Ya Ömer Sen Belanın Kapısı Kilidisin!

0
66

Ya Ömer Sen Belanın Kapısı Kilidisin!

Bir gün Salat Selam Efendimiz ashabına sohbet ederken Hz Ömer( ra)  geldi meclise selam verdi. Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimiz ,hiç yapmadığı bir şey yaptı “Ya Ömer dedi sen bela’nın kapısı kilitli gibisin” üç sefer tekrarladı ashabının hepsi bu laftan hiçbir şey anlamadı. Peygamber salat selam efendimize Ya resulallah bu ne demektir? diye de hayasından soramadı. fakat hepsinin kafalarında kaldı bu ne demek acaba diye? Ömer ki adaleti ile bilinen bir zat, Ömer; belanın kapısı kilitisin. 3 kere Peygamber Aleyhisselam söyledi. Fakat bu arada Kur’an, peyder peyder, Hz Cebrail Aleyhisselam tarafından indirilirken, Hz Peygamber ( sav) efendimizin bir katibi vardı  Mervan. Ona gelen ayetleri yazdırıyordu. Mervan, kuran’a hile kattı, eksiltmeler, ilaveler kendi işine gelir şekilde, peygamberin sallahu ve sellem’in yanında benlik yaptı. Cebrail Aleyhisselam peygambere haber verdi. Bu kötü biridir kur’an’dan falan ayetleri tahrif etti, gerekeni yap dedi. Peygamber( sallallahu aleyhi vesellem) de onu bir günlük yola sürgün etti.  Peygamber salat’ü Selam Efendimiz 23 yılını doldurdu bu dünyadan göç etti.  Yerine” Hz Ebubekir Sıddık” geldi. Kendine göre bir devlet düzeni kurdu, sünnettir dedi Mervan’ı Bir günlük yola da o  sürgün etti. Bir günlük yolda sürgünken bir günlükte o sürgün etti iki günlük yola Mervan sürgün’e gitt .bir günlüktü iki oldu. Zaman içinde o mübarek bu dünyadan göç etti. Yerine hilafete Hz Ömer( ra )geldi. Hz Ömer bir devlet düzeni kurdu kendine göre, sünnettir dedi Mervan’ı bir günlük sürgün etti. Müslümanlar’dan uzaklaştırdı ve günler, yıllar birbirini kovaladı. O da şehit edildi biliyor musunuz. Hilafet Hz Osman’a geldi (ra) Osman için peygamberimiz “Zinnureyn” derdi. Bu Nur üzerine nur demektir çünkü  Hz Osman’ın hayatı Kuran’dır, onun için nurdu yani. Peygamberimiz’in yıllar önce söylediği söz burada zahir oluyor . ne demişti Ömer’e? ” Ya Ömer, sen bela’nın kapısi kilidisin”  Ömer öldü, ne oldu? Bela’nın kapısı kilidi kırıldı. Ömer gitti, geldi Hz Osman kendine göre bir devlet düzeni kurdu, içtihat etti Mervan geri getirdi, kendine Katip yaptı. Halife, yani içtihat hakkını kullandı, Mervan’ı getirdi katip yaptı. İçtihatta günah yok,  Kur’an’ın bazı kısımları, kıyamet sabahına kadar içtihata açıktır, içtihata kapalı konular vardır. Namaz gibi, oruç gibi, zekat gibi, hac gibi… Allah’ü Teâla’nın kesin koyduğu kurallardır, kesinlikle içtihata kapalıdır. Kur’an’dan çok konu vardır, içtihat ilmin varsa kıyamet sabahına kadar, içtihada açık olanlar vardır. Hz Osman da bu iştihat hakkını kullandı, Mervan’ı getirdi kendine katip yaptı. Peki neden yaptı? Kötüyü cezalandırmaktansa ziyade, ıslah etmek hayırlıdır dedi ve Mervan’ı getirdi, kendine Katip etti. Ama peygamberimiz Salat’ü Selam Efendimiz söylediği ne olacak? Zahir olacak, bela’nın kilidi kırıldı, Ömer gitti ve kendine göre bir devlet düzeni kurdu. Hz Ebu Bekir’in oğlu Abdullah’ı taa Emir olarak Horasan taraflarına yolladı. Yani bugünün valisi diyelim, gönderdi oraya. Hala Arap ülkelerinde, valilere emir denilir. sonra Horasan halkı biat etmedi  Abdullaha dediler  ki “Ya Abdullah, sen doğrulardan sın, doğru sözlülerdensin ama halife’den bir ferman getirecektin. Bu görevle gönderilmiştir diye, biz bunu istiyoruz halife’den. Madem 2 atlı yollayın halifeden bir ferman alsın gelsin, zor bir şey değil yani ve 2 atlı salındı. Medine’ye attılar geldi ” Ya Hz Osman Emir’ül mümin’in halk sizden Abdullah için Ferman istiyor” Hz Osman( ra )dedi ki Mervan’a “Ya Mervan, bir ferman yaz, getir mühürliyeyim”dedi. Arapça’da “Men kabele ” bu adama itaat edin  anlamına gelirken, Mervan kötü insan ya, hemen yazdı ” Men katele” yazdı. Yani “bunu derhal katledin”yazdı. Kelimeler birbirine çok yakın. Hz Osman’ın, dalgın bir anına getirdi mühürletti, kapattı verdi. Belalar gelecek artık! Çünkü; burada içtihat tutmadı yani. O gün de olacak ya Abdullah bir arkadaşıyla ava çıkmış, atlıları görünce verin bakalım fermanı, diyor bir açıyor” Bu adamı derhal katledin,  idaam edin” yazıyor.  Abdullah,” Osman ben senden emirlik mi istedim, sen Allah için dedin, bende kabul ettim, şimdi benim kellemi istiyorsun! Ben sana bunu bırakır mıyım! “ Diyor. Atlıyor  o gece arkadaşıyla ata, fermanı da kimseye göstermeden gidiyor. Medine’ye gece gidiyor…Hz Ali efendimiz de kapanmış zikre, tabi makamları çok yüksek, başını kaldırıyor, Peygamberimizin torunlarına “Hasan ve Hüseyin oğullarım, Osman tehlikede onu koruyun” diyor .Onlar da geldiler, hz Osman’ın evinin önünde nöbet tuttular. Abdullah ve arkadaşı geldi, baktı ki evin önünde, Hz Ali Efendimiz gibi bir bahadırın çocukları, Hz Hasan ve Hüseyin var. Dedi ki, bunlarla aşılmaz. Arkadan geliyorlar pencere’den giriyorlar, Hz Osman, namazı kılmış Kur’an okuyor, Kur’an’da” Men Katele” ayeti var. Tam” Men Katele ayeti” ağzından çıkarken kılıcı indiriyor Abdullah, şehit ediyor hz Osman’ı…    Ve girdiği gibi de oradan çıkıp, basıp gidiyor. Bela başladı. Ne demişti yıllar önce Salat’ü Selam Efendimiz “Ya Ömer sen bela’nın kiltisin” kilit  kırıldı çünkü.. Bu sefer Hz Ali Efendimize hilafet geliyor.  Hz Ali Efendimiz de kendine göre bir devlet düzeni kurdu.  Bu sefer Peygamberimiz’in, kayınçosu Muaviye hazretleri vardı. Şam’ın emiriydi. Dedi ki:” Ya Ali! Hz Osman’ın katillerini bulmadan, ben sana biat etmem.”  Bakın şimdi, Peygamberimizin kayınçosu dur, Muaviye hazretleri, Peygamberimiz, defalarca onun dizine başını koyup yatmıştır, öyle bir zat. Dedi “Ya Ali ben sana Osman’ın katillerini bulmadan biat etmem.”  Hz Ali Efendimiz de “Bu adaletin işi, devlet elbette bir gün yakalayıp cezalandıracak, o senin bana şart koşacağın şey değildir, kesinlikle bana biat edeceksin” Ederim, etmem iki taraf ordular hazırlamaya başladı. Hz Muaviye Şam’dan 300.000 kişilik orduyla Hz Ali Efendimiz Medine’den 80.000 kişilik orduyla validelerimiz’den de biri Peygamberlerimiz’in hanımların’dan, büyük bir orduyla Mekke’den hareket etti. Fakat Hz Peygamberimiz Salat’ü Selam Efendimiz o hatununa bir gün demişti ki:” Ya hatun, sen bir gün tarihi bir hata yapacaksın! Mekke’den çıktığın zaman, bütün köpekler peşine gelir, ulumaya başlar” dedi. Validemiz’in de niyeti iki ordunun arasına girip savaşı önlemek, sadece iyi niyet, onlar da kötü niyet zaten olmaz. Şehir’den ayrılınca yüzlerce köpek, peşinden ulumaya başladı. Validemiz dedi ki: Resulullah bunu bana söylemişti, şimdi ben tarihi bir hatanın eşiğindeyim hatta yapacaksın! dedi. İyi de benim hatalı işim yok ki ben Müslüman, Müslümanı kırmasın diye bu ordu ile aralarına gireceğim, savaştırmayacağım yani fakat validemiz yola çıktığı zaman çoktan 2 ordu kapıştı. Validemiz içtihat edip Hz Ali tarafına geçeceğine, hak, hukuk Hz Ali’den yanayken, Hz Muaviye tarafına geçti. Peygamberimiz’in dediği de açığa çıktı. Hz Ali efendimiz, malum Zülfikar gibi bir kılıcın sahibi, ordusu da öyle baktı ki karşı taraf ekin biçer gibi biçilip, gidiliyor… O dönemin büyük alimlerinden Amr bin Asr,  Muaviye’nin arkadaşlarından ( ra ) “Ali ,sizi silip süpürecek sana bir hile öğreteyim kendinizi kurtarın! “ “Nedir ?” dedi. “  Askerler, mızrakların ucuna Kur’an taksın, onlar Kuran’a kılıç kaldırmaz.”  dedi. Hemen mızrakların ucuna Kur’an geçirip taktılar ve Muaviye ordusu bunu takbik  etti. Hz Ali efendimiz o zaman dedi ki ordusuna: “Kılıçlarınızı kınınıza sokun, bizim Allah kelamına kaldıracak kılıcımız yoktur!” Dedi ve bu şekilde yüz binlerce şehit! Şimdi iki tarafta Müslüman.  Allah şehidi Murad ettiği zaman müslümanla, müslüman çarpışır, iki tarafta şehit olur. Ama şahsi bir kavgaysa iş değişir, insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibi olur.  Kargaşa başladı çünkü Peygamberimiz(sav) bunu zamanında söylemişti. Ömer’den sonra bela’nın geleceğini sen bela’nın kapısı kilitisin demişti ve bu dönemde üç kafadar çıktılar. Biri ibn Mülcemdir ve 2 arkadaşları daha, kılıçları, hançerlerini, zehirledi üçü de yemin etti! Biri Muaviye’yi öldürecek biri Amr bin Asr’ı öldürecek biride’ Hz Ali Efendimizi öldürecek. Bu fitne dedi böyle kalkar ortadan. Biri Hz Muaviye’nin yolunu bekledi. Sabah namazına giderken onu yaraladı. Kılıcı’nın zehirli olduğunu anladı Muaviye hazretleri, zehirli kesicinin yerini ateşle dağladı. İkincisi Amr bn Asır’ın yolunu bekledi. Amr bn Asır o gün hastaydı yerine başkası gitti. Sabah namazını kıldırmaya, onu öldürüyor şehit ediyor. Üçüncü’de ibni Mülcem Hz Ali Efendimizin arkasında, sabah namazına safa durdu. Hz Ali efendimiz sabah namazı kıldırmaya evvel çıktığı zaman, kazları vardı kümesin kapısını kırıp, çıktılar. Hz Ali’nin, paçalarına yapışıyorlar, sürüklüyorlar Hz Ali Efendimize  gitme diyorlar onlar. O da onları okşuyor diyor ki: ” Ya mübarekler, takdiri ilahi bu, siz niye bu kadar telaşlanıyorsunuz? Ne var ki bunda?”  diyor kazları teskin ediyor. Sabah namazına, zammı suresin’den sonra İbni Mülcem Hz Ali efendimize kılıçla  vurunca, böyle arkadan, önden çıktı iki karış, kılıcı çekti Hz Ali efendimiz. O zaman işte namazda, namazda elini bağlama ondan evvel yoktu. Bağırsakları dışarıya akmasın diye elini bağladı. Ve Tahiyatta okudu, 3 sefer ” Allahümmağfirli ya Gafur ” dedi, sağa sola selam verdi ve cemaate dedi ki “Bu namazı kaza etmeyin  namazınız tamamdır, namazı kaza etmeyin” dedi. İbn-i Mülcem kaçamadı. Bir hasır vardı ona sarıldı kendini gizledi fakat kaçamadı. Hz Ali getirin dedi: ” Ya Mülcem, benden bir kötülük gördün mü?” “Görmedim” ” İyilik gördün mü?”  “Gördüm” “Peki niye dedi bu kılıcı zehire buladın?”  “İnsanları”n en şerlisini öldürmek için” dedi “O zaman o kılıçla sen öleceksin dedi insanların en şerlisi olarak sen öleceksin.” Sonra Hz Ali efendimiz” Beni yıkayın, tabutlayın ama gömmeyin. Bir yüzü peçeli bir Arap gelir deve ile benim tabutumu ona verin O beni yerime götürür” dedi. Hz Ali efendimizin yıkadılar, pakladılar, kefenlediler  tabutuna koydular, yüzü peçeli bir Arap geldi. Emaneti almaya geldim dedi, deveye sardı çekip gitti giderken akrabaları, oğulları” Ya bu bizim babamız, nereye götürüyorlar ki? Tamam vasiyet etti ama biz yine de bunu alalım” geldiler. Deveci’nin yüzündeki peçeyi kaldırdılar ki Hz Ali, tabutu kaldırdılar, tabuttaki Hz Ali, şaşırıp kaldılar.  Hz Ali Efendimiz’in gidişi o gidiş yüzlerce yıl bak mezarı dahi bulunamadı. Bundan 15 yıl önce bulundu Küfe’de. Medine neresi, Küfe neresi! Biliyorsunuz okullarda Emeviler dönemi, Abbasi dönemi, şu dönemi, bu dönemi konuşuluyor. Hz Ali efendimiz’in şehit edilişi ile Emevilik dönemi başladı.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız