ÜÇLER, YEDİLER, KIRKLAR VE DİVAN EHLİ VELİLER KİMLERDİR? HAFAZA MELEKLERİMİZ BİZ ÖLÜNCE NE YAPAR?

0
86

ÜÇLER, YEDİLER, KIRKLAR VE DİVAN EHLİ VELİLER

KİMLERDİR?

HAFAZA MELEKLERİMİZ BİZ ÖLÜNCE NE YAPAR?

Bu konu çok enteresan bir konu.

Bak hep duyarız 1’ler 7’ler 3’ler 40’lar… Nedir bunlar?

Bunların hepsi Peygamberimiz’in ümmeti ama bağlandığı yerler farklı. Her devirde Peygamberimiz’e vâris bir kişi gelir, zamanın imamı. Her devirde, aynı devirde  Hz.İsâ için üç kişi gelir. Her devirde Hz. Musa için yedi kişi gelir. Her devirde Hazreti İbrahim için 40 kişi gelir. Her devirde bunlar var. Niçin? Hz.İbrahim hanif dini…. Dünyaya tek bir din geldi ikinci bir din gelmedi. Bugün Tevrat’ta İncil’de, Zebur’da buradaki bir çok ayet Kuran’da var.

“Amentü billahi ve melâiketihi ve kütübihî”

Bütün kitaplara iman ediyorsun. “ ve Resülihi “ bütün Peygamberlere iman ediyorsun. Tek ddin geldi hanif..  Hz. Adem’den Peygamberimiz’e kadar …. Bütün Peygamberler “Lâ ilahe illallah” der.

Şimdi bakın Hristiyanlardan da cennete girenler var. Yahudiden de var. Müslümandan da var. “Elhamdülillahi Rabbilâlemin” diyoruz.

Âlemlerin, herkesin Rabbi.

Burada incelik ne?

Şimdi Amerika’nın ücra bir köşesinde veya bir yerinde veya Avusturalya’nın bir yerinde birisi doğdu (Allah adildir.) ve be tahrif edilmiş İncile inandırıldı.Tahrif edilmiş Zebur’a inandırıldı. Bunun tarif edildiğine asla ihtimal vermedi. Ve buna iman etti. Bununla amel etti adam. Büyük günahları da işlemedi. Ölüm anı geldi. Ölümü anında Hristiyansa bu adam, Hz.İsa Aleyhisselam’ın ruhâniyeti gelir ve kendisine ait olan üç tane vekille, bunun başına gelir der ki: “ “ Bak sen buna inandırıldın, sen de buna temiz inancın yüzünden iman ettin, bir ömür bununla amel ettin ama hepsi bâtıl. Allah’u Teala seyyihatı hasenata hasnetı seyyihata çevirir. Benim mekrimden emin olmayınız.

Şimdi canını vermeden ‘La ilahe illallah Muhammed’in Resulullah’ de, Senin o batıl amelini Allah hasenata çevirir ve cennete gidersin. “ Bu kişi bu teklifi kabul ederde “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” derse cennete gider. Demez de itiraz ederse cehenneme gider. Aynı şey Musevi içinde geçerli. Hz. Musa’nın ruhaniyeti gelir ve kendisinin bu devirde yedi tane ruhaniyeti var. Her devirde bunlar var. Aynı teklif yapılır. Sadece Hz. İbrahim’e öyle güzel ki hanif dinidir, tahrif edilmemiş dindir. İslamdır. Zaten hanif dini Hz. İbrahim’in dini, İslamdır.

 “Bu teklifi kabul edenlerin seyyihatını hasenata çeviririz” diyor Allah. Etmeyenlerin de “ Hasenatını seyyihata çeviririz.” diyor. Ha o tarzda giderse cehennemin dibine gider. Şimdi bu tür sorularda detaylı bilinmesi gereken şeyler var. Detaylı bilinmezse, bu kafirdir, bu cehennemliktir demek doğru bir olay değildir. Sen her gördüğünü Hızır, her geceyi Kadir bilecen, Derviş’in hali budur,  Mü’min’in hali budur. Müslümanlar, birinin derdini kendini dert edinendir.

Mesela bir Müslüman’a; “Sen iyi misin?” Demek; sen manyaksın demek, sen aptalsın demek,  sen kafasızsın demektir. Müslüman asla iyi olmaz. Niçin? Çünkü Filistin’deki Müslüman’ın derdi bana dertken, ben nasıl iyi olurum ya! Peygamber s.a.v. diyor ki: “Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir.” diyor. Şimdi Müslümanın derdini dert ediyorsan eğer Salat-ü Selam Efendimiz buyuruyor ki:  “Bir insan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle haşrolur, nasıl haşrolursa öyle kalkar.”

   Bir günde iki kişi ölüyor. Biri hancı, biri hafız. Bunları götürüp defnediyorlar, sorgu sual melekleri geliyorlar. Hâfızın başında bekliyorlar, devamlı Kuran okuyor. Hadi diyor hancının ifadesini alalım sonra geliriz.  Geliyorlar hancının yanına hancı da;  “Bir teneke saman 25 kuruş, bir teneke saman 25 kuruş.” Ömür boyu 25 kuruşa saman satmış adam. Takılmış plak gibi dönüyor. Hadi diyorlar hafıza Kuran okuyor,  Buna geliyorlar bir teneke saman 25 kuruş. Allah’u Teala diyor ki         “Kıyamete kadar, ölünceye kadar aynı şeyi söyleyip duracaklar. “ Ha burada neyi anlamak lazım: “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür, nasıl ölürse öyle haşrolur.” Bugün her derviş Allah’ı zikrederek kalkar.  Allah’ın üzerine hiçbir şey farz vacip değil ama Allah’ın vaadi var. Allah vaadinden asla dönmeyendir. Onun için ana konumuz her devirde devrin imamı vardır, Resûlullah (sav) Efendimiz’in vârisidir. Allah’u  Teala da Kur’an’da diyor ki: “Biz hiçbir kavme Resuller göndermeden onlara azap etmeyiz.”

            Her kavimde, ne kadar kavim varsa yeryüzünde, Afrikanın en ücra köşelerinde bile aklı başında bir iman ehli vardır. Bunları davet eder. Ha gelirsin, gelmezsin o ayrı konu ve bunların bağlı olduğu tek merkezdir. Resulallah (sav) Efendimiz’in her devirde bir devrin imamı vardır. Hazreti İsa Aleyhisselam’ın her devirde 3 tane, Hazreti Musa’nın 7 tane aynı devirde, Hazreti İbrahim’in de 40 tane…. 1’ler, 3’ler, 7’ler, 40’lar dediğimiz bunlar. Bunlar Divan Ehli verilerdendir.

  Divan Ehli nedir?

Her sabah fecr zamanı Hira’da toplanan velilerdendir. 7000 kişiler bunlar, tayy-ı mekânla.  Her sabah 24 saat içinde dünya üzerinde olacak bütün olaylara orada karar verirler.

  Asla yahudi bunu öldürdü deme, üzül ama deme.  O karar orada verildi.

Dünya üzerinde ne olacaksa, hayırda ve şerde burada karara bağlanır. Dilleri Süryânicedir.

Onun için mümin’in hali susmaktır, teslimiyettir. Mesela dil ile ikrar kalp ile tasdik. İman ama Allah Teala’nın kazâ ve kaderine rıza göstermeyen insan iman etmiş olmuyor. Allah’u Teala’nın kaza ve kaderine rıza gösterecek; yani bir tarafı yaparken bir tarafı yıkmayacağız. “Bu ayet işime geliyor da bu biraz…..”  dediğin an iman etmiş olmuyorsun. İmanda külliyen teslim, kime teslim Alllah’a teslim vardır.

      Şimdi târikatlar için bir uydurma vardır. “Aklını birinin tekeline veriyor.”  Diyorlar.Ya, böyle saçmalık olur mu?

      Allah diyor ki: “Kim ki aklını kullanmadı, ona mesuliyet yüklerim. Kim ki aklını kullanmadı, onun üzerine pislik yağdırırım.”

      Bir mürid aklını külliyen aklını Allah’a teslim etmeyi dilemedikçe Allah onu mürşide yollamaz. Her mürid aklını Allah’a teslim etmiştir. Zaten Allah yolunda teslim etmek,  Allah’a teslim etmektir.

  Bakın bir çok âyette Allah diyor ki: “ Ya habibim, sana tabi olmaları bana tabi olmalarıdır.”

Peygamber’e tabi olmak Allah’a tabi olmaktır.

E şimdi mürşide tabi olmak kime tabi olmaktır? Resulullah’a tabi olmaktır. Resulullah’a tabi olmak Allah’a tabi olmaktır. Tabi insan ne yapıyor, aslında dördüncü kademedir,  aklı Allah’a teslim etmek. Allah’a teslim eden insan zaten evvela namazda bir huşu hissetmeye başlar. O kadar rahattır ki namazda bütün dertler atılmıştır, acele işi kalmamıştır. Bunların hepsi bitmiştir. Allah’ın huzuruna büyük bir huşu ile gider.

Niçin?

‘Hasbinallah ve nimel vekil.’ Dedi.

Hasbinallah ne demektir? Bana Allah yeter demektir. Ahmet’e Mehmet’e Hasan’a Hüseyin’e gerek yok demektir.

Ve nimel vekil; o ne güzel vekil demektir. Bunu samimi olarak diyeceksin, dille değil; kalpten, gönülden, bütün melekelerinle diyeceksin.

Zaten bir insana Allah vekil ise onun bütün dertleri bitmiştir. Burada  da bitmiştir. Ötede de bitmiştir. Ne yaptı bu? Aklını Allah’a teslim etti.

  Bugün veliler bir saniye Allah’tan gâfil olsun, bedeni cenâbet biliyor. Kalkıp da  boy abdesti alıyor. Bu mümkün mü dersin, bu nasıl mümkün?  Akla güvenmiyor, aklın sahibine güveniyor. Akıl, biliyorsun nefse de hizmet eder ruha da…

       E şimdi akıl iyiye de hizmet ediyor, kötüye de hizmet ediyor ama aklı Allah’ın tekeline verdiğin an hizmet etmiyor artık. Nefsin bütün istekleri, arzuları orada bitmiş oluyor. Yoksa biliyorsunuz ki nefsin hevâ ve hevesine uymak gizli şirktir. Resûlullah diyor ki: “Benim ümmetim puta tapmaz ama ben onlar için gizli şirkten korkarım.” diyor.   Buda nedir nefsin heva ve hevesi. Zaten Seyr-i Sülüğün ana gayesi nefsi arındırmaktır. Neyden? Emmâreden. Neyden? Levvâmeden…. Neyden ? Mülhimeden…Bunlardan arındırmak, nefsi adam etmek…. Nefis adam oldu mu ?  Allah kalbine iman yazıyor sonra bir demir, tozlarını mıknatıs nasıl çekiyorsa, zikrin nurlarını o kalp çekmeye başlıyor. O çektikçe nefisteki afetler azalıyor. Nefis nurlanmaya başlıyor. Nefs nurlandığı zaman, tertemiz pırıl pırıl bir şey oluyor. Nefis teskiyesi bu işte. Târikatların asıl gayesi budur, nefis teskiyesidir.

Ha sarıldıkça zikre kişi, kendini kimseden üstün görmez. Hırsı, tamahı, gadabı,  şehveti buna benzer bir çok şeyi ortadan kaldırır.   Neden?   Nefis tezkiye olmaya başladı, nefis arınıyor, arındıkça biliyor ki mal da benim değil mülkte benim değil, canda benim değil, h,çbirşey benim değil… Hepsinin sahibi var.   İşte o zaman O’nun (Allah’ın) aman kapısında bulunur ve her zaman için O’nun aman kapısının dilencisidir. Yatağa yattığı zaman çıkarır avucunu yatağın dışında tutar. Niçin tutar? Ya Rabbi ben senin dilencinim. Para koy demiyorsun; hikmet koy, ilim koy, yumuşaklık ver, insanlık ver, seni sevdiğin kullarına verdiklerinden ver. “İhdinas sıratal müstekıym, Sıratallezine en´amte aleyhim” bunu istiyorsun.

         Birde Azrail insanın canını almaz. Şimdi İslam dininin bir insanın boynuna borç alması için birincisi aklı başında olacak, ikincisi iman etmiş olacak. Âyet-i Kerim’e de; “ Dinde zorlama yoktur.”diyor.

         Eğer adam islam olmamışsa islam ol diye zorlayamıyorsun ama islam olmuşsa…. İslam olduktan sonra ben namaz kılmam diyemiyorsun. yapmam yok!

        Aklı başında olmayan insan hayvan mesabesindedir. Ötede onun için cennet ve cehennem yok, mesuliyet yok. Bunlar ötede iptal ediliyor hayvanlar gibi…   Başka bir deyişe göre de; ne kadar durduğunu bilmiyorum, Âraf’a gidiyor. Dünya gibi bir yer. Diğer âlem sırf cennet cehennemle sınırlı değil.

       Birde  Azrail insanın canını almaz. “Azrâil gelir, canımızı alınca…” der dururuz. Can alan Azrail değildir. Bir insanın ölümünü seyretsen bir daha ömür boyu tebessüm edemezsin.

       Bir ağır hastanın başına gidin ilkin bakacağımız şey baş parmağını yummuşsa (deli ve çocuk hariç )baş parmağını içeri alıp yummuşsa o gidicidir, hazırlık yapın ama ne kadar ağır hasta olursa olsun baş parmağı dışarıdaysa yumruk halinde defteri dürülmemiştir, yaşar. Bu birinci.  İkincisi bir insanın canını almaya dört grup melek gelir. Ayrıca iki grup daha gelir. Grubun biri cennetten nurdan bir şilte getirir. Aynı yenidoğan bebek nasıl bir şeye sarılır. İkinci grup melekte cehennemden zift eşliğinde gelir. Ölen mümin ise nura sarılır,ölen  kafir ise zifte sarılır. Birinci grup melekler ayak başparmağından canı çekmeye başlarlar dize kadar ( kafirse 70.000 defa onu pırasa gibi doğrasalar razı olur), birinci grup melek dize kadar alır çekilir, ikinci grup melekler bele kadar alır,  üçüncü grup melekler gırtlağa kadar alır onlarda çekilir, hazreti Azrail gelir başın canını alır. Can çıktı.  Müminse nurdan, değilse ziftten şilteye sarılır. Ve Arş-ı Âlâ’ya Allah’ın huzuruna çıkartılır. Eğer kâfirse birinci kat semâ’nın kapıları kapanır. Allah Teala; “O zelil’i çalın yere” der. Mümin ise bütün kapılar açılır ve melekler “Allah Teâla sana rahmet nazarı ile bakacak. “ müjdesini verir. Ondan sonra Allah Teala’nın huzuruna kadar çıkarılır. Allah’u Teala ona rahmet nazarından bakar. Ve geri getirilirken “Onun kabrini her tarafa kırkar arşın açın, cennet bahçesi yapın . “ der Cenabı Hak.  Bak mezar, ya cennet bahçesidir ya cehennem çukurudur, üçüncü bir başka hâl yoktur.

       Şimdi varsayalım ki mümin… Esas önemli olan şudur; “Öldü amel defteri kapandı.” derler. Kimsenin amel defteri ölmeyle kapanmaz kardeşim… Bu bir yalandır, bu bir iftiradır. Sadece kimin kapanmıyor diyorlar; Vakıf bırakanın ve hayırlı evlat bırakanındır. Ya olur mu öyle şey…

       Kimsenin amel defteri kapanmaz kıyâmete kadar, böyle bir şey yok. Bunu kim söylüyorsa yanlış… Âmentü’deki yanlış gibi… Allah Teâla her insana iki tane hafaza meleği veriyor. Hafaza meleğin görevi nedir? Seni korumak.  Hafaza melekleri sadece seni korumak içindir. Yoksa seni var ya … Yarım saat yaşatmazlar seni bu Dünya’da…

       Sen öldün, hafaza meleklerinin koruyacak kimsesi kalmadı. Melekler yükselir Arşa derler ki: “Ya Rabbi bizi görevlendirdiğin kişi öldü, biz artık boştayız, burada kalalım seni zikredelim.”

Allah Teâlâ derki: “Beni burada zikreden kullarım çok.”

“O zaman yeryüzüne inelim orada seni zikredelim.”

 “ Beni orada da zikreden kullarım vardır.”

 “ Ne yapalım Ya Rabbi?”

“Gidin yaşarken koruduğunuz kişinin mezarının üzerine otağı kurun.”

Ölen mümin ise; “Onun mezarının üzerinde Kıyamet’e kadar zikredin, sizin zikriniz onun amel defterine yazılır.” Hafaza Melekleri gelir, o mümin’in mezarının üzerine otağı kurar, kıyamet kopuncaya kadar zikreder. Senin defterine yazılır. Nasıl defter kapanıyor ölünce?

     Ölen kâfirse Hafaza Melekleri yine göğe gider, aynı cevapları alır.

“Ne yapalım Ya Rabbi?”

”Gidin onun mezarının üzerine oturun kıyamete kadar onu azarlayın.”der Cenabı Hak.

Onlar giderler mezarın üzerine otururlar derler ki: “Yazıklar olsun sana, Allah seni kahretsin, Allah sana ömür verdi, nimet verdi….” Ve kıyamete kadar melekler bunu azarlarlar ve kıyamete kadar onun defterine yazılır. Asla ölünce defter kapanmaz. Bunu nereden bulmuşlar, nasıl bulmuşlar bilmiyorum. Zâhirde büyük hatalar var. Yıllardır duyarım ben bunu, ölenin amel defteri kapanır.

       Allah o kadar büyük ki Allah’ın büyüklüğünden haberleri yok. Allah hayırda ve şerde devamlılık kılıyor sana. Eğer hayır işlediysen hiç uğraşmadan kıyamete kadar sevap yazıyor sana, şer işlediysen de günahını çoğaltıyor haddini bildirmek için cehennemde. O nasıl kötü bir dönüş yeridir diyor Cenabı Hak.  İnsanlar farkında değil kardeşim. Nasıl farkında değil? Onun için zahirde hata her zaman var. Allah kendi ismiyle ağzımızı süslemişse ne mutlu bize… Bundan büyük bir devlet yok. Zaten zikredenlerden Allah çok büyük övgülerle bahsediyor. “Onlar yanları üzerinde yatarlarken de Rablerini zikrederler.” diyor. İftihar ediyor kardeşim onlarla.

       Yani Hazreti Azrail yalnız başın canını alır. Asla ne müminin ne kafirin ölünce amel defteri kapanmaz. Hafaza melekleri bunu devam ettirir.  Çünkü bakın     “Siz nasıl yaşadıysanız öyle ölürsünüz.” Diyor Peygamber Efendimiz.Burada yine gizli bir sinyal var. Siz nasıl yaşadınız zikrederek yaşadınız. Allah melekleri zikrettiriyor işte. Allah zikrettiriyor işte senin için, Allah’ın lütfu kesilmiyor. Allah’ın lütfu sadece dünya hayatı üzerinde yaşayan insanların üzerine değil. Bugün bir Veli Dünya hayatında iken kındaki kılıçtır. Ama öldüğü zaman yalın kılıçtır. Gücü çok artar.

       Divan ehli veliler; 7000 kişiler. O gün orada ne konuşulacaksa konuşuluyor, namaz kılınıyor, zikre oturuluyor, güneş doğuyor,  bir çoğunun gölgesi yok. Niçin yok? Gölgesi olmaz mı? Bunlar ölü  veliler. Binlercesi,  öbür alemden gelen  veliler (evliyalar). Onlara bakıyoruz  saç sakal aynı kılıkta geliyor hep. Pırıl pırıl.  zaman hiç değişmiyor.   Ya demek ki fizik bedenden kurtulmak demek her şey demek değil. Bir çok Allah dostunun görevi devam edip gidiyor.Harrani Hazretleri’nin bir çok kerâmeti halâ görülür. Öleli asırlar  olmuş. Daha buna benzer bir çoğunun…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız