NASIL DUA ETMELİYİZ ? – NEDEN DUAMIZ KABUL OLMUYOR ?

0
267

Peygamber Salatü Selam Efendimiz diyor ki: “Bir mümin kul dua ederken duasına anasınla, babasınla, mürşidinle başlamazsa o dua kabul olmaz,  asla Allah’u Teâlaya ulaşmaz.  Bir insan dua ederken  evvelin de ve ahirinde salavat getirmezse o dua kabul olmaz.” Biz kaldırıyoruz ellerimizi “Yarabbi  zor durumdayım, ver bir çuval para bana, bak kul diyor , bak hey, örnek bir kul gör de kul nasıl oluyor gör.”  Olmadı ki! Böyle olmaz ya, öyle şey olmaz. Burda  dua ederken Ya Rabbi mümin anne baba için sakın yanlış anlaşılmasın, fasık ve kafir veya münafık için değil. Hz  İbrahim Aleyhisselam babası Azer (Babasının adı Azer) put yapıcısıydı,  bunun için dua etti de Allah’u Teâla azarladı onu ” Ya İbrahim utanmıyor musun?” dedi. “Bir kafir için bana dua ediyorsun.” “Ya Rabbi O benim babam.” “Senin hiçbir şeyin değil, ne babası!” dedi. “Hiçbir şeyin değil,  sakın bir daha onun için dua etme, seni peygamberler listesinden atarım, hiçbir şeyin değil .”dedi. Ancak kardeş Müminler abi. Kardeş, baba, ana vesaire mümin değilse senin hiçbir şeyin değil! Şimdi bir kafire dua etmekle şeytana dua etmenin farkı nedir? Sen elini açıp da şeytana rahmet et dermisin? Demezsin. Eee  onlar şeytanın, tağutun kulları, Allah’ın kulları olsa Allah’a secde ederdi, secde etmiyorlar. Şeytanın peşinde dolu dizgin koşuyorsa  bunlar Allah’ın düşmanı, sen Allah’a el açıyorsun “Ya Rabbi şeytanın avamesi ama bunlar, sen bunlara şunu yap, bunu yap” diyorsun. İşte bu dua ayvayı yedi. Şimdi duanın adabı var bunu bileceğiz. Yarabbi müminse  anana, babana, mürşidine, mümin kardeşlerine, mümin olmak kaydı ile fasıklara değil, mümin kardeşlerine rahmet et  dersin.Kendinden önce onlara dua edersin, onlar da senin için dua eder, zaten ondan sonra halisane böyle duanın kesin kabul olduğuna bir kul olarak inanacaksın , acaba girdi mi o dua kabul olmaz. Allah’a itimadın yok!  Allah’a güveneceksin.  Şeytan orada acaba sokmaya uğraşır, o acaba girdi mi bir tencere süte bir bardak zehir girdi, o sütlük ten çıktı. Ondan yoğurt olmaz artık. Duada kabul olmaz bitti şek şüphe yok. Allah’u  Teâla’ya kesin inanacaksın itimat edeceksin. Ben kul olarak elimi açtım, elini böyle açarsan da dua kabul olmaz. Peygamber salat Selam Efendimiz hadisi şerif’te diyor ki duanın şekli için “Avuçlarını omuz hizasında açtığın an bu duadır.” Der. Bu eli açmak dahi duadır diyor bir şey söylemesen de. El açtın dilenci gibi. Kime el açtın? Yaradana açtın. Omuz hizası böyle, böyle yok öyle bir şey. omuz hizasında el açacaksın. ve mümin kardeşlerine, anana ,babana ,soyuna sopuna mümin olanlara hayır duanı edeceksin, mürşidine hayır duanı edeceksin, ondan sonra içinden geldiği kadar salavat getireceksin Allahümme salli ala Seyyidina Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammed diye. Bir tane hurufuna sıtkı sadakatle söylenmiş  salavat adamın amel defterinden soldaki kırmızı yazılardan 10.000 tane büyük günahı yok ediyor, 10.000 tane!  Bunu defalarca söylediğin zaman orayı siliyorsun, neredeyse arınıyorsun, temizleniyorsun. Ondan sonra da meşru olan şeyleri Allah’u Teâlaya arz edeceksin edebi dairesinde. Yarabbi bana şunu ver değil! Ver demek emirdir hiç kimse Allah’a emredemez “Ya Rabb’im, Ya Rabb’im, sen malum halimizi görüyorsun ,kalbinizden geçeni de biliyorsun, bizden lütfunu esirgeme, bizden yardımını esirgeme, yani bize Salih İmam ver . Mal matahtan  önce maneviyat iste, ondan sonra maneviyat iste, iman iste, imanın kavilini iste, Hikmet iste. Biz  bunların bir kenara itiyoruz, Yarabbi İşte benim dünya işimi mamur et, şöyle yap, böyle yap, şöyle yap. Ne oldu? Emirleri verdin.  El insaf. Ya sen kiminle konuşuyorsun? Arkadaşınla mı konuşuyorsun, amca oğlunlan mı konuşuyorsun, kardeşinle mi konuşuyorsun? Ver ne demek ?  Ya edebi dairesinde Allah’u Teâlâ’dan ne yapacaksın. Sen kulsun. ya bu Yaradan, var eden, o alemleri yaratmış, sen nesin ki alemlerin içinde . Usulü dairesinde Allah’u Teâla diyor ki bir Kutsi hadiste “Benim öyle kullarım var ki ihtiyaç sahibi, ihtiyaçtan kıvranırken bana dua etmek için yeltenir ler, ibadetini yapar, namazını kılar, hayır duasını eder, ana babasına müminlere hayır dua eder,kendisine gelince takılıp durur, söyleyemez.” Diyor. “Biz o söylemese de ona veririz diyor Onun söylemesine gerek yok.” diyor.   Ne yaptı? Allah’tan hayâ etti, hayâ etti. Zaten bir insanda en önemli faktörlerden biri edep ve hayâdır. Edep ve hayâ gitti mi  insandan geri kalan hayvandır, insan edep ve hayâdır. Eee şimdi bir kitapta da duanın şekli yazılır. Falan alim şöyle dua yazmış, falan kitapta şöyle dua etmiş, duanın kalıbı yoktur kardeşim, o öyle etmiştir etsin varsın.O  500 sene evvel öyle etmiş. Ben 500 sene  sonrasını yaşıyorum. Duanın en güzeli içinden nasıl geliyorsa odur. Ondan sonra arı duru asla Allah’a olan saygıdan bir şey yitirmeden edebi dairesinde Allah’u Teâla dan  evvela Sılatal Müstakim, hikmet isteyeceğiz, takva isteyeceğiz, ondan sonra maneviyat isteyeceğiz, evvela Hikmet isteyeceğiz,Hikmet gözüyle görmüyorsak olayları dünyada kör geziyoruz. Hikmet gözüyle görecez olayları.

  Kul dünyalıkta da dardadır. Bakın  Peygamber Salatü Selam Efendimiz üç gün üst üste buğday ekmeğini doyasıya yiyemedi kardeşim. Vallahi de billahi de yiyemedi. Bizim ne istemeye yüzümüz var? En zor durumda ki halimize bakalım. Alemlere rahmet olarak yaratılan o Peygamber elini açıyordu “Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi “diyordu.” Muhammed ailesine zar zor yetecek kadar ver. Zar zor yetecek kadar ver, daha fazla verme Ya Rabbi. Ben ehli dünya değilim.” Diyordu. Peygamber Salat Selam Efendimiz “ 3 günlük yiyeceği olan insana dünya verilmiş gibidir.” Diyor.  Biz 3 sene sonrası için tasa ediyoruz. Bu nasıl bir yanlıştır. Ya bu nasıl bir gaflettir. Peygamberimiz ömür boyu 3 gün üst üstüne doyasıya buğday ekmeği yemedi, katığı bırak. Bir gün Ebu Hureyre radıyallahu Peygamberimizi ziyaretine gitti. Peygamberimiz  namaz kılıyordu ayağa kalkamıyor du, oturarak namaz kılıyordu, böyle kamburu çıkmıştı. Endişelendi Ebu Hureyre radıyallahü anh, hasta mı acaba diye. Sağa sola selam verince Peygamberimiz “Ya resulallah hasta mısın?” dedi. “Hayır açım.” Dedi. Açlıktan öyle bir hale gelmiş ki, ayağa kalkamıyor, alemlere rahmet olarak gönderilmiş Peygamberimiz açım diyor, aç!  Birde bizim halimize bakalım. 3 gün doyasıya arka arkaya buğday ekmeği doyasıya yememiş. Validemiz yemin ediyor, ömür boyu yemedi diyor. Peygamberimiz dua ederken demiyordu.  Allah diyordu ki “Dile sana dağları altın yapayım.” İstemedi, dilemedi, kulluğu diledi,  doyasıya 3 gün arka arkaya buğday ekmeği yemedi. Dileseydi Allah’u Teâla her nimeti verecekti, vermedi. Diyordu “Ya Rabbi Muhammed  ailesine zar zor yetecek kadar ver, daha fazla verme. Biz ehli dünya değiliz.” Eee şimde Allah razı olsun, biz hepimiz en zor durumda olan dahi kendisini şöyle bir yoklasın,  karpuz yiyoruz, tavuk da yiyebiliyoruz şunu da yiyebiliyoruz bunu da yiyebiliyoruz. Sofralarımız firavun sofrası. Bir gün Ömer ra ya  hizmetçisi çorba getirdi, bir parça da ekmek. “Kaldır şunu.” Dedi.  “Firavun sofrası gibi, bu nedir? dedi. “Bilmez misin, ben iki çeşit yemem.” Dedi.  “Ya Emir’ül müminin bir çorba getirdim.” “Ya yüzündeki yağ.” Dedi Hz Ömer  “İkinci katık değil mi?”  dedi. Bunlar böyle Allah’ın rızasına ulaştılar. Biz onlar gibi olamayız ama buradan da bi esinti alalım,  unutmamamız gereken bir takım ibretler var. Onları da göz önünde bulunduracağız. En zor durumumuzda olanımız bile o günlerde yaşanandan çok farklı, farklı hayat yaşıyoruz. Öyle ise şikayeti bırakacağız, öyle ise sızlanmayı bırakacağız. Benim Peygamberim bu dünyayı  istemedi ise ben ne diye uğraşıyorum. Allah rızası için olur, uğraş. Hayır hasenat için uğraş, faydası olacaksa uğraş didin, elinden ne geliyorsa yap. O da büyük ibadettir ama sırf nefsine RAM olup nefsinin zaaflarını yerine getiricem diye gayret etme. Bu zayıflıktır, bu adamlıktan çıkmaktır. Onun için Allah bizi bunlardan uzak tutsun inşallah.  işte hiçbir batıl kendini açık etmez bak hiçbir günahımızı ortaya sere serpe açıp da ortaya ben araba çaldım Ben hırsızlık yaptım ben zina yaptım demez Ben şunu demez Ben bunu demez öyleyse bunları nasıl setrediyorsak, örtüyorsak Allah’u Teâlâ’ya yap dediği bütün emirleri de mümkün mertebe öğreneceğiz çünkü riya ve zinadan vazgeçmeyen puta tapan gibidir hükmü var hadisi şerifte. Riya ve zina , devamlı içki içen, bu üç gruptaki insan aynı puta tapan gibidir diyor. Sen durmadan namazını anlatırsan, durmadan orucunu anlatırsan, bu riyadan başka nedir? Ya başka bir şey olabilir mi? Yani sen Yaradana yaptığın ibadeti niye ulu orta türkü söyler gibi ilan ediyorsun ki ortalığa! Bu yanlış bir olaydır. Bu tamamen Riya olur ve riya ehli de puta tapan gibi olur ve helak olur gider. Onun için Allah razı olsun gece ve gündüz binektir dedik. O gece ve gündüz bineğiyle biz yürüye, yürüye, yürüye böyle Mukaddes, böyle güzel bir geceye geldik. Bu gecede Cenabı Hak Celle Celalühü Hazretlerinin rahmeti coşar, coşkun dur bu gece. Adabı dairesinde. Ondan sonra ona elimizi açacağız, boynumuzu bükeceğiz. Evvela maneviyat isteyeceğiz, ondan sonra da usulü dairesinde. Başka ihtiyaçlarımız varsa. Kulluğa yakışır bir şekilde onları arz edeceğiz, yoksa şu şöyle dua etmiş, bu böyle dua etmi,ş sen o değilsin, sen sensin Yaradandan.  Ha Yunus’un  dediği gibi bir sıcaklık bir yakınlık, yakin makamı. Yunus ne diyor “Kullar senin, sen Kulların.”  Kullar  Allah’ın ama Allah ta kulların, başkasının değil.

“Kullar senin, sen kulların,

Günahları çok bunların,

Uçma ile sal bunları,

Binsinler bırak Çalabım.”

Ne güzel bir yakin bundan güzel yakin olur mu? İşte bu yakini yakalamamız lazım bu gece.  O zaman aklının alamayacağı şeyler olur. Bir Veli çölde yürüyüp geliyordu. Yürüdüğü yer yeşeriyor. Çöl yeşerir mi ya, bir damla su yok! Allah dostu yürüyüp geliyor, yürüdüğü yer Zümrüt oluyor. müridi bakıyor, bakıyor. “Şeyhim nedir bunun hikmeti?” diyor.  “Oğlum devamlı yapabilir misin söyleyeyim ? ” diyor. “Yaparım.” diyor  “Yapamazsın.” Diyor. “Yaparım.” Diyor.  Her nefeste “Ya Hay” çek, her nefeste!  “ Hikmeti bu.” diyor. “Ömür boyu “Ya Hay” her nefeste, bunu söyle yürüdüğün yer böyle olur .” diyor.  Bu kadar kolay ama bütün mesele yapmak. İlmel yakın olmak değil marifet, Hakkal yakin olmak, aynel yakın olmak… O zaman yani bu sende hal olursa bir şey ifade eder. İlim olarak Şeytan da biliyor . Böyle mübarek geceye ulaştık bu gece de ibadetin değeri çok fazladır. 30000 katıdır. Böyle bir kazanç çok nadir bulunur ancak yılda üç aylarda arka arkaya gelen mübarek geceler var, Kadir gecesine kadar. Bunlar müminin baharıdır ister kışa gelsin, ister yaza gelsin, ister bahara müminlerin baharıdır bunlar, müminlerin Mihenk taşıdır, müminlerin şahikasıdır, ulaşmak istedikleri zaman dilimleridir. İşte bunları bu şekilde idrak edip bu şekilde değerlendirmemiz lazım. Çünkü Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada kazanacaksın ve ötede Allah’u Teâla’nın rahmetine Allah’u Teâla’nın cennetine gitmeyi. Allah’u Teâla murat eder ve kulda ebedi ne olur, mutlu olur gider. Yoksa sırf dünya, dünya, dünya, dünya bırakıp gideceksin “Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl* ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy* ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab”  yani bu yolculukta Bu ayeti kerimenin önümüzü açtığı yolda yürürken birçok şeyden de arınmamız evvela dilimizdeki şeytandan arınmamız lazım. “Kâfirin dilinde şeytan, muminin dilinde melek konuşur.” diyor hadisi şerif te Peygamberimiz. .Dilimizde devamlı meleği konuşturacağız. Ağız çünkü bela’nın iki kapısından biridir. İki dudak arası. Orayı tamamen meleğe tahsis ettiğimiz zaman, dildeki hatalar tamamen yok olur. İnsanın başına gelen birçok iptilanın nedenini işlediği günahlardır. Birde dilde meleği oturtursan kişi günahlardan arınır gider. Tamamen kimse arınamaz. Çünkü böyle bir hak insana verilmemiş, peygamberlerden gayrısına verilmemiş ama dilinde melek konuşursa arıduru müminlerden olursun. Dilinde şeytana yer vermezsen arıduru mümin olmuş olursun. Gaye de o zaten. Allah müminlerin dostudur .Kur’an’da Allah’u Teâla kendisi beyan ediyor. Allah’la dostluk kurulduğu zaman sana kim zarar verebilir ki! Allah’tan korkandan bütün mahlukat korkar, Allah’tan korkmayan bütün mahlukattan Korkar. Bu ölçüler dairesinde şu üç günlük dünyada ömrümüzü tüketmeye gayret edeceğiz ama en önemlisi işte dilimizi tamamen meleğe tahsis edeceğiz. “Müminin dilinde melek, kâfirin dilinde şeytan konuşur.”  diyor Peygamber Salatu Selam Efendimiz. Bunun farkına varacağız ve bu yolda gayret edeceğiz. Neye gayret edeceğiz? Dilde melek konuşursa, dil arınır zaten temizlenir, gıybetten temizlenir. “Yahu şu  eşşeoğlu eşek!”  bu  çok önemli bir şey değil. Bir an kızmıştır, fevri bir hareketlen bu çok önemli değil. Ama iki kelime gıybet,  bunun gibi 100000 tane sövmeye bedeldir. “Gıybet zinadan büyüktür.” diyor hadisi şerifte.  Zinanın tövbesi var, gıybetin yok. İşte dilimizi meleğe tahsis ettiğimiz zaman, o gıybet  o dilden bir daha çıkmaz, mümkün değil. Onun için bu tür gecelerin kıymetini kıymetini bileceğiz.

  Dünyada her ezan okunuşuyla  Arşı Alâ da bir horoz vardır, büyük bir horoz, o kanatlarını çırpar, ötmeye başlar. Cennette o anda bayram havası başlar. Bütün huriler, gılmanlar, oradaki görevli melekler birbirlerine selam verip, sarılırlar. Ümmeti Muhammedin namaz saati diye. Namaz zamanı ezan okunuyor diye bir bayram havası olur günde 5 defa Cennet de. Bu horozun her ötüşü buradaki ezan saati ne denk gelir. Dünyada da Peygamber Salatü Selam Efendimiz “Horoz Melek görünce öter, eşek şeytanı görünce anırır.” diyor.

 Tarihte yaşanmış bir olaydan bazı bir sahne getirelim. Babil’lerde bir kavim vardı, kral seçerlerdi kendilerine. Kral yanlış yaparsa uyarır lardı, bir daha, bir daha. İnadına yanlış yaparsa halk bir meydanda toplanırdı, dua ederlerdi o gece kral ölürdü. Duaları hemen kabul olurdu, öyle bir kavim. Günlerden bir gün yine bir kral tayin oluyor, yabandan kral ithal etmişler,  kral idareyi ele alınca krala diyor ki veziri “Sayın kralım aman ha yanlış yapma bu millete.”  “ Neden.” Diyor. “ Bu millet falan meydana toplanır, bir yanlış yaptın mı,  bir dua eder, o gece sen ölürsün.” Diyor. “ Allah’u Teâla mutlak bunların duasını kabul ediyor, böyle bir kavim bunlar, o kadar temizler, bunların duasını Allah geri çevirmiyor.”  kral kurnaz “Öyle mi?” diyor. “Öyle.” Diyor vezir. Ertesi gün ilan ediyor “Herkes bir yumurta getirip felan meydana koysun.” diyor kral. Bu meşru bir şey. Herkes birer yumurta getirip, meydana koyuyor. Dağ gibi yumurta yığılıyor. 1 gün  yumurtaları bekletiyor, üçüncü günde diyor ki “Herkes yumurtasını alsın, geri gitsin.” Herkes kendi yumurtasını nasıl bulsun! Herkes bir yumurta alıp gidiyor. Senin yumurtan milim olarak benimkinden ağır, onunki ondan ağır, bunun ki bundan ağır. Hepsine hak karışıyor. Kral diyor ki “Hadi bir dua etsinler de kabul olsun göreyim.” Diyor. Kral yanlış üzerine yanlış yapıyor. Halk toplanıyor dua, dua, dua kabul olmuyor. Haklar böyledir, en küçük bir haram insana karıştığı zaman duası kabul olmaz insanın. Onun için daima temiz rızık. Eğer şüphen varsa besmele süzgecinden geçir en az 7 tane Bismillahirrahmanirrahim, Bismillahirrahmanirrahim…  Rahman ve Rahim in süzgecinden geçir en ufak bir şüphen varsa. bir yumurtadaki hak ne kadar olur? O hak karışınca dahi dua kabul olmuyorsa, bugün tabii ki dualarımız birçok zaman erteleniyor, birçok zaman kabul görmüyor, birçok zaman şu oluyor, bu oluyor. Bir de Peygamber Salatü Selam Efendimizin bir hadisi var, diyor ki ashabına; “Bir gün gelir Nehyanil münker  Emri bin  maruf terkedilir.” “ O da mı olur Ya Resulallah, her şey olur da.”  “O da olur.” diyor. “İşte o zaman” diyor “İnsanların dilleri dost kalpleri düşman olur, dilleri dost kalpleri düşman olur,  sıla-i rahimden de  uzak dururlar, sılai rahimi keserler, Allah’u Teâla o toplumlara lanet eder, gözlerini gerçeğe kör, kulaklarını gerçeğe sağır eder, içlerindeki iyilerin de duasını kabul etmez.”  Diyor. Değil onların, içlerindeki iyilerin de duasını kabul etmez diyor. Bugün o günleri yaşıyoruz. Allah kesinlikle hiç bir duayı kabul etmez diye bir şey  kesinlikle yok. Böyle bir kanıya da  varmayın ha! Demin ne dedik “Allah’tan ümidini kesmiş müminden, Allah’tan ümit var olan kafir daha hayırlıdır.” Allah’u Teâlanın üzerine hiçbir şey farz veya vacip değildir. O hiçbir şey yapmaya ve yapmamaya mecbur değildir. Onun için biz duamızı her zaman yapacağız. Yaradanımızdır Rabbimizdir. Ondan isteyeceğiz, ona yalvaracaz, ona el açacaz, ona boyun bükeceğiz. Diler kabul eder, diller etmez. İlle kabul etmez diye de bir kural yok, ile eder diye de bir şey yok. Onun için dua önemli ibadetlerdendir. Bir işe giriştiğin an  terslikler üst üste zuhur ediyorsa mutlak bir yanlış var o işte. Tövbe et, sadaka ver. İbrahim Hakkı hazretlerinin dediği gibi “Bir şeyi murad etme, olmazsa inat etme.” İki kelime ama çok şey ifade ediyor bazı bir işe girişirsin 40 düğüm olur. O zaman tövbe et yanlış var, sadaka ver, dua et . Ama biz şöyle de yaparız, böyle de gideriz, dilimize oturturuz şeytanı, şeytan başlar konuşmaya. İşte o yanlış. Bu gece herkesin işi var gücü var,  herkes Yaradanına bir şeyler mırıldanacak. Onun için biz de gidelim bi sinecek yuva bulalım, bir şeyler de biz mırıldanalım, bakarsın kabul eder, belli olur mu. Ramazan ayında, üç aylarda  normal günlerin10000 katı ecir alıyor insan. Namazda da, zikirde de, her türlü hayır da.  Böyle gecelerde de 30000 katını alıyor. Yani bunlar cukkayı doldurma günleri, bunları pek kaçırmamak lazım.  Ağa olma günleri, repertuar doluyor yani.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız