Cezbe İle Gelen Ecir Nedir? Zikirde Adap!

0
94

   Bir mecliste, bir kişiye rahmani cezbe geldiği vakit, oradaki bütün insanlar için kabul olunmuş, bin hac sevabı yazılır. Bir kişiye cezbe geldiği an, Cenab-ı Hakk’ın rahmeti indi, nazarı indi. Bu bin haccı insan kaç ömür yaşasa yapabilir. Onun için, cezbeleri asla hor görmeyin, bir meclise cezbe iniyorsa; o hayırdır, onu hor görmeyin, cezbe gelen arkadaşın yanı başındakiler salavat getirsin ona, üflesin veya sıvazlasın sakinleşir, salavatın sakinleştirme özelliği vardır. Onun için, bir kişiye cezbe geldiğinde ya bu ne? Bunun yaptığı iş mi diye algılamayın.

   Bu cezbenin inmesi, Allahuteâlâ’nın büyük bir lütfunun oraya ihsan edildiğinin ifade şeklidir belirtisidir. Cezbe, bütün zikir meclislerinde vardır. “Kemâlat” kazanmış insanda, hafif göz yaşı olarak belli eder. Tam kemâlat kazanmamış insanda da; bağırma, çağırma, feryad (Allah diye bağırma) v.b. kemalât ehlinde, ben Hacı Naci Efendiyi de kaç defa cezbe indiğini gördüm, hafif gözleri yaşarır, hazmeder yani; hazım meselesi bu. Yani; kaba inen nur sığmazsa, içi bağıracak yani; o da normaldir, anormal bir hal değildir, yani. Ama kalp genişledikçe, onu hazmeder yani. Cenab-ı Hakk’ın  selamı, Cenab-ı Hakk’ın lütfü, Cenab-ı Hakk’ın hediyesidir. Böyle bir kazancı, nerede elde edeceksin ki, kabul olunmuş bin hac dahası da var yani. Allahuteâlâ, çok cömert, hadis-i şerifte  bir ilim erbabından, ilimden birkaç paragraf dinleyip,  öğrenmek, hem bak ilim öğrenip, bir şey kazanıyorsun, “Hemde bin rekat kabul olunmuş” diyor o cemiyetin hepsine, ayağa kalktığı zaman bin rekat kabul olunmuş namaz yazılır.

   Allahuteâlâ’nın şu cömertliğine, şu lütfuna bak! Müminleri seviyor ve müminlere çok bol ihsanda bulunuyor işte bunu idrak edip, bunun şükrünü yerine getirmek lazım.

   Mevlana’da aynı şeyi yapıyordu, Mevlana’ya cezbe gelince kalkar “sema” (dönme) yapardı. Döne-döne ayakları yerden kesilip, yükselirdi boşlukta, o zaman işte güdumu (def) şeyhi hızlı çalınca gerisin geriye, döne- döne geri inerdi. O çalmanın hikmeti odur yani.

   Biz eskiden Çengeloğlu’nda, halka açık gösteri yapıyorduk, 30-35 sene önce, sonra bu işlere iftiralar, yamalar çekildik kabuğumuza, biz orada binlerce kişinin önünde, körüklerde demirleri kızartırdık, kıpkırmızı demiri ağzımızda soğuturduk, bir zikir türü var onunla. Yani; zikrin bir kovan noktası var, oraya geldiği zaman, seni ne ateş yakar, Gak ile doluyorsun, ne sana kurşun işler. Rufailer ateş ediyor kendilerine, şiş sokuyor buradan giriyor, buradan çıkıyor, oradan sokuyor, buradan çıkarıyor. O her tarikata verilmiş keramet var, ama bunları reklam etmekte çok makbul bir hal değil.

   Ben biliyorum hani, o variller var ya bidonlar, onlarda ateş yakmışlar kışın, atmışlar kömürü, odunu kıpkırmızı olmuş herife bir cezbe geldi, kalktı, onun üzerine oturdu yarım saat, indiği zaman pantolonunda bile yanma yok. Yine, bizim aşçıyı gördüm ben helva karıyor, koca kazan olmuş içi ateş gibi, Allah! Allah! gelip koca küreyi çevirirken, birden cezbe geldi attı küreği, başladı eli ile karmaya, yarım saat ufak bir yanık bile yok, yakmaz kardeşim, Nemrut’un ateşi Hz. İbrahim’i yaktı mı? Yakmadı.

   Onun için cezbeleri yadırgayıp, “Bu da iş midir?” demeyin, o Allahuteâla’nın selamıdır. Büyük bir ecrin verildiğinin işaretidir. Ama dediğim gibi, mürşit silsileyi saadete bağlı değilse, oraya da gelen rahmani değil, şeytanı cezbedir. 

     Geçidin bilmezsen gölü boylama,

     Her olur olmaza sırrın söyleme,

     Ben bilirim diye dava eyleme,

     Arif meydanında şaşarsın var git…

     Çokta çekme dünya yasını,

     Giyipte sallanma hop libasını

     Bal diye içersin ahu tasını

     Sonra zehirlenir ölürsün var git

    Zikrin, edep ve adabına ne kadar çok uyarsan, o kadar rahmet gelir. Bu ümmet, bütün zikrin içinde 8-10 dakika aralığında bağlanabildim, kopmalar oluyor, Resullulah’ı görüyorum, nurdan tacını görüyorum, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nden tut, bütün Piran orada, bütün bizim geçmiş evliyalar orada, Hacı Naci Efendi, biz oradayız, Peygamberimiz değişince, burada Esma değişiyor. Fakat, arada tam kurala uymayınca, Resul’e karşı mahcup duruma düşüyorsun, ordasın zaten, hem ordasın hem buradasın.

     Burada oturup duran da sensin

     Yürüyüp gidende sen.

    Senden içeri, bi sen var o gidiyor oraya yani. İşte kuralına, ne kadar uyulur ise o kadar kazanç kapısı artar. Resullulah; “Aferin” der. Sanmayın Resullulah’a bir salavat getirilsinde, Resullulah orada olmasın, mutlaka oradadır, Resullulah’a salavat getirilen meclise, Resullulah gelmiştir. Hiç gelmemesi mümkün değildir. Resullulah’ın geldiği bir cemiyette, onun varlığını hissettiğin an, edep ve adabın ne olmalı? Biz, bunları daha öğrenemedik, öğrenecez. Resullulah Efendimiz, bizi hoş görüyor, “Öğrenirsiniz” diyor. Onun için, meşrebine ne kadar çok uyulursa, kazanç kapısı o kadar büyür artar.

    Cezbeyi, hor görmesin kimse, Resulullah cezbeyi yadırgamaz asla.

#cezbe #ecir #feryad #kemalat #semayapma #Allahdiyebagırmak #Hz.İbrahim #ateş #yakmayanateş #dinisohbet

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız