NEDEN EVLİLİKLER HÜSRANLA SONLANIYOR ?

0
223

NEDEN EVLİLİKLER HÜSRANLA SONLANIYOR ?

Şimdi,  Peygamber Salatu Selam Efendimiz’in sünnetidir evlenmek. Ashaptan, bir zatın karısı, kendisinden 15 dakika evvel vefat etti. 15 dakikada ‘’Çabuk bana bir hatun bulun, nikah yapın, ben Allah’ın huzuruna bekar gitmekten haya ederim.’’ dedi. Ama bu, o gündü. Bugün değildi. Bugün birçok evlilikten bekarlık çok daha iyidir. Eğer saliha bir hatun bulunursa, evlilik Peygamberimiz’in sünnetidir. Çünkü Peygamberimiz ‘’Ben ümmetimin çokluğu ile övünürüm.’’ diyor. Şimdi mutlaka insanlar evlenecek…

Bu çok hassas bir konu… Nur suresinin 3.cü ayetinde; Allah’u Teâlâ der ki; ‘’Zina yapan erkek, zina yapan bir kadınla veya müşrik kadınla evlenebilir asla mümin bir kadınla evlenemez.’’ Der. Yasak koyar .“Zina eden kadın da ancak zina yapan bir erkekle ya da müşrik bir erkekle evlenebilir. Mümin bir erkekle evlenemez.” Allah’ın kesin koyduğu bir hükümdür. Açın, Nur suresi 3.cü ayete bakın, noktası virgülüne kadar aynıdır. Şimdi soruyorum hepimize, acaba hangi erkek evlenmeden evvel zina yapmıyor? Şimdi evlilik, temel de, başlarken bir takım yanlışlar üzerine inşa ediliyor islama göre. Şimdi bu kesin Allah’ın koyduğu bir kural… buna; şu şekil, bu şekil vs. bahaneler uydurma imkanı yoktur.

Bu çok güzel bir konu. Bu konuyu tam anlayalım, tam müteala edelim, sonra konumuza devam edelim …

Şimdi Nur Suresi’nin 3.cü ayetinde ne diyor Allah’u Teâlâ; ‘’Zina eden bir erkeğe zina eden bir kadın veya müşrik bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla zina eden bir erkek veya müşrik bir erkekle evlenebilir. Bunun dışında müminlere bu haram edilmiştir’’ diyor. Hüküm bu…

Şimdi kendimizi ele alalım… Şu Türk Milletin de Müslümanım diyen milyonlarca erkek şu oluyor, bu oluyor, evlenme çağına kadar bu defalarca başından geçiyor ve sonra temiz bir kız bulup evleniyor, bu ayetten haberi yok, hiç haberi yok, o böyle Allah’ın yasak ettiği bir iş yaptığının farkında bile değil. Bu nadiren kız, kadın içinde oluyor, erkeklerde bu daha yoğun bir halde var.

Şimdi Türkiye’de diyelim 30-40 milyon insan namaz kılıyor hiçbirinin bu ayetten haberi yok. Başlarken hayata, Allah’ın kesin yasak ettiği, haram kıldığı Allah’ın kesin hükmüne karşı gelerek evliliğe başlıyor. Ondan sonra da diyor ki ; ‘’geçinemiyorum, karı dırdır ediyor…’’ bir ton elim azap… Bir çoğu boşanma ile bitiriyor. Neden? Bir kere evlilikte Allah’ın rızası söz bu konusu değil. Şimdi Bu ayete bir kere… Kur’an’dan bir nokta eksiltemezsin, bir noktada ekleyemezsin. Bu bid’at ehli olur. Bid’at ehli de cehennem köpeğidir. Allah ne diyor mühim olan budur. Bu, müminin anayasası gibidir. Ona göre yaşayacaksın. Ama habersiz adam… Burada günah da kasıt yok, günah var, kasıt yok. Eğer bir çoğunun ayetten haberi olsaydı belki bunu yapmayacaktı.

Yapmayacak ama haberi yok. Haberi olmaması mübah mıdır? Yine değil. Senin dünya da yemeye, içmeye, kazanmaya, gezmeye, tozmaya, uyumaya, film seyretmeye, maça gitmeye, pikniğe, balığa gitmeye,… sayda say… arabayla gezmeye, alışverişe gitmeye her şeye vaktin var. Ama Allah’ın kesin koyduğu hükümleri öğrenmeye vaktin yok!

Bak! Buna hafifletici sebepler bulamayız çünkü ilim öğrenmeyi o kadar şiddetle tavsiye ediyor ki Cenabı Peygamberimiz. Farz kendi arasında ikiye ayrılır. Farzı ayın, farzı kifaye. ilim öğrenmek kesinlikle  farzı kifayedir yani farzdır. Hafife alınacak bir olay değildir. Bu millet, şundan, bundan, bir çok sebepten dinini öğrenemiyor ve birçok günahla evliliğin eşiğine geliyor. Allah’ın haram kıldığı bir evlilik yapıyor. Sonra da bir çoğu, evlilikte huzur bulamıyor. Evlilikte huzur bulan insanlar da var. Bunlar yaptığı hayırla, hasenatla, sadakayla, Allah’ın ipine sıkı sarılmayla, şunlan bunlan Allah’ın affına, hoşgörüsüne uğruyor. Nadirende evlilikte tesanütü bulanlar var. Bu devrin en yaygın hastalığı bak, bir çok insan evliliği boşanma ile bitiriyor. Hani saliha bir kadın bulursam evlenirim de, bulamazsam da böylesi daha iyi diyor. İşte bunun kökenindeki hastalık Allah’ın hükmüne uymamaktan kaynaklanıyor… Eğer bugün, şu cemaatte ki bir genç  evlenecekse, geçmişinde muhakkak günahlar vardır. Allah’u Teâlâ’ya sıtkı sadakatle tövbe edecek… Ya Rabbi, ben bunu bilmiyordum?  Bilmemekte suçtur. “Onun için de tövbe ediyorum, bunu bugüne kadar öğrenemediğim için de sana tövbe ediyorum, yaptığım günaha da tövbe ediyorum, bu hükümden benim haberim yoktu.’’    Ve bunun için hem tövbe edecek hem de bir miktar sadaka verecek. Sadaka bir çok belanın dahi hükmünü ortadan kaldıran bir ibadet. Ondan sonra kafasına uygun bir evlilik yapabilir. Çünkü kasıt yoktu. Haberi yoktu.  Bunları yapmadan da lambur lumbur evlenirsin. Birçoğu mutluluğu bulamıyor. Niçin hükme uygun bir evlilik yapmıyor. Tövbe edecek. Bu ayeti bilmediği içinde tövbe edecek. Ondan sonra kafasına uygun, tabiki bir derviş mutlaka ancak mutlaka imanlı, Allah’a yönelen, namazını kılan, orucunu tutan… yani kendi kafasına uygun birini arayacak, bulacak…

 

Bu devirde evlenirken çok iyi düşünmek lazımdır. Hayat yalnız geçmeyebilir, geçedebilir, yani çok önemli bir olay değil.Ama bir genç için bu yaşta evlenmemek diye bir şey olamaz. Peygamberimiz’e Ümmet lazımdır. Hayırlı evlat yetiştirmek lazımdır. Muhakkak gereklidir ama evvela bunun altyapısı lazım.  Allah’a tövbe edecek, ben bunu bilmiyordum diyecek, bilmemekte hatadır. Tövbe edip bir miktar sadaka verecek, ondan sonra evlilik düşünecek. ‘’Evli insanın bir namazı bekar insanın 40 namazına eşittir.’’ diyor Peygamberimiz(sav).   Denizde kılınan namazların, karada kılınan namazlara göre de üstünlüğü var. “Deniz, kudret-i ilahidir. Denize bakmak dahi ibadettir. “ Hadisi Şerif te diyor Peygamber Efendimiz.   Bir şeyin temelini buzdan atmayacaksın yazın buz erir,o bina çöker buzdan olursa, evlilikte böyle bir şey. Evvela tövbe diyeceğiz,samimi olarak tövbe edeceğiz. Mutlaka herkesin geçmişinde bu tür günah vardır. Çünkü Abdulkadir Geylani Hz. ki evliyanın en büyük makamlarına sahip bir zat, ‘’Allah’u Teâlâ beni bir oda dolusu altın ile imtihan etsin, imtihanı kazanırım ama beni bin mil uzaktaki bir kadının başörtüsü ile imtihan etse kaybederim.’’ diyor.

Erkek kadına karşı zayıftır. Erkekte 1 nefis vardır, kadın da 9. O dokuz nefse sahip olur, erkek bir nefse sahip olamaz. O yönde iradesi yeterli gelmez, kapılır.

Herşeyi biliyoruz ama Kur’an’dan habersiz yaşıyoruz. 40 tane film seyrediyoruz. 3 sene sonra görünen bilmem ne filminin detayına kadar anlatabiliyoruz. Ama Allah’u Teâlâ’nın gönderdiği anayasadan haberimiz yok. Bu yanlış! Haberimiz olacaktı! Ama Allah’u Teâlâ tövbe kapısını hep açık tutar, müminlere de şefkatlidir, merhametlidir.Hem bilmediği için hem yaptığı hatalar için tövbe edecek, bir miktar sadaka verecek. Hayırlı bir niyetle bu işe adım atabilir.

Kuran’dan haberli yaşamamız lazım. Kur’an nurdur. Kur’an zikirdir. Kur’an Allah’u Teâlâ ile konuşmaktır. Biz bir Başbakan’ın huzuruna kabul edilirsek on yılda bir kere, kalan ömrümüzde bunu büyük bir şerefle anlatırız… filan adam Başbakan iken ben onun makamına gittim, şöyle konuştum, şunu dedim…  Allah ki alemlerin sahibidir. Ondan yüce bir varlık yoktur. Bizi her gün 5 sefer huzuruna kabul eder. Öyle bir lütuftur ki huzura kabul edilmek!… O namaz ile 5 sefer huzura kabul edilirken onun gönderdiği yasadan haberimiz yok. Yani ne kadar olgun müminiz? Ne kadar o konuda başarılıyız? Bunu da herkesin kendi vicdanına bırakmak lazım. Her şeye zaman buluyoruz ama Kur’an öğrenmeye zaman bulamıyoruz. Bence bu çok büyük bir gaflet… Kuran’ı iyi bilirsen attığın her adımın muhasebesini yapabilirsin. Allah’u Teâlâ beni nerede serbest bırakmış? Nerede yasaklamış? Nerede ne yapmam lazım? Eve hangi ayakla girilir? Evden hangi ayakla çıkılır? Camiye hangi ayakla girilir? Tuvalete hangi ayakla girilir? Buna kadar Hadis-İ Şerifler bize her şeyi açıklamıştır. Böyle yaşarsak dünyada ve ahirette mutlu oluruz. Ama bu kuralları benimseyemiyoruz, yaşayamıyoruz, hal edemiyoruz… Tıraş olmayı, para kazanmayı, saçımız yağlanmışsa yıkayıp millete güzel görünmeyi, bu hallerin önünde tutuyoruz. Burada o kadar yanlış, eksik var ki. Halbuki ben yarın tıraş olsam da olur, saçımı yarın yıkasamda olur, dişimi  bir gün sonra fırçalasamda olur.

Şeriatın 8 hükmü vardır. Farz, vacip, sünnet, mütehap,mübah, haram, mekruh ve müfsid. 8 temel. Benimsememişiz, o kadar rahatız ki yapsak ne olur, yapmasak ne olur, düşünsek ne olur düşünmezsek ne olur, kale alsak ne olur almazsak ne olur, adam sen de olmuşuz….Halbuki diğer hallerimiz  adam sende olup bunlara riayet etmemiz gerekir.

Biz kaftan yapmışız Dünyayı. Ahiretin olduğu yere dünyayı, dünyanın olduğu yere de ahireti koymuşuz. Rahatız yani… Ne olacak yani… Cennet’in tapusu nasılsa bizde? Şimdi dervişler için cehennem, pek söz konusu olmaz ama Allah’u Teâlâ’nınyüceler yücesi, (Allah’uTeâlâ ki hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeğiz de) Allah’u Teâlâ’nın huzuruna binbir eksikle gitmek birçok mahcubiyet getirir bize. Dünyada yaptığımız birçok hal, birçok mahcubiyet getirir. Ve onlar sırtımıza yüklenir. Onun için mümkün mertebe Allah Teala’nın huzuruna çıkmaya bir miktar da olsa yüzümüz olmalı ki bu da bu dünyada kazanılır. Haberiniz yok birçok şeyden… Namaz kılıyor muyuz? Kılıyoruz.  Haccacı Zalim niye huzuruna gelen kimseyi kelleyle çıkarmadı?  Adam hepsinin kellesini vurdu. Adam kelleden kale yaptı. Horasanda insan kellesi kalesi.Adam zeytin satıyor bir zeytinden çıkan yağı hesap ediyor.

-Namaz kılar mısın?

-Kılarım.

-Farzları nedir?

-Bilmem.

-Oruç tutar mısın?

-Tutarım.

-Farzları nedir?

-Bilmem.

-Zekat verir misin?

-Veririm.

-Farzları ne?

-Bilmem!

Şu yaptığın mesleği anlat desen; profesör adam! Zeytin şöyle tuzlanır, şöyle yağlanır, ağacı şöyle ekilir, şu şöyle zamanda şu kadar yağ verir, tek zeytinden çıkacak yağı biliyor.

“ Vurun ” diyor boynunu.

“ Ne yapayım anne, ne yapayım bu kelle vurulmaz mı? ”Diyor.

Haccacı Zalimin kelle kestiği adamlardan acaba bizim farkımız ne şimdi kıyaslayalım? Ben kendimi kıyaslıyorum, kardeşlerime sözüm yok! Elektriği bilirim, inşaat’ın her dalınıda bilirim, tesisat bilirim, şunu bilirim, bunu bilirim, bir sürü bildiğim var. Allah’ın hükmünde bilmediğimi yazıp ayağımın altına koysalar başım arşa değer. Ben nasıl Müslümanım ya?

Yahu bu dünyada hep mi kalacam ki bu kadar şey öğrenmişim. Bu dünyada ben, 100.000 yıl mı  yaşayacağım? Hayır. Bile bile nedir yani bu gaflet… Bu ne delalet!

Ben kendimle konuşurum bazı kimse yokken. Biri görse çizdirmiş, uçurmuş der kafayı. Kendim kendime çok yerde cevap veremem. Dünyada kalacağın kadar dünyayı, ahiret için de o kadar orası için çalışmak lazım. Yapıyor muyuz? Hayır. Neden acaba?

Zulmet yoğun bir zulmet. Nerden kaynaklanıyor? Cemiyetlerden!

İşte bir çok Allah dostu kaçmıştır inzivaya, inzivaya çare yok.

Kur’an’da size defalarca anlattım. Muhkem ayetler, emirler var, yasaklar var, farzlar, haram, helal, müteşabih ayetler var.   Geçmiş kavimlerden, Peygamberimiz anlatır.

‘’Ya Habibim bunlar olurken sen bunların yanında değildin. Gaybdan sana sorarlar, biz sana bir miktar bilgi verdik.’’ diyor Cenabı Hak.  Yani Kuran 7 harf üzerine nazil oldu. 7 makamı vardır; 7 cephesi,7 penceresi olanKur’an, ikincisi temiz bir müminin ikiz kardeşidir. Kuran’ı öbür âlemde bir çok mümin, yaşlı adam gibi görür. O şikayetçi olur, çıkar. Der ki; ‘’Yarabbi ben bundan şikâyetçiyim!’’ Adam bakar;  ‘’Ya ben bunu hiç ömrümde görmedim. Bu adamdan bir hak almadım, bir kötülük etmedim niye bu benden şikayetçi?’’ İşte o Kur’an’dır. Birine de çıkar şefaat eder. ‘’Ya Rabbi ben buna şefaat ediyorum.’’ Yine bakar vatandaş, ‘’Ya ben bu amcayı hiç görmedim hiç tanımadım hiç iyilik etmedim bu bana niye şefaat ediyor?’’ Kur’an çok nurlu bir ihtiyar gibi… Kur’an mahlûktur yani…

 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız