Cehennemden Çıkış Yok

0
283

           CEHENNEMDEN ÇIKIŞ YOK

      Şer gördüğümüzde hayır gizlidir, hayır sandığında da şer gizlidir. Allah bir sebebi bir sebebe binaen inşâ eder ya; bu böyle olur mu demeyeceğiz, kimi kime şikayet ediyoruz? Dünyada kaç tane kum tanesi var? Her kum tanesinin karşılığında bir milyar yıldız var. Bunun hesabını yapabilir misin? Kimse yapamaz. Bunu yaratanı düşün. Biz dünyaya aşırı sarılıyoruz. Şöyle bir örnek: sen;  Gavsul Azam’ın müridi olsan, o zat seni bir gün çağırsa; “Gel şu ibriği çeşmeden doldur ve çabuk getir” dese; sen  nasıl gidersin? Yıldırım gibi. İşte Allah’a dönüşü de böyle arzu etmemiz lazım. Ama biz dünyayı fazla seviyoruz.  Fazla değer veriyoruz ve dünya bize her türlü çelmeyi takıyor. Dünya en adi biri gibidir, asla vefalı değildir. Dünya, şeytanın sermayesidir. Ama bunlar öyle iç içe olaylar ki, 10 günlük ömre 15 günlük rızık da verir. Dünyaya değer verenin başka günahı olmasa bile, o günah ona yeter. Şeytan bir insanı dünya sevgisine adapte etmişse, o insanın iflah olması mümkün değil.

      Efendimiz (s.a.v) diyor ki; “Bir mümine üç günlük yiyeceği verilmişse, üç gün de yatacağı yeri varsa, dünya ona verilmiş gibidir”.

      Bugün bırak 3 günü, 30 yıl sonrası için endişe ediyor insan. Oysa sen biliyor musun ki, 3 saat sonra dünyada olacak mısın? Şimdi bir taraftan dünyanın imarını kullara vermiş Allah, bir taraftan sabah namazını kılıp rızık aramak için çıkan ibadette gibidir. İki gözü var yani. Her iki gözü de dikkate alman gerekiyor. Yani bir tarafı sıyırıp atayım olmuyor, dünyasız ahiret olmuyor. Cehennem napıyor dünyaya hayat bahşediyor, ötede azap yeriyken. Allah’ın sanatı öyle iç içe ki. Mantıkla fikirle çözebileceğin bir şey değil. Burda önemli olan fikir.

      Hadisi şerifte diyor ki, Salatü Selâm Efendimiz; “Niyet amelden üstündür.”

      Amel nedir? Namaz, oruç, zekât, hac, hayır hasenat.  Yani güzel olan her şey. Ama niyet amelden üstün.

      Bütün Allah dostları diyor ki; “Niyet hayırsa, akibet hayır.”

       Niyet şer ise, akibet kesinlikle hayır olmaz. Şu kumandayı elimize alıyoruz. Basıyoruz koca televizyona etki yapıyor ve bir görüntü getiriyor. Niyet, hayatına bu kadar etki yapıyor. Mesela: Allah’a dua ederken, ‘acaba verir mi, acaba yapar mı, acaba yapmaz mı’, şüpheye düştüğün an; o duayı, Allah senin tepene çarpıyor. O duanın kabul olduğuna kesinlikle inanacaksın. İçinde hiç şek şüphe kalmayacak.

      Ayette ne diyor Allah; “Ben, kulumun zannı üzereyim”.

      Peygamber Efendimiz (s.a.v) de  ashabına ki ashabı en seçkin insanlardır; “Ey kardeşlerim, sakın ola ki; Allah’a karşı içinizde iyi zân oluşturmadan ölmeyiniz”, buyuruyor.

      Bu kadar büyük âlemleri yaratan Allah; sana bana muhatap olmuş, insana değer vermiş. Âlemlerde neler var? Cebrail senin kıldığın namazı kılamıyor, senin ulaştığın yere ulaşamıyor. Peygamberimiz, Miraca Cebrail ile çıktı. Sidreye geldi ve Cebrail dedi ki:

     ” Ya Resûlullah, benden bu kadar, bir adım daha atarsam yanarım”.

     “Allah’ı gördün mü?” diye sordu Peygamber Efendimiz. Cebrail (a.s.) cevaben;

     “Aramızda yetmiş bin hicap var”, dedi.

      Ama bir derviş, ruhâni Miraç yapıyor, Allah ile senin benim konuştuğumuz gibi konuşuyor.  Allah insana bu kadar değer vermiş. Vermiş ama biz ne yapıyoruz;

      ‘ Ya Rabbi bize dünyayı ver, şeytanı ver, yat ver, kat ver’…

      Dilimizle bunu demiyoruz ama hareketlerimizle bunu diyoruz. Şimdi Allah, ibtilalar yaratmıştır. Kimin nasibinde ne varsa ona ulaşacaktır. İman etmenin üç rüknü vardır. Bunlardan biri eksik olsun, insan iman ettim zânneder ama iman etmiş olmaz.

      Peygamber Efendimiz buyuruyor ki; “Kıyâmete yakın camiler dolar ama içinde iman etmiş tek kişi olmaz”.

       O kişinin oraya gidişi abesle iştigal den başka hiçbir şey değil. İmanın üç rüknü, Allah’ın kaza ve kaderine iman etmek.

      ‘Ya Bu da olur mu?’ dedin, iman gider. Bak âyet ne diyor,

     ‘Ve inna ileyhi raciun’. Allah diyor ki;

     “Her şeyi yapan benim”.

       E sen ne yapıyorsun? Allah’a diyorsun ki, ‘Bu yaptığın iş mi?’ Allah’ın kaza ve kaderine boyun eğeceğiz. Naz ehli olursun da Mevlâna gibi, “Hey kendine gel”, dersin. Ama önce o hale gelmek lâzım. Diyor ki Azmi Baba,

     “Kışlara bedel bu yazı yaptın.

      Evvel bahar, sonra güzü yaptın.

      Mizanı iki göz terazi yaptın,

      Noksanı tartarsın, Sen noksancı mısın?”

      Ama bunu demek için, Azmi Baba olmak lâzım.  Azmi Baba değilsen, Mevlâna degilsen, bunu diyemezsin. Onlar naz ehli veliler. Genelde de bunlar, Vahdeti Vücut evliyasında çıkıyor. Vahdeti Şuhud velisi daha şuurludur. Onun için, Allah razı olsun. Allah ne yapıyorsa, o en doğrusudur. Bizim işimize gelir gelmez, ama Allah’ın yanlışı yoktur.  Yanlış kuldadır. Sözlerin en güzeli, Allah’ın sözüdür. Bakın 47 veya 48 tane âyette, Kurân’da cehenneme girenin ebedi orda kalacağını söylüyor. Dikkât et bak, cehenneme girenin kesinlikle ordan bir daha çıkamayacağını söylüyor. Biz şimdi ne yapıyoruz? Diyoruz ki, ‘Peygamberimiz dedi ki;

     ‘Zerre kadar imanı olan bin yıl da olsa, yüz bin yıl da olsa yansa cehennemden çıkar’.

      Yahu etme eyleme. Allah 48 tane âyette cehennemden çıkış olmadığını beyân ederken, biz apaçık diyoruz ki; ‘Şu kadar yanarız da çıkarız’. Peki Peygamber’in hangi hadisi âyetle ters düşmüştür ki? Allah hitap ederken;

     “Ey akıl sahipleri diyor, kim aklını kullanmazsa ona mesuliyet yüklerim diyor, kim ki aklını kullanmazsa onun üzerine pislik yağdırırım”, diyor. Onca âyette cehennemden çıkış olmadığını beyân ederken, biz diyoruz ki, ‘Öyle yanar, böyle yanar çıkar’.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız