ a yaklaşmış. Bak o kadar tabi anlatıyor ki:

“Kullar senin, sen kulların” diyor.

Lafın güzelliğine bak! “Kullar nasıl seninse, sen de kulların” diyor. Kullar, alem, her şey senin ama sende kullarınsın.

“Kulların Rabbisin.” Bak şu kelimenin güzelliğine. Yunus;

      Kullar senin sen kulların

      Günahları çok bunların

      Uçmayla sal bunları

      Binsinler bırak çalabım

Bak şimdi, şu sıcaklığa, şu yakınlığa bak. Şu güzelliğe bak! Yani hangi yönden bakarsan mükemmel!… İşte biz bu mükemmelliği yakalayamıyoruz o sıcaklığı,  sevgiyi, onu yakaladığımız zaman var ya  çok dağları aşmış olacağız. Yani onu yakalamaya gayret etmek lazım. Tepeden konuşmuyor ama sözlerin güzelliğine bak…

      Kullar senin sende kulların,

      Günahları çok bunların

      Uçmayla sal bunları,

      Binsinler burak çalabım.

diyor. Burak’a kim bindi? Peygamberimiz bindi. “ ‘Burak’ la onları koy cennetine!” diyor. Boşver günahı, münahı çünkü; “Bunlar senin” diyor, “Sende bunlarınsın” diyor. Yani ortada yabancı yok diyor. İşte bu yakınlığı yakalamak lazım, bu sıcaklığı yakalamak lazım…

İbrahim Hakkı Hz.‘ne bakıyoruz. O da “Kibariye” evliyasıdır. O da “vahdet-i vücud”, Mevlana gibi. Mevlana, Muhyiddin Arabi Hz. bunlar vahdet-i vücud velisidir, diğerlerinden ayrılır. Onun deyimlerine bakıyoruz. O kadar güzel, o kadar emin ki Allah’ tan. İşte Peygamber Salat-ü Selam Efendimiz de diyor; “Dua ederken  mutlak kabul olacağına inanmazsanız, şüphe kalırsa, o dua kabul olmaz!” diyor.

Mutlak o duanın kabul olacağına ilk önce kendimiz inanacaz gönülden inanacaz. İbrahim Hakkı Hz. vurguluyor;

      Hak şerleri hayr eyler

      Sanma sakın gayr eyler.

İki kelime ama ne kadar  güzel. Başına bir şer iptila gelince , ha şer büyür, şer şu olur, bu olur diye telaşe kapılırsan, Allahuteâlâ’ya olan itimadını, Allahuteâlâ’ya olan güvenini yitirmiş vaziyete düşersin. Hak şerleri hayr eyler, sanma ki gayr eyler! Sakın ha başka türde eylemez yani.

      Sanma sakın gayr eyler.

      Arif olan seyreyler,

      Görelim Mevlam neyler,

      Neylerse güzel eyler.

diyor. Bak şu samimiyete yakınlığa bak. Allah razı olsun, bugün bir insan yıllarca Yaradan’ı zikrediyorsa Arif’ler Meclisine gelmiştir, mutlaka gelir gelmemesi hiç mümkün değil. O istese de, istemese de o arifler meclisindendir.

Ariflerin meclisine o hep gece yarısından sonra gelir.

Ne olur dosttum bu gece uyuma

Uyuma onu yakala.”

Yaradan yakalanır mı? Hem evet, hem hayır. Cevap hangisi ikisi de. Mevlana ne diyor; “Hey sen O musun?” Ondan sonra, yakaladı. Yakalamasa “Hey, sen O musun der mi?”

“Sus Benim ne olduğum dile söze gelmez” diyor. Mevlana da diyor ki; “İşte sana dilsiz dudaksız durmadan konuşan biri, işte sana elsiz ayaksız durmadan koşan biri…” İşte bu hali yakalamamız lazım. Dilsiz dudaksız konuşacaz, elsiz ayaksız koşacaz. Diğer bir yerde de;

“Burada dikilip duranda ben, yürüyüp gidende ben” diyor.

Diğer bir yerde de;  “Çok uzaklardan geçen bir hayal gibiyim.”

İşte bu halleri yakalamak lazım. Bu haller yakalandığı zaman birçok hicap perdesi ortadan kalkar. Ne oluyor Yaradan’ la bir samimiyet  bir yakınlık. Neden yegane dost oysa ki kendisi öyle diyor, mutlak öyledir! Bunda şek, şüphe vesaireye gerek yok. Allahuteâlâ bir şey söylüyorsa o mutlak doğrudur mutlak öyledir. Öyleyse o yakınlığı yakalamak lazım.

#dinisohbet #SeyyidAliEfendi #Allahdostları #Mevlana #İbrahimHakkıhz#vahdetivücut #vahdetişuhut #YunusEmrehz

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız