NE KADAR AZ ŞÜKREDİYORUZ! GIYBET İÇİN NASIL TÖVBE EDİLİR!

0
80

NE KADAR AZ ŞÜKREDİYORUZ! GIYBET İÇİN NASIL TÖVBE EDİLİR!

Cehennem genelde Kahhâr esmasında görülür. Kahhâr: Allah’tan kahır istemek demektir.

Kahhâr’ın başka anlamı yoktur. Cehennem genelde Kahhâr esmasında, bazı şeyler açılır.

E şimdi cehennem herkesin istidadına göre yani gücüne göre açılır. Cehennem çok korkunç bir şeydir. Yoksa Salâtu Selam Efendimiz “Cehennemden dünya üzerine bir fındık tanesi kadar cehennem ateşi düşse dünyada ne nebatat, ne hayvanat, ne insan kalır.” Diyor. Anında yok olur  gider diyor.

Çünkü Cenab-ı Hak insan’a, ilimden çok az şey verdi. Birçok şeyin cevabını bulamazsın.

Yani sonsuzluğu nasıl yorumlarsın?

İzah edebilir misin?

Şunun sonu yok, bunun sonu yok. Nasıl izah edersin?

Yani bu insan mantığının kavrayacağı bir iş değil. Belki kainatın ötesine ondan sonrasını…bunların… cevabını bulamazsın.

Onun için Cenab-ı Hak; “İnsan’a ilimden çok az şey verdik.” Diyor.

İnsan kendini o çok şey biliyor sanıyor da insan’ın bildiği çok az şey….

Allah’u Teâlâ 100 satır ilim yarattı dünyadaki en çok ilim bilen kişi bir satırını biliyor. 99’u öbür tarafta, Allah 100 rahmet yarattı, dünyada bütün annelerdeki, insanlardaki rahmeti toplasan sadece bir tane ediyor, 99 merhamet öbür tarafta…

Allah Teâlâ müminlere o kadar şefkatli, o kadar merhametli ki hiçbir aklın, hayalin tasavvur edebileceği gibi değil…

Bana Cenab-ı Hak Mahkeme-i Kübra da deseki; “Kulum seni ben mi yargılıyım anan mı?” Analar biliyorsunuz evlatlarına çok merhametlidir. Vallahi billahi hiç tereddüt etmeden; “Beni sen yargıla Yarabbi derim.” Biliyorum ki Allah benim anamdan 100 milyon kat daha merhametli, şefkatli.

Onun için Allah Teala’ya karşı iyi zan oluşturun içinizde… Allah o kadar yüce, o kadar merhametli, o kadar mükemmel biri ki hiçbir lisan, hiçbir akıl, hiçbir idrak, bunu tahayyül edemez. Ama müminlere, kâfirlere değil, kafirleri sevmez.

Onun için Allah razı olsun … 100 rahmetin biri dünyadadır. İlmin sadece bir satırı dünyadadır. 99’u ahirettedir. Buralarla ilişki kurarsan bir çok şeyi açılır o zaman yoksa karanlıkta bir direğe yapışıp benim direğim düzgün diye bağırmak gibidir. Selat-ü Selam Efendimiz böyle diyor; “Âlim’in uykusu, cahil’in nafile ibadetinden hayırlıdır.”

İlim niyetten sonra en değerli şeydir. Amelden sonra en değerli şeydir ki ilim öğrenirken cemaati terk edebilirsin. Namaza kalkıp gitmek zorunda değilsin cemaate. Allah nazarında en değerli şey ilimdir, ikincisi niyet. Allah Teala ilkin niyete bakar, nazar eder en değerli şey niyettir. Niyet hayır olursa âkıbet hayr olur niyet kötü olursa âkibet şer olur.

 

İhsan’ı iyi bilmek lazım, ihsan Allah Teala ile görüyor gibi ibadet etmektir.

Sen onu görmüyorsun ama o seni görüyor.

Bir makam sahibinin bile yanına girdiğimizde kendimize çeki düzen veriyoruz. Oysa Allah Teala’yı görüyormuş gibi ibadet ihsan olayına girer. Velayet ilmidir ki İsrail Peygamberlerine bile verilmedi. Velayet ilmi peygamberler de dahil yok. Ama kimlerde var? Velilerde var.

Peygamber Salât-u Selam Efendimiz; “Benim ümmetim’in velileri İsrail peygamberler mesafesindedir.” Diyor. Bununla bir mesaj veriyor. Eğer olsaydı az önce Kaside de dediğiniz şey olurdu. Ne dediniz kasidede ?

Musa kimdir? Hızır kimdir ?

Hızır velidir. Velayet ilmi vardır. Musa nebidir ama velayet ilmi yoktur.

Hızır’ın yaptıklarının hikmetini anlayamadı o, hatta bir çokları kestirir atar, ama öyle değil.

Hızır üçüncü kez Musa müdahale edince; “Yollarımız ayrıldı.” Dedi. O; “Ya Musa ben senin için tam  bin hikmet hazırlamıştım, sen üçüncü hikmete tahammül edemedin.” Dedi. Bu velayet ilmidir. Salâtü Selam Efendimiz biliyorsunuz, Cenab-ı Hak alemleri yaratmadan önce hükümranlığı suların üzerindeydi. Yunus diyor ya; “Şu kudret denizini sağlık sefa ile açtık Elhamdülillah.”

İşte kudret denizin de Cenab-ı Hakk’ın saltanatı denizlerin suların üzerindeydi ve bir kandilde Ehli Beyt’inin nurunu yaratmıştır.

Kandil deyince o kadar değil yani Allah’ın yarattığı kandil nasıl olur bir düşünün.

Peygamber’in, Ehlibeyt’in nuru onun içindeydi. O nur, Allah’tan hayâ eder, terler, dururdu. Allah Teala onun için diyor ki; “ Ya habibim seni yaratmayacak olsaydım alemleri yaratmazdım.” Cenab-ı Hak bütün alemleri o Ehlibeyt’inin nurundan yarattı. Meleklerden tut Hazreti Cebrail’e kadar, her türlü şeyi ehli beytten yarattı cennetlere kadar. topladığımız fasülyeden, yediğimiz armuttan tut sağdığımız ineğe kadar. Allah Teala nebâtât’ı yarattığı zaman asla yenecek kıvamda değildi. Çiçek açıyordu taneye dönmeden düşüyordu sonra Ehlibeyt’inin nuru ile bunları tekrar suladı Cenâb-ı Hak. Sonra kıvama geldi.

Konu çok uzun da ben 1000 defa özet yapıyorum.

Her ısırdığımızı lokmada Ehlibeyt’inin nurunun hikmeti vardır. Allah o kadar değer veriyor ki; “Resul’üm seni yaratmayacak olsaydım alemleri yaratmazdım.” Diyor.

Kur’an’da 26 peygamber geçer. Sadece velâyet ilmi verilmiş tek Peygamber, Peygamber Efendimizdir. Diğerlerinde velâyet yok.

Peygamberimiz’in velilerin de velâyet ilmi var. Daha evvel ki Beni İsrail Peygamberlerinde bu yok.    Olsaydı Hızır’ı anlamaz mıydı? Hızır veli idi, nebi değildi. a Musa. Musa ki Hulil Azim Peygamber büyük Peygamberlerden.       Bu ümmet seçilmiş ümmettir. Bunlar torpilli ümmettir.

Ya böyle bir Peygamber’in ümmeti… Hele de kişi dervişse söylenecek söz yok… Başımızı secdeye soksak, elimizden geleni yapsak vallahi billahi Allah’ın hiçbir hakkını ödeyemeyiz. Hiçbir amel insanı ateşten korumak için yeterli değildir. Hiçbir amel insana cenneti kazandırmaz. Peygamberimiz’in ameli dahi cenneti kazandırmaz. Sen bu Dünyada bir ev, bark yapmak için 10 sene, 20 sene,30 sene gece gündüz çalışıyorsun, didiniyorsun, uğraşıyorsun bir ev sahibi oluyorsun. Cennet’in en fakir’ine bu Dünya kadar 40 yer veriliyor. Bunu günde bir saat çalışmayla mı elde ediyorsun. Bu mümkün mü?

Ki o, en fakir’ine verilen. Orada en fakirine 500 tane hatun veriliyor. Ordaki evlerin biri altın biri gümüş. Ben sana oradaki saltanat’ı anlatsam….

Ben sana pikniğe gittiğinde kurulan ipek çadırı anlatsam ömrüm yetmez. Bunları günde 4 saat çalışmayla mı elde ederiz?  Hiç mümkün değil. Sadece Cenâb-ı Hakk’ın lütfundan, merhametinden…

İşte o cennet’i namazı kılanlara verir Cenabı Hak,  hakettiği için değil lütfundan ihsan eder.

Bazı şeyler var ki Allah Teala’nın çok hoşuna gidiyor. Zikir sizin aklınızın alamayacağı büyük sevaplar getiriyor.

Peygamber Efendimiz diyorki ; “Bir ‘Sübhanallah’ dediği vakit kişi, yerle gök arası kadar sevabı vardır.” Yani  o gün için insanlara, milyonlar, kattrilyonlar dese insanlar anlamazlardı.Yani birçok amellerede Peygamberimiz Uhud Dağı kadar der. Yani o devrin insanına anlatabilmek için der. Ama bazı şeylerde de ümmeti için kullanmış yani rakamları kullanmış. Bazı  zikir türlerinde kaç milyon sevabın verileceğini rakamları kullanarak beyân etmiş.

E şimdi Allah razı olsun.

Kişi dervişse, sufi ise ağzını, Allah onun dilini kendi ismi ile süslemişse her tasadan uzak olmalı. Hiç bir tasa, hiçbir dert onun için önemli değil.

Öbür tarafta, bu Dünya da işkence çekenler, acı çekenler, sıkıntı çekenler’e verilenleri görünce insanlar; “Keşke bizim derilerimizi makasla yüzselerdi.” Dünyada diyecekler.

Dünya da acı çeken, yoksulluk çeken, hastalık çeken, sıkıntı çeken insan ötede sınava tâbi tutulmuyor mümin ise. Herşey mümin olmak kaydıyla. Mümin değilse hiçbirşey’in faydası yok. Mümin olmayan hergün on tane çeşme yapsa, hergün on tane köprü yapsa, hergün bin tane yetimi doyursa hiçbir anlamı yok. Allah Teala; “Sen onları göşteriş için yaptın, nam için yaptın.” Der. Evvelâ mümin olacak.

Elhamdülillah sufiler müminlerin süzme balıdır. Çıkan o süzme bal, dervişlerdir, zakirlerdir. Allah öyle diyor ben demiyorum. Allah dediği için ben diyorum. “Onlar benim has kullarımdır.” Diyor Cenabı Hak.     Ezelde taktir etti onların zikretmesini. Mülk alemine geldi, şimdi sahneye… Bir sürü insan meyhane de kafada çekebilirdi. Gidip kumarda oynabilirdi. Tee nerelerden buraya geliyorsunuz.  Bunun anlamını siz veresiye çalıştığınız için bugün bilmezsiniz. Yarın bilinecek bunlar. Müminlerin, zakirlerin…  Allah diyor ” Onlar benim has kullarım.”  Resullullah s.a.v Efendimiz de diyor ki; “Onlar benim ev halkım gibidir.”

Ya Peygamber’in hânesinden olacaksında daha tasanmı var? Varsa ne diyim söylenecek söz bulamam. Bir insan Resulallah’ın ev halkından olacak ve hala tasası olacak!

Dünyada işin kötü olsa nolur, iyi olsa nolur? Ya zaman akıp gidiyor, durmuyoki.

Zikir nasip olmuş insan’ın kötü günü olmaz.

Bakın biraz geçmişten sahneler getirelim. Neyden şikayet ediyoruz ya?

Birgün Hz. Ömer(ra.) camiye erken geldi. Arkadan Ebu Bekir(ra.) geldi. “ Ya Ömer çok erken gelmişsin.” Dedi. “ Ya Ebu Bekir vallahi üç gündür açım. Erken gideyim tefekkür edeyim belki birşey zuhuratla karnımı doyuracak biryer öğrenirim.” Dedi.  Ebu Bekir Sıddık da dedi ki ; “ Vallahi dört gündür de ben açım.” Bunlar konuşurken Peygamber Efendimiz geldi. “Biriniz üç, biriniz dört gündür aç bende beş gündür açım . Kalkın Eyyüb El Ensari’nin evine gidelim bizi doyurur.” Dedi.

Allah; “ Dile herşeyi altın yapayım.” Diyordu.

Üç’ü kalktılar, gittiler, kapıyı çaldılar. Hanımı açtı kapıyı. “Eyyüb nerde?” “Eyyüb hurmalıkta.” Dedi.

Bunlar hurmalığın yolumu tuttular.

Bir düşün alemlere rahmet olarak gelmiş peygamber…

Eyyüb Peygamber’i görünce dedi ki ; “Ooo Ya Resulallah ben yemin etmiştim. Resulallah gelirse ona bir kuzu keseceğim.” Demiştim.

Yemeği hazırladı sofrada soğuk su, pişmiş et, taze ekmek, yaş ve kuru hurma var. Peygamber’imiz bir parça et kopardı bir dilim ekmek aldı. Eyyüb El Ensari’ ye dediki “Bunu kızım Fatıma’ya yolla altı gündür aç.” Dedi.

Allah dört kadın yarattı alemde. Biliyorsunuz kim olduğunu. Fatıma Validemiz, o aç olan o dörr kadın da imamı. Onun üzerine bir kadın yok. Bu alemde yok. Ve dediki Peygamber; “Vallahi biz bu yemekten sorgulanırız.” “ Ya Resulallah firavun sofrası değil üç çeşit, beş çeşit yemek yok.” Dedi.

Bir insan yemek yemeğe oturduğundahafif tefekküre dalıp ; “Bu Allah Teala’nın lütfu diye düşünüp, “ Bismillahirrahmanirrahim” derse… Ve karnını doyurduktan sonra da samimi olarak ‘Elhamdülillah’ derse bundan sorgulanmayız. Ama bunları demezse vallahi bundan sorgulanırız.” Dedi.

Hz. Ömer ölünce en samimi arkadaşları ki hepsi veli, altı ay göremediler rüyalarında. Altı ay sonra gördü; “Ya Ömer altı aydır sen neredeydin.” Hz Ömer “Vallahi altı aydır sorgulamadaydım bugün bitti sorgulamam.” dedi

Üç gün , beş gün aç kalan insanların sorgulaması altı ay işte bizde ona göre ayağımızı yorganımıza göre uzatalım.

Paçayı kurtarmayacak sufi yoktur. Mutlaka Allah’ın yardımı gelir, şu gelir, bu gelir bir şekilde gelir.

E şimdi Peygamber Efendimiz beş, altı gün aç kalıyor aldırmıyorsa, biz neyden şikayet ediyoruz, ne yetmiyor bize?

Bugün’ün en fakir’i onlardan çok daha iyi yaşıyor… Onun için Allah’u Teala’ya ne kadar şükretsek azdır. Bugün Allah’u Teala’nın nimeti çok bol. Bugün Allah Teala’nın nimeti çok, her kesime bol ihsan ediyor. Çünkü Kıyametten önce dünya bol verim veriyor. Sebze bol, meyve bol…   Bugün dünyada öyle ülkeler var ki sarımsak eczanelerde satılıyor. Sen git pazardan çuvalla al. Böyle bir büyük ihsan’ın içinde bu millet.  Biz birgün oruç tutunca şöyle olduk, böyle olduk sanıyoruz.

 

Bakın şunu kesin bilin. Bir insan en azından günde bir kere annesi babası için hayır duada bulunmuyorsa kesinlikle rızkı daralır. Kesinlikle, kesin hüküm var bunun hakkında… En azından yatsı namazından önce elini açtığın zaman annesine, babasına, mürşidine, sufi kardeşlerine mutlaka dua edeceksin. Hadis-i Şerif’te Peygamber Efendimiz ; “Bir insan anasına babasına hayır duada bulunmuyorsa rızkı kesinlikle kesilir.” Diyor.  Azala azala zorlaşır. Günahı kebair denilen dokuz büyük günahın içinde anaya babaya isyan etmek… Mümin olan anaya babaya ama… Eğer “Onlar yanınızda yaşlanırsa onlara öff bile demeyin.” Diyor Allah Teala. Onlara en azından günde bir kere hayır dua da bulunmak lazım, rızkının önünün açılması için.  Allah Teala’nın her türlü reçetesi var. Mutlaka biryerlerden senin nasibini ayırır Allah Teala. O kul sebep olur, bu kul sebep olur. O sebep olan kulda Allah’a borç vermiş olur. Allah en az on katıyla 700, 70000 katına kadar geri öder ona. Yani hayır zinciri başlar. Verende hayırda, alanda hayırda, yiyende hayırda… hayır başlar.  Bunuda bilmekte yarar var.

Nimet’e çok şükredin. Nimet çoğalır fakat nimet’e şükretmek sadece Elhamdülillah değil, nimet’e şükretmeyi biz çok kısık anlıyoruz. Evvela Allah Teala’nın yasaklarından uzak durup emirlerine uymak, en eftal şükür bu!

Yani Allah Teala’nın yap dediklerini yapmak, yapma dediklerini yapmamak… Yani şükrü kebahir denilen büyük şükür böyledir. Bu büyük şükür yokken küçük şükür az etki yapıyor.

Allah Teala’nın en hoşuna giden; “Estagfurullah, Elhamdülillah, La İlahe İllallah” gibi İsmi Azam’dan bazı isimler var ve bunlar…

Evvela büyük şükür’e tabi olacaz mümkün mertebe günahsız kul olmaz nebiler hariç… Ama küçük günahlarıda üst üste “Önemi yok.” Diyip yığmayacağız.  Hasbel Kader mutlaka hepimizde olur. Tövbeyi geciktirmicen.

 

İnsanlar kime külhanbeyliği ettiğini bilmiyorlar.

Kıyamet nedir biliyomusun? Bir meleğin, İsrafil’in birinci sûra üfürmesi demek. Dünya üzerinde herşey talan olur. Bu sadece birinci sûra üfürmesiyle olur. İkinci sûra üfürmesiyle zaten mezardan kalkarsın.

Cenab-ı Hakk’ı hem çok sevecez hem çok korkacaz. Allah bize müminlere bu kadar büyük merhamet etmişken kendimize çeki düzen vermemiz lazım. Yumuşak olacağız.    Bir insanda yumuşaklık varsa onda her türlü hayır vardır. Bir insanda cömertlik varsa onda her türlü hayır vardır. Yumuşaklık ile cömertlik yoksa, katı dilli ise o melundur. İsterse namaz kıla kıla yay gibi, oruç tuta tuta dal gibi olsun eğer katı dilli ise hiçbir şey ifade etmiyor eğer cimri ise yine  hiçbir şey ifade etmiyor.

Mal ne senin nede benim kardeşim.

Allah’u Teala bin yerde söylüyor. Yerlerin, göklerin mülkü Allah’a aittir.

Yunus öyle diyor; “ Mülk senindir keram kânı kimsenin olmaz Allah’ım.”

Emanet bugün sendedir yarın başkasında…

Bir gün Hz.Musa Aleyhisselam Turu Sinayı çıkarken o dönemin sevilen bir mümini geldi. “Ya Musa bir emanet yollayacağım Rabbim’e seninle götürür müsün?” “Elbette.” “Rabbime söyle bana para versin imanımı alsın.” Dedi. Musa Aleyhisselam irkildi. “Bu nasıl teklif edilir?”  “Ya sanane, sen söyle Rabbimle benim arama ne giriyorsun. Bana para lazım imanımı alsın para versin.” Dedi adam. Musa Aleyhisselam Turi Sina konuştu Cenabı Hak ile ama söyleyemedi. Kolay mı Rabb’ın huzurunda… Musa Aleyhisselam’ın dili kekeme idi Harun Aleyhisselam onun yerine konuşurdu. Allah dedi ki ; “Ya Musa yanında bir emanet yok mu?” “Rabbim haya ederim.” Dedi. “Sen söyle sen emanetçisin.” Dedi Allah. Musa Aleyhisselam söyledi. “Peki onun imanını aldık ona  para veriyoruz.” Dedi Cenab-ı Hakk. Musa Aleyhisselam üzüldü. Onun yerine istigfar ede ede indi Turu Sina’dan. Aradan yıllar geçti. Cömert bir zenginin namı yayıldı. Nerde o günün ibadethanesi lazım  yapıyor, nerde fakir var yetişiyor…

Dinimiz hemen hemen cömertleri Peygamberlerden sonra hürmet edilen kişi olarak telakki ediyor. Hatta Hadis’te; “ Cömert insanın hatalarını dilinize dolamayın.” Diyor Peygamberimiz.  Düşünebiliyor musun? “Cömert insanın rızkı arşı alaya kadar açık.” Diyor.

Musa Aleyhisselam; “ Bu cömert’i Allah için ziyaret etmek vacip oldu bize.” Dedi.

Nerde bu adam? “Hayır için şurda köprü yapıyor.” Musa Aleyhisselam gitti. Sordu; “Nerde patronunuz.” “Tee ilerde söğüt ağacının altında namaz kılıyor.”

Bakın Hz.Musa’da, İbrahim’de, İsa’da namaz kılıyordu, bu haller hep sonradan… Tek din geldi hanif dini… Hepside La İlahe İllallah ile geldiler, sadece biz Muhammedin Resulallah diyoruz. Şid Aleyhisselam ki Adem’den sonra gelen oğullarındandır. 1000 şehir kurdu. İnsan yoktu o kadar. Şid Aleyhisselam muazzam kapılar yaptı. Kapılara “La İlahe İllallah Muhammedin Resullah Adem Safiyullah” yazdı. Bugün arkeolojik kazılarda hala bulunuyor.

Musa Aleyhisselam söğüt ağacının yanına geldi. Selam vermesini bekledi. Bir baktı ki Allahtan imanını alıp para vermesini isteyen adam.

“Allah Allah bu nasıl iş? İmanı olmayan nasıl namaz kılar?”

Adam’a görünmeden geri geri geldi, tuttu Turu Sina’nın yolunu.

“Ya Erhamerrahimiyn, Ya Erhamerrahimiyn, Ya Erhamerrahimiyn.” Melek yalnızca bu isme; “Söyle Allah seni dinliyor.” Der. Alah muhakkat tecelli eder, müminsen. 3 kere “Ya Erhamerrahimiyn”  Diğer isimlere değil. Allah’u Teala ile görüşmenin tek anahtarı. Ve…

“Söyle Ya Musa.” Dedi. “Ya Rabbi ben şaşırdım. Sen yalan söylemezsin. Sen onun imanını almamışmıydın?” Dedi. “Ya Musa imanını geri satın aldı benden o. Ben ona mal verdikçe o benim yoluma harcadı, verdikçe harcadı, nefsine hiç harcamadı ne yapayım? İki dünyada da aziz olcak o adam.” Dedi. İşte cömertlik budur.

Bak; “Bir hurma tanesi olsa tasadduk edin.” Diyor. Ömrü uzatan iki şey. Biri sadaka biri sıla-ı rahim(akraba ziyareti). Başka insan ömrüne hayır getiren insan ömrünü uzatan bir şey yok . Biri sılai rahim biri sadak .Bunun üzerinde çok duruyor Peygamberimiz. Muhtaç olan insana verebilmek. Azdan az verirsin çoktan çok verirsin. Ama mutlaka cömert olmak lazım.

Allah cömert. Bakın biz hergün ne günahlar işleriz,  Allah cömert affediyor bizi, tövbe kapısını açık bırakıyor, böyleyken rızıklandırıyor bizi. Allah’a sövenleride rızıklandırıyor. Bir çıban çıkarsa gırtlağında su bile içemezsin ama yapmıyor.

Mademki sufiyiz önce Şeyhimiz’in ahlakı ile sonra Peygamberimiz’in ahlakı ile sonra Cenab-ı Hakk’ın ahlakının bir kısmı ile ahlaklanacaz.

Fenâfillah; Allah’ın ahlakının bir kısmıyla ahlaklanmaktır. Tamamı mümkün değil.

Allah cömert, cömert olacağız, lütufkâr lütufkâr olacağız. Allah bunca kabahatimizi hoş görür. Biri bir günah işlediği vakit hemen o adama köpürüyoruz. Kardeşim sen nice kabahatlar işliyorsun Allah seni hoşgörüyor ya sen neden onu hoşgörmüyorsun? Müminse hoşgöreceksin, kafirse tamam ama müminse hoşgereceksin. Mümin senin kardeşin. Namaz kılmayan ana’nın doğurduğu vallahi senin kardeşin değil. Erzurum da, Anya da, Konya da  doğan senin kardeşin. Allah; “ Ancak müminler kardeştir.” Diyor. Allah seni hergün 50 kere hoş görüyor ya sen neden hoş göremiyorsun? Hoşgöreceksin… Ha kafir yada münafık o ayrı onlar Allah’ın düşmanı…

Hilim, yumuşaklık birde doğru dil-yalan söylemeyen dil-.

İnsan 3 yerde yalan söylebilir. Hiçbir mesuliyeti yoktur. Birisi savaşta, ikincisi iki kişiyi barıştırmak için yalan söyleyebilir, üçüncüsede karısını mutlu etmek için yalan söyleyebilir. Hadis’i Şerif diyor ben demiyorum. Bunun dışında dil doğru olacak.

Dil yumuşak olacak, gönül büyük olacak, hoşgörün büyük olacak, cömert ve tatlı dilli olacaksın, kendin için istediğin herşeyi müminler için isteyeceksin, kendin için istemediğin şeyi hiçbir mümin için istemeyeceksin. Bunlar müminin ahlağıdır.

Yani ötelerde yolculuğa çıkmadan önce mutlaka bu hale girmemiz lazım, çünkü biz dervişiz, sufiyiz. Bize yakışan budur. Bize Dünya’nın saltanatı lazım değil, dünyanın makamı mevki lazım değil. Dünya makamının mevkisi kimin olursa olsun. Bugün ki sen bu şekil Allah’a kul öyle olursan…. Bakın Fatih Sultan Mehmet’ler ziyaret ediyordu onları ve kabul etmiyorlardı koca sultanları.

Fatih öyle diyor; “Koca Bizansın kapılarını yıktık amma bir dervişin tahta kapısını geçemedik.”

Bize öbür alemin sultanlığı lazım bura değil. Ha mutlaka rızkımızı helalden kazanmak için çalışıp çabalıcaz.

Sabah namazı kılıp işe giden insan işine hile, hurda karıştırmadığı sürece aynen o namazın devamı gibi ecir alır.

Allah müminler’e bu kadar cömert. Allah bize bu kadar cömertken bizde mümin kardeşlerimize bu şekil, Allah’ın ahlağıyla ahlaklanacaksak hedef budur gaye budur.

Onun için bakın İlim, amelden üstündür. Şimdi biz kalkıp namaz kılsaydık şuanda aldığımız kadar sevap alamayacaktık. Bu ilim. Niyetten sonra en değerli şey ilim, sonra amel. Amel üçüncü kategoridedir.

Salâtû Selam Efendimiz öyle diyor; “İlimden birşey öğrenen 1000 rekat kabul olmu namaz kadar sevap alır. 1 rekat kabul olmuş namaz insanı cennet’e götürür.”  Biz kılarız kabul olmuş olmamış bilemeyiz. “O anda orda bulunan herkesin defterine 1000 rekat kabul olmuş namaz sevabı yazılır.”  Belki ben 10 senedir kılarım belki hiç biri kabul olmadı. Belki hiç biri kurtarmayacak beni.

Bunlar Rahman’ın rahmet kapıları, Rahman’ın rahmet sofraları. Yani Cenab-ı Hakk müminleri affetmek için, müminleri cennet’e koymak için bahaneler arıyor. Bize o kadar şefkatli iken bizde mümin kardeşlerimize aynı ahlakla, aynı davranışla, aynı fikirle, aynı tavırla, aynı dille, aynı ngözle bakacağız. Yoksa olgun mümin olamayız.

Bugün münafık çok… Görüyorsunuz Deccal’in avvamesi yetişen. Bir çoğu sana bir türlü ona bir türlü yani fitne sokmaya gayret eder. Yani bunlara fırsat vermeyeceğiz . Ben bilirim ki o mümin onda sadık olmaz. Bana bir çoğu gelir; işte şunu dedi bunu dedi… Ya dediyse … Demediğini ben biliyorum zerre kadar kâle almam. Peki o dediyse sen neden bana bu lafı ulaştırıyorsun? Sen şimdi ondan çok daha kötü bir duruma düşüyorsun. Allah Teala’nın en buğuz edeceği kişiler. Adam hiddetlenmiş bişey söylemiş olabilir. Kalbinden gelmiyor dilinden gelmiştir söylemiştir. Ama iki saat sonra 5 gün sonra oda söylediği lafın arkasında durmaz zaten. Mümindir der bi hata yapmıştır der oda yumuşar. Ama sen o lafı taşırsan bu çok daha büyük bir günah olur.

“Gıybet zinâ’dan büyüktür.” Diyor Salatu Selam Efendimiz. Faiz zinadan büyüktür. Bakın sakın ; “Ben paramın değerini koruyorum.” Demeyin. Sakın bunu demeyin! Allah kesin hüküm koymuşsa.  Sakın Allah’ın lafının üzerine laf koymayın. Sakın ha bu devirde demeyin.. Allah’u Teala bir şeyin hükmünü koymuşsa bitti. Buna neden, niçin Sakın ha bahaneler uydurmayın. Allah Teala bir şeye hüküm koymuşsa bitmiştir. Neden ? Niçin? Vs. yok.

Gıybet bu devirdeki en yaygın hastalıktır. Adam benle iddia ediyor onda olmayan şeyi söylemiyorum diye. E olsa zaten iftira olur. “Gıybet zinâ’dan büyüktür.”

Gıybet içinde bu adam’ın günahları nâmına tövbe edin hasbel kader bunu yaparsanız. Hemen, her zikirden sonra eğer Ravzada yapabiliyorsanız zikri Resulallah’ın potasında veya  ordan dönüşte Sadakallahulazim der demez; “ Ya Rabbi gıybet ettiğim bütün müminlerin ve bende hakkı bulunan bütün insanların günahları nâmına en az 100 kez istiğfar edin.” Temiz kalmanın bu atmosferde yaşamanın reçeteside budur.    Başka yolu yok gıybet’in birebir helallik almak dışında… Nerden bilcen belki yumruk yiyeceksin yüzüne. Ha tanıdıktır, sufidir söylersin; “Ya ben bir hata yaptım hakkında şöyle dedim hakkını helal et.” Dersin ama uzakta konuşamayacağın biriyse onun nâmına istiğraf edeceksin. Bununda kefâreti budur. Aslında hiç kimse söylemez gıybet’in kefâreti yoktur der. Ama Allah kolaylığı murad eder. Böyle kolaylıklar da var. Allah’u Teâlâ herşeye kâdir yeter ki sen niyette samimi ol, niyette hayrı çağrıştır ve Allah’a teslim ol.

Dua’nın az kabul olduğu bir çağda yaşıyoruz. Bunun hakkında Hadisler var. Fakat istiğfar en büyük duadır. Allah Teala ayet-i kerime de istiğfar et paranı çoğaltayım, istiğfar et nimetini çoğaltayım, istiğfar et seni zengin edeyim, istiğfar et senin bağını bahçeni cennete çevireyim. İstiğfar et samimi olarak. Pergamber Efendimiz diyorki ashabına ; “ Öyle birgün gelir ki insanlar emri bil maruf nehyi anil münkeri terk edilir (İyiliği emredip, kötülükten men etmek), insanlar sıla-ı rahimi de (Akraba ziyareti) keserler, insanların dilleri dost kalpleri düşman olur, Allah’u Teala o toplumlara lanet eder, içlerindeki iyilerinde duasını kabul etmez.” Diyor. Biz o günleri yaşıyoruz.

İstiğfar en büyük duadır. Bunun örnekleri de vardır.

Birgün  Hz.Ömer zamanında çok büyük bir kuraklık oldu. Yağmur duasına gidelim dediler. Çıktılar bir dağa herkes yağmur duası ederken Hz. Ömer “Estagfurullah, Estagfurullah, Estagfurullah “ bağıra bağıra söyledi. Ashabdan biri geldi; “Ya Ömer yağmur duasına geldik.” “Ya ben ne yapıyorum? Ben Allah’ın yağmur musluklarının kapısını çalıyorum. Ben Allahtan rahmet, lütuf istiyorum.” Dedi. Kur’andaki ayetleri okumaya başladı.

Kaç tane ayette “Samimi istiğfar edin, azınızı çoğaltayım.” diyor. Birde Dünya da kabul olmamış birçok dua; ötede nizâmın başına gider kişi, unutmuştur bir dua yapmıştır. Birşey de görmemiştir. Ötede mizanın başına gelir. Sevapla günahı dengelenir. Nereye gidecek bu? Ne cennete ne cehenneme. O anda büyük bir sevap gelir sevap gözüne cenneti hak eder. Cenneti hak eden kişi kendide hayret eder. “Benim böyle bir amelim yoktu, bu nerden geldi.” Der. Meraklı gözlerle bakarken Allah derki; “Ya kulum sen şu şu zamanda şöyle bir dua yapmıştın. Bu o dua’nın karşılığıdır.”

Yani Allah Teala’ya açılan hiç birşey boşa gitmez. Ha orda olmaz başka biryerde, burda olmamıştır başka yerde …

Yani senin için nerde ihtiyaç varsa Allah Teala onu orda kullanıyor. Azını çoğaltıyor. Bir ağaç dikince nasıl büyürse Allah katına giden her amel öyle büyüyor.

Onun Rabbimizi bilip, ona yaraşır şekilde yaptığımız dualarımız , secdelerimiz, zikirlerimiz bu atmosferde olursa. Ne bu Dünya da üzülür nede ötelerde. Burası bir şekilde geçiyor. Mühim olan öteler.

Kaç yaşında olursan ol çocukluğuna bak bir gecelik rüya… 1000 sene yaşasan ne olacak? Sonu var, nihayeti var, tükeniyor. Bir anlamı yok.

 

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız