KÖTÜ RÜYA GÖRDÜĞÜN ZAMAN ŞERRİNDEN KURTULMAK İÇİN NE YAPMALISIN ? NİÇİN RÜYA YORUM İSTER? ALLAH İLE KUL ARASI HİCAP PERDELERİ! KAZIM KULEVİ HZ NİNİ MÜRŞİDİNİ BULMASI ! DABBETUL ARZ ÇIKIŞI

0
189

Gördüğü rüyayı kişi tahlil eder, kafasından geçirir hayır mı şer mi? Eğer şerri umarsan hemen, sana göre yani belki degildir, sana göre, bana göre, herkes gördüğü rüyayı kendi yorumuna göre doğruda olmayabilir yorumu, eğer bu bir şerri ihtiva ettiğine ihtimaller daha ağır basıyorsa, Salat-u Selam Efendimiz; hemen solunu dönüp, üç sefer tükürük çıkmamak kaydıyla ağzından tü-tü-tü deyip, ardından salavat getirilir 3- 7 kaç tane olursa (tek sayı daha efdal); “Ya Rabbi bu rüyanın  şerrini üzerimden def et.” De diyor. O rüyanın şerri ortadan kaldırılır diyor. Hayırsa rüyayı birine anlatmadıkça rüya devreye girmiyor.

Hadis’i Şerif’te diyor ki; “Gördüğünüz rüyalar anlatılmadığı müddetçe arşı alâ’nın altında asılı durur, anlattığın an oradan çözülür tahakkuk sahasına yeryüzüne iner.” Peygamberimiz’in rüya hakkında bize bildirdikleri bunlar. “Yani şer gibi bir rüya gelirse aynen o şekilde üç sefer salavat getir ve onun şerrinden Allah’a sığının o devreden çıkar, o iptal edilir.” Diyor.

Hayırlı rüyada birine anlatmadıkça tahakkuk devresine girmiyor, arşın altında asılı kalıyor, inmez aşağı diyor.

Onun için bütün Allah dostları der ki; “Adamın canı ile oyna rüyası ile oynama, o kadar önemlidir rüya.

Peygamberim’iz diyor ki; “Cahile rüya anlatmayın, ehli olmayana da anlatmayın.” Hadi gel ben akşam şöyle bir rüya gördüm deme, rüya çok önemli.

Rüya Yaradan dan gelen mesajdır, yorumladığı vakit eğer bir şeyler ihtimali varsa o reçeteye başvuracaksın, ehil olana anlatabiliyorsun. Kötü rüya ise yüzde yüz emin olursan çok anlatmaya gerek yok onu, şerrini def et soluna tükürerek, çünkü derviş tamamını ulvi  rüya görmeyebilir, gündüz etki altında kalmıştır, gündüz çok güzel bir kadın görmüştür cezbetmiştir, nefsi ağır basmıştır ona bakmıştır. Dünya’nın bin bir hali vardır, çok yoğun stres altındadır, baskı altındadır, karısı ile kavga etmiştir, kafası allak bullakdır, bu dönemlerde, bu zamanlarda görülen rüyalar çok ulvi rüyalar değildir, dünya rüyasıdır galeye alınmaz.

Öyle rüyalar vardır ki, sen şer sanırsın hâlbuki büyük müjdedir.

Adamın biri hacca gitti, tarihte çok Osmanlı dönemlerinde bir rüya gördü. Dediki; “Kan ter içinde uyandım.” Adam’ın kafasını Kabe’ye döndürmüşler, gelen hacı vuruyor giden hacı vuruyor, gördüğü rüyaya bak,  adam bir uyanıyor kan ter içinde.. Bu ne hal diyor? Dönüp gideyim tavaf etmeden demek ben buraya layık adam değilim, zanna bak. O arada ıvırı zıvırı toparlıyor, o zaman atla eşekle gidiliyor, tâvaf etmiyor, yürürken bir veliye denk geliyor, veli olduğunu ne bilsin, veli görürken onu  keşfediyor.

-Merhaba kardeş, ne o suratın beş karış?

-Sorma ya.

-Sordum söyle.

-Söylenmezki.

-Sen söyle başını Kabe’nin duvarına mı dayadılar?

-Evet ya böyle böyle oldu.

Adam tebessüm ediyor.

-Ne güzel bir rüya herkese nasip olmaz sana müjdeler olsun Kabe’nin suyunu sen getireceksin.

Ve bir yıl sonra o Kabe’nin o dönemdeki suyunu getirmek ona nasip oluyor. Yani bizim şer sandığımız herşey şer değil.

Şeyden geliken hicap perdeleri var. Hicap perdelerinde biraz dejenere olur, biraz şekil değiştirir, biraz anlam değiştirir, zaten tabir onun için gerekir, bu işte usta olanlar onun ana konusunu yakalar rüyanın içinde, şu kadar bir şeydir ana konusu orada.

Onun ne beklediğini anlar yani ama öyleleri de var ki hicap perdeleri tamamen kalkmıştır. Rüya görmez bu gece yarını yaşar. Camiye giderken imam ne okur bilerek gider. Hicaplar kalkıyor yani…

Cenab-ı Peygamber (sav.) Hz Cibril ile Sidre’ye kadar gitti dedi ki, “Ya Resulallah bundan öte bir adım atarsam yanarım, bundan sonra yalnız gideceksin.” Peygamberimiz iki şey sordu ona, dedi ki; “Ya Cebrail Allah’ı gördün mü?” “Ne gezer.” Dedi. “Aramızda tam yetmiş bin hicap perdesi var, birine yaklaşırsam kül olurum.”Dedi.

Hz. Cibril ile Allah arasında yetmiş bin hicap perdesi var. Bütün insanlarla da yetmiş bin hicap perdesi var. Otuz bini zulmanidir, kırk bini nuranidir.

Bu perdelerin kalkması Allah’ın elindedir. Dervişler bu perdeleri onar onar kaldırır. Cibril kaldıramıyor. İnsan’ı düşünün ne olduğunu…

Nefs-i Emmarede on bin, Nefs-i Levvamede on bin, Nefs-i Mülhimede on bin hicap, siyah olanlar kalkıyor. Ondan sonra bir Seyr-i Sülükte hepsini kaldırıyor.

Eğer adam gibi yaşarsan, “Ya Erhamerrahimin, Ya Erhamerrahimin, Ya Erhamerrahimin.” Desin 3 kere  “Lebbeyk.” Der Cenabı Hak.

Cenab-ı Hak, adam gibi yaşasın ama hicapları kaldırdı.

Niçin diyor Cenâb-ı Hak ben size şah damarınızdan yakınım, derviş benim yol arkadaşım gibi, şu lütfa bak bu laf yeter başka lafa gerek mi var?

Yan, tutuş ya! Yanamıyoruz. Yanabilse uçarak gider, ayakları yere değmez. İşte bu işte yanmak lazım, uçmak lazım. Neden Yunus’ların hepsinin çile odaları vardı? O nefsi, o bahaneler uyduran nefsi susturmak için o odalar vardı.

Bugün de Allah’u Teâlâ dervişleri fakirlikle yoksullukla çile ile aklını devşirmeye uğraşıyor, onlar da lütuf bak.

İnsanlar zannediyoruz ki şer bunlar, şer değil bunların hiçbiri. Mümin iyide olsa kötüde olsa geçer gider durmaz yani. Öyleyse ezelde taksimat yapıldı. Allah Teâlâ sebeb ediyor, bunu sebep ediyor, lutfediyor.

Bugün benim payıma ne düşmüşse ben bunu yiyorum, içiyorum, yarını çok tasa etmenin bir anlamı yok ki.

Allah yarının namazını benden bugünden istemiyor ki, sen yarının rızkını bugün Allah’tan istiyorsun, yarın değil bir ay sonrasının bir yıl sonrasının da istiyorsun.

Onun için Yunus, Allah razı olsun, “Yanmak lazım tutuşmak lazım senin aşkına dokunan meydana gelmez Allah’ım” dedi.

Yunus çok cici bir adam çok iyi bir kardeş, çok iyi bir yoldaş  öyle güzel bir tevekkülü var ki. Ne kadar saf, arı, duru… Allah’u Teâlâ’ya “Kullar senin sen kulların” diyor, lafın güzelliğine bak. “Kullar senin ama sende kulların.” Diyor. “Günahları çok bunların uçmayla sal bunları, binsinler bırak Çalabım.” Diyor. Şu güzelliğe bak adamda abi ya! Böyle olmamız lazım, her birimiz bir Yunus olabiliriz, yemin ederim olabiliriz. Bugün Yunus olmak onun Yunus olduğu dönemden daha kolay. Niçin? Küfür çok, o küfre göre kazanç çok, bugün her birimiz bir Yunus olduğumuz zaman varya baktığımız taş da konuşur, ağaçta, hepsi konuşur, melekler gelir elimizi sıkar, tebrik ederiz sizi der, namerdim sıkar!

O imkan hepimizin elinde var. Bugün biraz Yunus olmamız lazım, bu o kadar büyük bir fırsat ki, böyle kötü bir cemiyetlerin içinde açmış çiçekleriz, biz zikir ehli olarak, bu çiçeğimiz çok güzel ama koku veremiyoruz hala, koku vermemiz lazım, buram buram kokmamız lazım.

Resulullah Sallallahu Vesellem, ta dış kapıdan zikir meclisine gelirken, ta buraya Ravza’nın kokusu vuruyor, alıyor muyuz? O mübarek kalkıyor geliyor, adam yerine koyuyor bizi, Allah’u Teâlâ tecelli ediyor.

Bu akşam işte Allah’uTeâlâ’nın  nazarıydı. Bunu hak edelim. Cenab-ı Peygamberimiz kalkıyor adam yerine koyuyor bizi, melekler halka oluyor arşa kadar, daha ne istiyoruz?

Hala mirasyedi gibi davranırsak, hala şımarık çocuk gibi davranırsak.. Çok nazımız çekiliyor! Abdulkadir Geylani hazretleri geliyor, Ahmed Bedevi hazretleri geliyor, Ahmed Rufai hazretleri geliyor, Şeyh Muhittin Arabi hazretleri geliyor, neler geliyor.. Okşuyor her birinizin başını, aferin size diyor, daha çok yapın, Allah sizi affediyor, hepimizi okşuyor, seviyor, zikrederek geri geri çekiliyorlar.

Bunları hak edelim, bu lütuflar büyük lütuf. İşte Yunus gibi diyelim; “Ya Rabbi kullar senin sende kulların” tevekküle bak. “Dört kitabın manası bellidir bir elifte.” Elif nedir? Ehadiyet, teklik ne güzel ifade ediyor. Yarabbi sen haksın diyor, dört kitap belli diyor, yani dört kitabın manası bellidir diyor.

“Sen elif dersin hoca manası ne demektir?” Avamdaki hoca elifin ne olduğunu ne bilsin.

“Sen elif dersin hoca,

Dilersen var bin hacca,

Hepsinden iyice

Bir gönüle girmektir.”

Allah Teâlâ niye diyor; “Ben alemlere sığmam mümin kulumun gönlüne sığarım.”

Gönlü düşün nasıl bir şey, bir tek insanda var bu başkasında yok. Nedir mürşitin gayesi? Seni Allah’ın razı olduğu bir kul yapma, yoksa onun neyi var yani bütün gaye Allah için. Mahkeme-i Kübra’da bir melek çıkıyor, bağırıyor. “Allah için birbirini sevenler ayrılsın şuraya, Allah için birbirini sevenler ayrılsın buraya, size sorgu sual yok, cennete dilediğiniz kapıdan girin.”

Allah’u Teâlâ ne yapsın başka daha. Birer nazlı bebeğiz anasını satayım. Nebatat bir meme, hayvanat bir meme. Bin bir nazla emeriz bunları! Ama nankörlüğe gelince de meydanı kimseye bırakmayız, Ahmet de var Mehmet de var… Ya Habibim sana yedileri verdik, onların saltanatına sakın aldanma. Nedir yediler? Fatiha’nın yedi ayeti. O yediler seni oooo neler yapar, dünyaya bakma, bu dünya üç günlük yer, bırakıp gideceğiz. Bugün Müslümanlığın elinde de bir şeylerin olması gerekli dönem. Olacaksa herhangi bir sebepten zaten olur, olmayacaksa da bunun için tasa etmeye gerek yok.

Onun için Allah razı olsun burada bulunan cemaat o kadar şanslı insanlarız ki Allah’u Teâlâ; “Güzel kullarım onlar.” Diyor. Resulullah Efendimiz; “Benim ehlim gibidir, ev halkımdır.” Diyor. Daha biz naza çekiyorsak çok büyük bir yanlış olur. Bu lütuflar herkese nasip olan bir lütuf değil, niceleri var siz her geleni tarikata giriyor mu sanıyorsunuz?

Niceleri geri çevirdiğimizi bilseniz. Sanıyon mu her gelen lamburlumbur tarikata giriyor. Ezelde nasibinde yoksa adam kırk mürşit geziyor. Hacı Kazım Kulevi hazretleri ehlibeyt Türkiye’de gitmediği mürşid kalmadı, hiç bir mürşit kabul etmedi, en son Bekir Sıddık Visali Hz.’lerine gitti, nasibini orda. Adam otuz sene, kırk sene geziyor, yok… Kimse kabul etmiyor, en son Validemiz, Fatumatül Zehra validemiz gitmesi gereken mürşidinin resmini gösteriyor;  “Bir deniz kenarında, git mürşidini bul.” Diyor. “Mürşidin bu.” Keşfi kerameti açılmış adamın, mürşide gitmeden. Fatumatül Zehra validemiz mürşitlik yapmış ona.

Bekir Sıtkı Visali Hazretleri muridleri ile oturup sohbet ederken bu içeriye girince kalkıyor, adab tutuyor Hazret ona, müridler şaşırıp kalıyor kim ki bu diye. Birde  bakıyorlar ki KelimeiTevhid dersi alıyor, Nefs-i Emmare’de! Daha da şaşırıyorlar bu sefer müridler, bu nasıl iş diyorlar, adam ilk ders almaya geliyor. -Bekir Sıtkı Visali Hazretleri Kutbul Zaman yedi yüz yılda bir tane gelmiş- Hiçbiri cevap bulamıyor bu olana. Dersini alıp gidiyor.

Bekir Sıtkı Visali Hazretlerine de bir gün önceden Peygamberimiz haber vermiş, bugün evlatlarımdan biri gelecek sen onun mürşidi olacaksın demiş.

O gidince herkes şaşkın, büyük bir soru dolu bakışlarla bakıyor. Bekir Sıtkı Visali Hazretleri kafasını kaldırıyor. “Çocuklar niçin şaşırıyorsunuz? Adam Evlâd-ı Resul, Peygamber torunu nasıl adab tutmam ki ben…      Adam buraya gelene kadar zaten keşfi kerameti açılmış, açılmasa da adam Peygamber soyundan, bize düşen onlara saygı göstermek, onlara hürmet göstermek. “

Bu yol böyle güzel bir yol, her gelen lamburlumbur girebilir diye bir olay yok.

Evvela kendinden başlayacaksın titiz davranmaya sonra en yakınlarından. “Siz çobansınız.” Diyor Hadis-i Şerif. Ney’in çobanısınız? Ailenizin. “Onları cehennem ateşinden koruyun.” Diyor.

Onları kendi parmağımızı ateşe girince nasıl çekiyorsak öyle ateşten uzak tutmaya gayret edeceğiz. Tarikatlara kabul görmek ezelde senin nasibin de yoksa hiç mümkün değil.

Hz Ali  ne diyordu; “ Ben evvelimden korkarım ahirimden hiç korkmam.”

KaluBela’da ne olduysa oldu, film çekildi sahnede oynuyor, münafığıda, kafiride, mecusiside, putperestide, müslümanıda ne varsa belli oldu.

Çünkü Allah’uTeala bizim ruhlarımıza hitap etti.  Ruhlar mümindir. Hepsi müminken kaypaklık yapanlar oldu.

Allah Teala kudret elini koydu Hz Adem’in sırtına, milyarlarca ruh çıkardı Adem’in sırtından, Alem-i Berzah’a yolladı. “İzzetim ve celalim üzerine yemin olsun ki bunların hepsi mümin ve cennetliktir.”

Bu sefer yedi kudretiyle elini koydu, o ilk çıkanın doksan dokuz katı daha çıktı. “İzzettim ve celalim üzerine yemin olsun ki bunların hepsi cehennemliktir.” Dedi. Allah biliyordu yani. Allah için bilmemezlik diye bir şey yok, ortalığa saldımı ne yapacağını biliyor bunların, hepsi cehennem ameli işleyecek, ben bunların işlediği amellerden razı değilim ama işleyecekler işte…

Görüyoruz gruhları Deccal’inavamesini görün, Deccal fazla uğraşmayacak.

Dabbetül arz! Herkes duyar. Sanki bir dağdan bir deve çıkacak! Çıkışı üç gün sürer, üç gün. belki bir çoğunuz göreceksiniz…

Dünya geri sayıma başladı. 3 gün dağın altından çıkışı sürer. Düşün kafası ne kadar, bu kadar bu kadar değil…

Bundan sonra her an her şeye gebe yani…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız