ALLAH SEVGİSİ NE ZAMAN BAŞLAR ? CENNETİN SERMAYESİ NEDİR ? PEYGAMBERLERİN ZİKRİ NEDİR?

0
243

   Büyük Veliler diyor ki; “Size sorsalar” diyor, avama diyerek bunu; “ ‘Allah’ı seviyor musunuz?’ diye sorsalar, sükut edin”  diyor.  “ ‘Seviyorum’ derseniz yalancısınız, ‘Hayır’ derseniz, fasık olursunuz” diyorlar.

   Allahuteala’yı kemaliyle sevebilmek için mutlaka nefis makamlarını aşmak gerekir. Ancak Mutmain makamında, “Allah’ı seviyorum” dersen doğrudur. Orda başlar Allah sevgisi,  Resullulah sevgisi, Allah’tan feyz gelme, türlü haller orda başlıyor.

   Bir kutsi hadiste, Allahuteala; “Ey kullarım, siz koynunuza aldığınız karınız kadar Ben’i sevseniz, sizi ateşe sokmam” diyor. Birçok kişi imamın arkasında yerini kaptırmaz ama gerçek anlamda Allah sevgisinden haberi yoktur. Neden? Çünkü nefs afetlerle dolu. Yani Emmare, Levvame, Mülhime’den kurtulamamış. Bu müftü için bile geçerli… Eğer kurtulsaydı, İmam-ı Azam ki müştehid alim; “Yemin ederim ki, Numan Caferi Sadık’a intisap  etmese cehennemlikti” diyor. Düşünebiliyor musun? İlim kurtarsaydı iblisi kurtarırdı. Meleklere imamdı. Peygamber Efendimiz; “Ya Rabbi, ilmin hayırlısını ver” diyor. Hayırlı ilim hangisi? Tevhid ilmi. Hangisi? Batînı ilim.

   Onun için Allahuteala’ya olan sevgi, aşk… Nefis makamları biter, sonra kapılar açılmaya başlar. Allahuteala gönlüne nazar eder, gönlüne misafir olur. Ondan sonra kişi hal ehli olur. Hal yaşamaya başlar. Ondan sonra zaten yollar açılır gider. Ama nefs makamlarında bunu beklemek abesle iştigaldir; çünkü insanların  nefsinde %98 afet vardır.

   Birinci seyr-i sülüğü tamamlıyorsun büyük velilerden oluyorsun, hala nefsinde %48 afetler var. Büyük Veliler nefisten “El aman” diyor. Ne zaman ki ikinci seyr-i sülükte beşinci makama ulaşırsın, nefis bakire bir kız kadar ruh-u sultana teslim olur. O da, Ulul Elbab Makamı’dır. Orda miraç yaparsın Allahuteala’yı, benim seni gördüğüm gibi görürsün. Allahuteala sana orada bir kaç şey bahşeder. Birincisi; hakiki tövbeyi orda yaptırır. O söyler sen tekrarlarsın. İkincisi; Ehli Hüküm ve Ehli Hikmet Makamları, üçüncüsü; İrşad Makamı orda verilir. Ancak bir toplumun başına oraya ulaşan insana ruhsat verilir. Dördüncüsü de bir çok şeyin sırrını kaldırır senden. Bir lahzada 100 milyon sene tahsil etmişsin gibi her şeyden haberin olmaya başlar. Sonrada gönlüne mesaj gelir Cenab-ı Hakk’tan. Yanlışı doğruyu çok iyi görür ama ondan sonra da kendini setredersin. Kalbin sövmezken, dilin sövmeye başlar. Dahası dahası ve dahası… Kalp susar, dil konuşur. Halbuki sen o dilin adamı değilsin. Çünkü “Ben veliyim” diyen veli, o anda zındık olur. Ne yaptı? Benliğe girdi. Bedenini, bok çuvalını put yaptı. Onun için velilere bak, hepsi hakir ve fakirdir. Veliler kendisinde hiç güzel amel görmez. Onun için hakir ve fakirdir. Allahuteala’nın kabul ettiği amel, o kul tarafından unutulur. Kendinde hayır görmez. Allahuteala’nın, “aman” kapısından hiç ayrılmaz onlar. Dili konuşurken kalbi zikreder yani; “devamlı zikir”, bir nokta gelir, devamlı zikir. Uyurken de, uyanıkken de… Devamlı zikirde; “Hayy” esmasını çeken veliler vardır. Onlar çölde yürüsün, arkası yemyeşil olur. Bunlar ilerde bir çoğunuzun göreceği şeyler. Çocuklar şu kesin ve kesindir ki, “Allah” diyen insan mahrum kalmaz. Hiç kabil değil.  Onu zikredelim çünkü ibadetlerin en eftalidir. Namaz kılarsın, farzdır, borcunu ödersin. Namazda okursun Allah’ın sözüdür. Her türlü ayet Allahuteala’nın sözüdür. Ama zikir, Allahuteala’nın; Zat’ıdır. Allah razı olsun… Bu herkese nasip olmaz zaten.

   Allahuteala; “Ben’i zikreden zakirler, Ben’im has kullarım” diyor. Diğerlerinden Allah ayırıyor onları. Ya bu ne büyük bir devlettir, ne büyük bir lütuftur. Bundan büyük ne olabilir şu dünyada?

   Peygamber Efendimiz de; “Onlar, benim ehlim, ev halkım gibidir” diyor.

   Daha ne istiyoruz kardeşim? Şu Altınoluk’ta 10000 kişi var. 25 kişiyiz yani; herkese nasip olmuyor. Cenab-ı Allah’a, ağzımızı kendi ismiyle süslediği için ne kadar şükretsek, ne lisan yeter, ne şükür yeter. Biz, Allahuteala’ya olan borcumuzu hiç bir zaman ödeyemeyiz. Allah ancak rahmetiyle bize lütfeder. Allah kullarını hele dervişleri çok seviyor. Bunu böyle bildiğimiz zaman huzursuz olmaya, endişe etmeye, yarını düşünmeye hiç gerek yok.

   “Bismillahi tevekkel tealallahi la havle vela kuvvete illa billah.”

   “Kuvvet ve kudret Allahuteala’ya ait.”

   Bunun bilincinde olduğumuz zaman tamam. Ya alemlere tasarruf eden O… Kendini üzmüşsün, yırtmışsın, parçalamışsın akibet değişir mi ? Hayır!

   Ne geldiyse, Allahuteala yaşam biçiminde ne sunduysa; “Amenna ve saddakna”; “Rabbim bana bunu layık gördü, tamam, başım gözüm üstüne” diyecegiz… Mutluluğun yolu bu. Kimi kime şikayet edeceksin Allah’ı, Allah’a mı? Allah bir taşın içindeki böceğin rızkını veriyor, ihmal etmiyor. Seni, beni görmüyor mu? Öyleyse şikayet yok. İmtihan dünyası. “Sizi canlarınızla, mallarınızla, çoluk çocuklarınızla imtihan edeceğiz” diyor. Haberde veriyor. Gizlice yapmıyor.

   “Elhamdülillahi Rabbil Alemin.”

   Dünya da üzülecek hiç bir şey yok. Üzülecek tek şey günahlarımızadır. Buna üzülelim, buna pişman olalım. Tövbenin de en makbulü; “Estagfurullah el-aziym” değildir. Kalben pişman olmaktır. Kalben pişman olduğun an, tövbenin en makbulüdür. İçin-için o seni yakmaya başladı mı? Yoksa burası pişman değil, dilin “Estagfurullah diyorsa, hiçbir şey ifade etmez hatta yalancı oluyorsun.

#tövbe #dinisohbet #Allahsevgisi #cennetcehennem #SeyidAiEfendi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız