Cennetin Sermayesi Ve Nimetin Sermayesi Nedir? Niyet Neden Çok Önemlidir?

0
893

Cennetin Sermayesi Ve Nimetin Sermayesi Nedir?

Ya Allâhu Teâlâ bize daha ne yapsın? Cennetin sermayesini de elimize vermiş, nimetin sermayesini de elimize vermiş, ikisi de bizde. Adam gibi bu ikisine de sarılsak, adam gibi de bu dünyada yaşar gideriz. Cennetinde, nimetinde sermayesi kulun eline verilmiş. Biri Kelime-i Tevhid, biri de şükür; “La ilahe illallah, Elhamdüllilahi Rabbil âlemin.”

Alimler; gerçek alimler, Veli’ler yani Allah dostları.

Ne diyor hadis-i şerifte; “Talebe, hocasına gitmek için yola çıktığı an, her adımında bir derece yükselir. Bir günah dökülür.” Ne kadar uzak diyarlara gidersen… Kazandığın üfff!  Ağa olup gidiyorsun.

Bir kaza, bela oldu yolda; “O şehittir, ilim meclisine gidiyordu” diyor. Hükmü şehit değil, direk şehit oluyor. “Mahkeme-i Kübra’da hesap kitap görmez. Miskten tahtlar üzerinde oturtulur. Ona sorgu, sual olmaz” diyor.

Bütün âlemlerde ilim görüyorsun. Öyle bir ilimle inşa edilmiş ki; hayret edip hayran kalıyorsun. Biyolojiye gir; “Eh be kardeşim, bu ne hesap Yarabbi” dersin. İnsan vücuduna gir, öyle. Ağacın kök kısmına doğru bir bakteri yaratmış Allâhu Teâlâ, o bakteri olmasa hiçbir ağaç ikinci sene yaşayamayacak. O ağacı kemirdiğinde herhangi zararlı bir bakteriyi yok ediyor. Bak! Ağacın etrafına bekçiler koymuş Allâhu Teâlâ. Ama biz bugün o bekçileri yanlış alanda kullandık. Allah’ın işine müdahale ettik. O bakteriyi aldık. Domatese, bilmem nereye aşıladık. Zararlı zarar veremesin diye meyveye aşıladık. Ama o bakterinin yeri ora değil. Halbuki o ağacın dibinde bekçi sadece.

İnsanlar birçok araştırmada hataya, delalete düştüler. Ve bu dalaletinde, hatanında cezasını yine kendisi çekti. Ve çekmekte.

İşte ilim, hilim bilmektir. Hilim, kendin bilmektir. Ha kendini biliyor musun? “Kim ki nefsini bildi, Rabb’ini bilir. Kim ki nefsini bilmedi zaten Rabb’ini bilmez.” Bu hadistir. İlim, hilimle birleştiği vakit kıvama erer. O ilmin olduğu yerde, melekler saf tutar Arş’a kadar ve o cemiyetlere Allah’ın rahmeti sel gibi akar, gider.

“Ve o cemiyetteki kişiler ayağa kalktığı zaman, günah defteri bembeyazdır. Günahlarının hepsi helak olmuştur” diyor hadis-i şerifte. Niçin? Gaye neydi, Allah rızası. Yaradan’ı zikretmek. Yaradan’ın ilminden yararlanmak.

Niyet Neden Çok Önemlidir?

İşte hadisteki; “Niyet, amelden üstündür.”

Evvela niyetle başlıyor her şey. Niyet hayırsa akıbet, hayır oluyor. Niyet şer ise akıbet, şer oluyor. Evvela niyet. Namaza bile durduğumuzda, “Vaktin farzına” diyoruz. Niyet evvela. Niyet olmazsa namaz olmuyor. Oruca kalkıyorsun. Niçin? Niyetin oruç tutmak. Her şeyde ilk adım niyet. Bir ev yaptırsan, ilk olarak niyet ediyorsun. Niyet nedir? Bir şeye karar vermek. Namaz kılmaya karar vermek, namazın niyeti. Oruç tutmaya karar vermek, orucun niyeti. Ev yapmaya karar vermek, ev yapmanın niyeti. Yani her şeyin ilk adımı niyet. Evlenmeye kalkıyorsun, düşünüyorsun, taşınıyorsun, evlenmeye niyet. Seferi olarak yola çıkıyorsun, bu niyet. Söylense de, söylenmese de niyet. Niçin düşünce neydi? O eylemi yapmak. Hayırda ve şerde. Hayırda niyet, yapılmış gibi ecir alıyor. Şerde niyet, şer işlenmezse yazılmıyor.

Mahkeme-i Kübra’da birtakım kişiler gelir. Derler ki:

“Ya Rabbi, bu defterler bize yanlış verildi. Bunlar bizim değil.”

“Neden?” der Cenab-ı Hak.

“Valla biz dünyada fakirdik, bu defterlerde cami yaptırmışız, su akıtmışız, bin tane fakir giydirmişiz, doyurmuşuz, biz kendimizi doyuramazdık. Bu defter bizim değil. Yanlış.”

Allâhu Teâlâ o zaman der ki:

“Kulum sen felan yaşta, felan yere giderken, felan yerde, felan kişi hali vakti yerinde güzel bir cami yaptırıyor muydu? Onu görmüş müydün?”

“Yaptırıyordu, gördüm.”

“O zaman ne düşündün?”

“Valla Allah bize de verse de bundan daha iyisini yaptırsam.”

“Samimi olarak bunu düşün mü?”

“Evet.”

“Ha işte yaptırmış gibi ecir aldın. Bu defterler size yanlış verilmedi!” diyor.

Bütün Veli’ler “Niyet hayırsa, akıbet hayır olur” diyor ya, niyet hayır ise samimi isen Allah’ı üçkağıda getirmek gibi bir niyetin yoksa -ki müminde bu asla olmaz, aynı o eylemi yapmış gibi ecir alıyorsun.

Ama bir kötülük düşündün “Şuna, şunu yapacağım” dedin, karar verdin, son anda vazgeçtin, işine gelmedi herhangi bir sebepten. Ona da suç olarak yazılmıyor.

Şer niyetinde eylem gerçekleşmedikçe, vebal sahibi olmuyorsun. Hayır niyetinde olay gerçekleşmese de ecrini alıyorsun. Allah’ın cömertliğine bak, lütfuna bak! Allah bize daha ne yapsın kardeşim.

Hep öyle mümin, müminin aynası gibi. Hele tarikat, zikir bağı olursa…

Biliyorsun Allâhu Teâlâ zikir eden kullarına; “Seçkin kullarım” diyor, onları ayırıyor, “Onlar Kâbe gibidir hepsi. İmanın kemale ermesi odur”.

“Adama ‘deli’ diyecekler ki iman kemale ersin” diyor Hz. Ali Efendimiz.

Şimdi bir valinin bile evine girsek el pençe divan duruyoruz, önümüzü ilikliyoruz felan filan…

Dergâhlar Allah’ın evi mesafesinde dergâha giren Allah’a misafirdir. Camiye giren Allah’a misafirdir. Orda Yüceler Yücesinin huzurunda olduğumuzun bilincinde olmamız lazım. İşte bazı şeylerden bazı şeyler zuhur eder. Her şey, bir başka şeye alt yapıdır. Mümin için hiçbir iptila devamlı, kalıcı değildir. Asla buna izin vermez Cenab-ı Hak! Bütün iptilalar bir dönem içindir mümin için. Rab’dır ya, terbiye edendir.

Dersten sonra rüyaları alalım. Kural öyledir aslında…

İşte model eskidikçe… Allâhu Teâlâ diyor ya; “Hayatın en zor dönemi olan yaşlılık”. Bunlarda Allah’ın selamı… 

Hz. Ali ile Hz. Ebu Bekir’de (r.a.) Hz. Ali Efendilerimiz, bir gün başına iptila gelmeyince; “Ali kulunu unuttun ya Rabbi!” derdi.

Çünkü hadis-i şerifte Peygamberimiz öyle buyuruyor; “Dünya üzerindeki müminin üzerine düşen küçücük bir üzüntü, gam dahil cehennem azaplarından bir azaptır. Benim ümmetimin cezası dünyadadır, cehennemde değil.” Bu ümmetin cezası dünyada. Dizi, başı ağrıyacak, parasız kalcak, bilmem ne olcak, komşusu dedikodu edecek, karısı huysuz çıkacak, evlat asi gelecek… Bunlar bu ümmetin cehennemi.

Bismillahirrahmanirrahim” diyerek bir şey içiyor Seyid Ali Efendi.

“Zemzem mi içiyorsun?” diye soruyor ağabeyi.

“Evet” diyor Seyid Ali Efendi ve sohbete devam ediyor.

Münafık bunu doyasıya içemiyor. Hiçbir münafığın boğazından bu doyasıya geçmiyor. Hadis var bunun hakkında. “Elhamdülillah münafık değilmişim. Ya Allah, Ya Hakk, Ya Rabbi…”

OKUDUĞUNUZ BU SOHBETİ SEYİD ALİ EFENDİ’NİN KENDİ SESİNDEN DİNLEMEK İSTİYORSANIZ LÜTFEN ALTTAKİ VİDEOYA TIKLAYIN.

—————————————————–

NOT: Sohbetlerde işittiklerinizi veya okuduklarınızı kendi kendinize yapıp, vird haline getirmeyin, tasavvuf ehli iseniz Mürşid veya vekile danışmadan günlük zikir dersine ekleme ya da çıkarma da yapmayın. Ama arasıra yapılmasında da mahzur olmadığını da belirtmek isteriz.

#cennet #niyet #kader#münafık #zikir #dinisohbet

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız