BENLİK PUTTUR! ANNE KARNINDA VERİLEN 4 ŞEY NEDİR? İBADETLERİN EN EFDALİ HANGİSİDİR? DAİMİ ZİKRE ULAŞMA!

0
262

    Cenab-ı Peygambere verilen akıl; Kıyamet’e kadar gelecek olan bütün insanlığın aklını bir araya topla, bunlar Cenab-ı Peygamberimize verilen aklın yanında bir kum tanesi kadar kalır. Peygamberimize verilen akıl buydu. Bak,bunu bugüne kadar hiç söylemedim. Zaten hadis-i şeriflere baktığın zaman bunu hemen anlarsın. O kadar mükemmel kelimeler kullanır ki Hz. Mevlana tırnağı olamaz. Hadislerde ashabın anlamayacağı kelimeler kullanır. Peki nerde tahsil gördü? Ona öyle tahsil görülmüş bir akıl verildi ki, en yüksek seviyede tahsil görmüş bir akıl verilmişti. Onun hadislerinin yüz binlercesinde ara, “reenkarnasyon” olayı diye bir şey yok. İşlemediği hiçbir konu yok. Kuran’a bir adım daha at. Allahuteâlâ Kuran’da satır başlarında, insanın beşikten mezara kadar gerek zahirde gerek batında insanın bütün ihtiyaçlarını apaçık açıklamış. Hiçbirinde yok. Ama adam çıkıyor kürsüye; “Biz biliriz!” Ulan, Allah cezanı vermesin! Benlik puttur zaten. En büyük Velilere bak; “Ben biliyorum” diyen bir Veliye rastlamadım ben. Adam diyor ki; “Üstadımdan, şuradan, buradan duymuştum. Şuradan işitmiştim” ile söylüyor. Hadisten, ayetten söylüyor. Kendinden söylemiyor. “Allah, Rasullulah, Üstadım böyle dedi” diyor. Ulan reenkarnasyon setredilmiş olsa… Senin hikmetten gözlüğün yok bir kere. Öyle hikmet gözlükleri olan insanlar var ki, Allah’ın öyle kulları var ki!… O ayetin bütün detayına bir nazar ile ulaşıyor. Allahuteala; lütfediyor ona. O ayet, ona konuşuyor. “Bende; bunlar, şunlar var.” diyor.

   Ama bir cahil çıkıyor. Peygamberimiz bir hadisinde; “Ben, ümmetimin ağzı iyi laf yapan kullarından korkarım” diyor. Bakın şu hadisin ifadesine güzelliğine bakın. İşte bunlar hitabeti güzel olan münafıklar. Peygamberimizin hadisi, burada zâhir oluyor. Numunesi ortada görüyoruz. Onlar bunlar.

   Konumuza dönelim. Ömrü kısalmıyor, uzamıyor. Levh’te yazmış. Azrail’e de listeyi vermiş. Değişir mi? Değişir. Allahuteâlâ’nın üzerine hiç bir şey farz veya vacip değil. Adam 40 yaşında ölecekse, bol sadaka versin, 80 sene yaşar. Allah için mesele değil ki…  “Ol!” deyince oluyor. Bizim gibi koşmaya, etmeye gerek yok ki. O; Allahuteala. O, aciz değil ki! O, her türlü eksik sıfattan münezzeh. O’nun için mesele yok. Mesele, bizler için var.

   İkincisi de rızkı; sen ayyuku alem olsan, orada taktir edilenden öteye bir şey ulaşmaz.

   Üçüncüsü ne? Cennetlik mi, cehennemlik mi olacağı?

   Ana rahminde 4 aylık bebekken, 4 şey ulaşır. Birincisi can. Ruh ulaşır. İkincisi; ömrü tayin olur. Üçüncüsü; rızkı tayin olur. Dördüncüsü de; cennetlik mi, cehennemlik mi olacağı kesinkes bellidir.

   E iyide bu suç mu işledi? Allah için bilmemezlik yok ki, onun ne yapacağını biliyor. Onu hür iradeyle, yine hür bırakıyor. Bildiği gibi amel ediyor. Bir mümin gibi değil de, kâfir gibi yaşıyor. Diyor ki bak; “Sen şakilerdensin ama yönünü dön Bana, senin alın yazını değiştiririm. Yeter ki dön. İrade senin elinde, Ben; seni serbest bıraktım. Boynundan tutup ne buraya ne şuraya asılmıyorum” diyor.  Kâfire de açık kapı bırakıyor. Onunda önünü kapatmıyor; “Tövbeni et, dön yönünü Bana, senin alın yazını değiştiririm” diyor.  Allah’ımız bu kadar mükemmel.

   E şimdi Allah razı olsun. Allahuteâlâ’nın üzerimizde o kadar büyük lütufları var ki, vallahi billahi hepimiz nankörüz. En zor durumda yaşayan da nankör. Ben nankörüm şahsen. En büyük nankörlerden biri benim. Allahuteâlâ apaçık ayet-i kerimede diyor ki; “Ey kullarım, siz ne kadar az şükrediyorsunuz. Siz ne kadar az düşünüyorsunuz. Ne kadar az tefekkür ediyorsunuz.” Yalan mı? Haşa, Allah yalan söyler mi?  Allah’ın her dediği doğru. Ya şu tırnağımdan bir çatal çıkıyor da, şu tırnağımın değerini o zaman anlıyorum.

   Ya tutan el, tutmayan eller var bir sürü. Yürüyen ayak, yürümeyen ayak var bir sürü. Düşünen akıl, düşünemeyen bir sürü akıl var. Duyan kulak, duymayan bir sürü kulak var. Gören göz, görmeyen bir sürü göz var. Konuşan dil, konuşmayan bir sürü dil var. Bir kıyasla bakalım. Üç gece, Allahuteâlâ uykumuzu alsa dünya başımıza yıkılır. Uykuyu da, lütfeden Allahuteâlâ. Bizim üzerimizde nasıl, ne şekil nimet varsa hepsini lütfeden o. E biz ne yapıyoruz? 24 saatte yarım yamalak, lambur-lumbur namaz… Biz Allah’a kul olduk. Gerisi nerde? Nefsin ve şeytanın peşinde. Ben nankörüm şahsen. Yeterince Rabbime kul olamıyorum. Ha istiyorum, gayret ediyorum. Ama gücüm yetmiyor. Ha bu kadar yapabiliyorum. Keşke daha çok yapabilsem. Ama o nankörlerden olduğumu biliyorum.

   Allahuteâlâ’nın hakkı çok.  O kadar çok ki… Su içiyorum ağız tadıyla, çocuğumun başını okşuyorum ondan bir haz duyuyorum. Mal, mülk ihsan etmiş Allahuteâlâ. Ağaç dikmişim, bu ağaç,  “Şimdilik benim” diyorum.  “Benim değil de, şimdilik benim hizmetimde” diyorum.  Bahçemde bir çiçek açıyor, onu gözüm görüyor, ondan ilham alıyorum. Nereye baksan Allahuteâlâ’nın nimeti. Ben ne yapıyorum? Ben ne yapabiliyorum? Günde 100.000 defa şükretsem, yine bir şey ifade etmez. Allahuteâlâ’nın hakkı hiçbir şekilde ödenmez. Günah işliyorum, hoş görüyor. Günah işlediğim zaman çakıverse bana bir tane. İşte hayatın feleğini sapıtır giderim. Yapmıyor. Mühlet veriyor. Zaman veriyor tövbe için. Ya bu kadar mükemmel bir Allah ki. Hakikaten Allah. Allah kelimesi ancak Allah’ı ifade edebiliyor.

   E şimdi Allah razı olsun. Bir kelimenin ağzına geldim ama söylemeyim kimse hazmedemez, hazmedemeyende zındık olur anında. Hadi onu kenara koyalım. Şöyle çekil sen.

   Muhyiddin Arabi’de diyordu da, nedir bu? “Zındık” diyorlardı. Değildi de herkes anlamazdı.

   E şimdi Sıfat-ı Zatiyye, Sıfat-ı Sübûtiyye, Sıfat-ı Fiiliye. 3 madde bunun için 21 madde, Mengese İlminin hafif kapısı aralanır. Orada mütalaa etmek lazım bu konuları. Bunlar dervişlerin bir gün kapısını çalacağı alanlar. O kapı çalınacak. O kapı aralanacak. Onlar görülecek. Ha ne var ki, bu uzun bir yoldur. Şimdi Rabbimizin lütfu, Rabbimizin hakkı çok fazla üzerimizde biz bunun hiç mi hiç farkında değiliz. Sanki Allah bunlara mecbur. Bizim Allahuteala’nın üzerimizdeki haklarımdan haberimiz yok. Günde 5 vakit lambur-lumbur yatıp kalktık mı, evvel Allah biz hakkımızı ödedik. Böyle yağma yok. Kul, bu değil. Hiçbir şükür, hiçbir ibadet Allahuteâlâ’nın hakkını üzerimizden kaldırmaz. Amelle de cennet kazanılmaz. Ama amelsizde kazanılmaz. Peygamberimizin ameli dahi Peygamberimizi cennete sokmaya yetmez. Allahuteâlâ’nın rahmeti olmasa ki, alemlere rahmet olarak gönderilmiş bizimki hiç etmez. Ama ne var ki; Allahuteala müminleri seviyor. Hem de çok seviyor. Müminleri o kadar çok seviyor ki hele de dervişleri. “Dervişler, Ben’im has kullarım, özel kullarım onlar diğerlerinden ayrı” diyor. Biz, böyle bir devletle nasiplenmişiz. Bunun farkına varmamız lazım. Dervişliğin üzerinde bir rütbe bir makam yok. Adam, gece gündüz Kuran okuyor. Senenin 365 günü oruç tutuyor, 500 rekat nafile namaz kılıyor. İlim irfan öğreniyor, şehit oluyor. Tüm yapılabilecek en güzel amelleri yapıyor. Bir makama geliyor.

    “Size bununda üzerinde bir makamdan bahsedeyim mi?” diyor Ashabı Peygamberimiz.

     “Et, Ya Rasullulah” diyorlar.

     “Zakirler. Zikredenler. Hepsinin üstü. Ondan ötede bir yol yok. Onlar; Allah’ın özel kulları. Benim ehlim gibi benim ev halkım gibi” diyor.

    Ya bir insan Peygamberin ev halkı olursa, bundan ötede ne isteyebilir bu dünyada. Ulan kuru ekmek yesem, ne olur? Su ile ekmek yesem, ne olur? Ben Peygamberin ev halkı olmuşum. O nasıl yaşamış? Doyasıya buğday ekmeği yiyememiş. Bende yiyemesem n’olur? Daha ne? İşte bunların farkına varmamız lazım. Farkına vardığımız zaman rahat ederiz. Orda ne çıkar biliyor musun? Yakîn çıkar. Kime yakîn? Peygambere yakîn. Kime yakîn? Allah’a yakîn. Peygamberin kapısı orda rızada. Şikayete yakın kapısı yok. Allahuteala her şeyi benim şu halıyı gördüğüm gibi, görüp dururken, biz kalkar da yakınırsak… Ha sohbet bâbında, bilgi bâbında anlatırsın, o ayrı bir şey. Onda vebal yok. Ama şikayet bâbında anlattığın zaman kibre düşer, gözden de düşersin.

   Bunları çok iyi bilmek lazım. Birbirine yakın konular. Birinde vebâl yok, birinde vebâl var. Hem evet, hem hayır gibi. İşte buralarda müminin dikkat etmesi lazım. Müminleri ve dervişleri seviyor Allahuteala. Zakirleri yani dervişleri daha çok seviyor. “Onlar süzme bal” diyor. Balın en kaliteli yeri yani. İşte biz bunun farkına varıp Yaradan’ımıza daha çok şükretmemiz, daha çok hatırlamamız lazım.

   Geçenlerde yine söyledim. Dervişliğin kemâlatı gidersin, gidersin, gidersin… Devamlı zikre ulaşırsın. Sonu devamlı zikirdir bunun. 24 saat devamlı zikirdir. Sana bir tane esma gelir. Döner, döner, döner… Senin nasibinde… Aynı esmayı çekmez. Bir esma gelir. Yürürken, gezerken, çalışırken,  otururken kalbin zikreder onu. Sen uyursun, kalp uyumaz. Devamlı zikirdir bu. 3 saniye , 5 saniye Allah’ı unut, hemen gider gusûl alırsın. Vücudunu cenâbet bilirsin. Devamlı zikre gider.

   Bugün devamlı zikirde “Hayy” esmasına muhatap olanlar vardır. Yemin ederim sana 1000 senedir kupkuru çöldür hiç bir şey bitmez, o Veli orada yürüsün hemen arkası yeşerir. Her adımında her adım yeşerir gider. Herkes, “Hayy” esması çekmez. Kimi “Kayyum” çeker, kimi “Kahhar”, kimi  “Fettah” çeker, kimi “Ehad”, kimi “Samed”, daha yukarlarda var, çook  yukarlarda. Öyle isimler var ki, Peygamberler dahi 7 sefer tekrarlayabildi. Sekizinciye tekrarlayamadı. Sekizincide; hani çok büyük tokmaklar var ya,  eski  krallıklarda ses çıkaran. Çok büyük bir şey vurulmuş gibi içinden öyle ses gelir. Onlar çok yukarlardaki isimler. Te oralara kadar devamlı zikre ulaşan insanlar vardır. Devamlı zikir. Sen istesen de istemesen de o zikir, yapılır durur. Yani hiç senin fikrine bağlı değil. Baştan biraz gayret edersin. Ona adapte edersin kendini, sonra o, otomatiğe geçer. Yemek yerken de, konuşurken de, sen sohbet ediyorsun, o zikir devam eder içerde. Kendi kulaklarınla da duyarsın.

   “Hayy” esmasına muhatap olan Veliler çölde yürüsün arkası yeşerir gelir. O farkında bile değil. Hayatın özü nedir? Allahuteâlâ. Hayy esması nedir? Allahuteâlâ’nın hayatıdır. İnsanlar Hayy esmasından nebâtat, bitki hayat almaz, Ya Muhiy’den alır. Ya Mumit’te de ölür. Dünya hayatındaki ölüm. Ama bunların hepsi, hayat bulan şeylerin hepsi de Hayy esmasından çıkar. Hayy kim? Allahuteala, yani; hayatın özünü zikrediyor  “Hayy” diyenler.

#benlik #ego #annekarnındaverilenler #Hayyesması #Hayy #daimizikir #dinisohbet #SeyidAliEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız