ALLAH’IN İHSAN KAPISI NEDİR ?

0
110

Allah’u Teâla’nın bugün nimeti çok boldur. İnsanın bütün nimetlerinin, bütün ihsanlarının kapısını açan Esmaül Hüsna’nın içinde bir Esma vardır. Her Esma biliyorsunuz değişik yönlere tasarruf eder Allah’ın ihsanları. Allah’u Teâla’nın ihsanlarının dışındaki hediyeleri herkese lazım olan yani zaruri lazım olan rızık, bunların tasarrufu sadece bir isimdedir. Nedir bu isim?

            Bugün çık piyasaya adam hacca gitmiştir, medrese okumuştur, bilmem ne yapmıştır; Allah’ın İhsan kapılarını bildir desen bilmez. Bilmez bak! Er Rahman suresin de  “Siz Rabbinizin bu lütuflarını damı inkar ediyorsunuz!” “Siz Rabbinizin bu lütuflarını damı inkar ediyorsunuz!”  “Rabbikuma tukezziban” ile biter ya, bu ayet  kaç tane geçer? Bir cevap veren var mı? 31 tane geçer. Peki bunun hikmeti ne? Allah’u Teâla 31 tanenin 8 tanesi ile müminlere cennetin kapılarını açar. Bak  31 in hikmeti. Bak iyi yazın beyninize, bir daha hiçbir yerde böyle bir şey duyamazsınız. Dışarıdan duyamazsınız mümkün değil. Sekiz tanesi ile  müminlere cennetin kapılarını açar, yedi tanesi ile cehennemin kapılarını örter müminlere. Yedi artı sekiz on beş yapar. On beş ayet de  aynı şekilde cinler için geçerli olur. Otuz tanesi tekrardır, bir tanesi de aslıdır, vahiy halidir.

            Şimdi derler ki: “Biz Kuran’ı anladık.”  Anladın sen.  Keşke anlasan!…  Anladığın bir şeyler var tabii, mutlaka var. Ama anlamadıkların Uhud  dağı gibi… Hz Ali Efendimiz bir ayete dört yüz tane anlam getiriyordu. Biz getirelim bakalım, dört tane getirelim!  İşte Allah’u Teâla ‘nın Er Rahman suresinde otuz bir  defa aynı ayeti tekrarlaması, sekiz tanesi ile müminlere cennetin kapılarını açar, yedi tanesi ile cehennemin kapılarını örter, sekiz  tanesi ile müminlere cennet kapılarını açar, yedi tanesi ile cinli müminlere cehennem kapıları örter, bir tanesi de aslıdır. Onun için 31 defa bunu tekrarlar.

Peki, rızka davet eden ne? tek bir Esma vardır. Esmaül Hüsna’nın içine gizlenmiştir bu. Allahu Teâla ‘nın bütün lütufları, bütün hediyeleri, insanın ihtiyaç duyabileceği. Sırf para ile pulla da sınırlı değil onun da  ötesinde bir çok haller.  Bu isim “Ya Berru, Ya Berru, Ya Berru” isminde gizlidir. Ya Berr olarak yazar çoğu ama Ya Berru dur çift “r “ iledir.  “Ya Berru” ismi Allah’ın ihsanlarının kapısıdır. Esmaül Hüsna’da geçer. Geçer de; geçer  gider işte kimsede bir duraklama yapmaz.

Herkes yakınır; yok da, yetmiyor da, gitmiyor da…  Allah Allah!  Allah’ın İhsan kapısını çaldın mı hiç ömründe bir kere olsun?  Bilmiyorum… Niye bilmiyorsun? Her şeyi biliyorsun ya!  Tıraş olmayı biliyorsun ya,  uyumayı biliyorsun ya, gezmeyi biliyorsun ya, işi gücü biliyorsunya , güzel giyinmeyi biliyorsun ya,  alışveriş yapmayı biliyorsun ya, nefsinin bütün zaaflarını harfiyen yerine getir getiriyorsun ya! Neyi bilmiyorsun? Esas bilmen gereken bu, evvela bunu bileceksin!

            Allah’uTeala İhsan kapısını açmış insanlara diyor ki: “Kullarım bu İhsan kapımdır.”  Gidiyor musun? Hayır!  Ee Allah mı gelecek ayağına?  Biz güdüleniz; Allah bizi güdüyor tasarrufuna. İşte hangi kapıyı çalmamız gerektiğini bilmemiz lazım. Ben de bilmiyorum, hepimiz bilmiyoruz. Hep beraber öğrenelim. Ne kadar bilirsen o kadar adamsın.

            Yıllarca Kur’an okuruz; Hikmet gözlüğü  lazım, Hikmet ile bakmak lazım. Hiç sorduk mu kendimize ” Allah’ım bu ayeti niye bu kadar tekrarlıyor?  Rahman suresinde de tekrarlıyor “Rabbikuma tukezziban” ile bitiyor, sonunda bununla bitiriyor, başka bir yerde bir örneği yok. Peki neden bunu yapmıştır?” diye kendimize sorduk mu? Hayır! Soracağız işte.            Esas tefekkür edeceğimiz, düşüneceğimiz,  kafa yoracağımız  en önemli ilim kaynağı Kur’an. Akabinde hadisler… Orada tekrarlıyor, bir hikmeti var bunun. Allah boşa söyler mi bir şeyi? Söylemez.

Allah’uTeâla namazı gereği gibi huşu içinde kılın diyor. Allah’u Teâla’ya insan nafilelerle yaklaşır. Farzlar senin boynunun borcudur zaten. Nafilelerle Allah’u Teâla’nın gözüne giren kişi ona yakin kazanır ama nafileyi  severek, isteyerek yaparsa. Namaz bitse de kurtulsam niyeti ile değil. Birçok camide de aynı şeyi hissediyorum. Namaz bitse de bir çıksak, dağılsak hesabı. Yani bu ibadet şuurunu kaybediyor anlatabiliyor muyum?

  Perşembe gecesi Kadir gecesi gibidir, Allah’u Teâla bir Kutsi Hadiste; “Üzerine güneşin doğduğu Cuma gecesinden hayırlı bir gece yoktur.” Diyor. Her haftada bir Kadir var. Bu perşembe geceleri biliyorsun. Bu ayda binlerce kat, normal günlerden on bin  kat ecir kayda girer. Kandillerde otuz bin kat. Bu ay rahmet ayı bunu böyle bilecez. Rahmet ayına uygun tavır içinde ibadet yapacağız.. Hemen namaz bitsin de lambur lumbur, lambur lumbur, o namaz şuurunu kaybeder. Cemaatle kılmanın 27 derece bakımından farkı vardır. Yani cemaatleşme güzel bir olaydır.

Namaza durup da okuyan insan Allah ile konuşan insan gibidir. Sen bir amir ile  konuşurken bile, diline de, şekline de, önündeki gömleğe kadar kapatıyorsun. Efendimlen  şunlan,  bununlan konuşuyorsun.  Sen Allah ile konuşurken Elhamdüliilahi Rabbil alemin, Errahmanirrahim…(hızlı hızlı) bitti. Kimle konuşuyorsun sen! Alemlerin Rabbi ile! Bu nasıl namaz oldu?…

            Mümin namazını çekilir orada kılar, çekilir burada kılar, gider evinde kılar, gider bir ağacın altında kılar. Hıristiyan ve Yahudiler gibi değil müslüman. Şimdi Hristiyan, kilisenin dışında ibadet yapamaz. Yahudi havranın dışında ibadet yapamaz ama Allah’u Teâla müslümana bütün dünyayı mescit yaptı. Git tarlada kıl, git mağarada kıl, git derede kıl, git camide kıl, git evinde kıl, nerede kılarsan kıl. Bu büyük bir lütuftur. yani dinde geniş bir kolaylık tanıdı.

Peygamber Salâtu Selam Efendimiz diyor ki: ” O ibadetler ki, onların başlarına apaçık beladır!” “O namazlar ki onların başlarına apaçık beladır.”  Öyle ibadet, itaat var ki diyor insanın başının hizasından yukarıya çıkmaz.  İbadet gereği üzerine olmalı ve ibadette bunalmayacaksın. İnsan beşerdir, etten kemikten yaratılmıştır. Bak Peygamber Salâtü Selam Efendimiz diyor ki: ” Eğer ezan okunduğu zaman yemek hazırsa, evvela yemeği yiyin.” diyor.  Evvela namazı kılın demiyor. Neden ? Yemeği düşünerek namaz kılacaksın. Şimdi de kişi bunalacak bir alanda namaz kılarsa, nasıl yemeğe düşünerek namaz kılıyorsa, namazı bitse de sıkıntı bitse der. Yani namaza bir şey karıştığı an o namazlıktan çıkar.

            Her namaz aslına uygun, huşu içinde, her secdede Rabbine şekil vermeden…  Şekil veren küfre girer. Onun manevi ayaklarına secde etmiş hissi içinde kendi aczini, küçüklüğünü bilerek, Allah’u Teâla’nın da yüceler yücesi olduğunu bilerek secde eder.  Secdeler gaflet içinde olmaz.  Gaflet içinde olursa, o namaz başına apaçık beladır! Ne secdesi ya? Adam geliyor “Subhane Rabbiyel alâ” bir kere diyemiyorsun. Tavuk yem toplar ya gagasıyla yerden, çat çat çat çat..  Olmadı ki! O Namaz değil ki, spor yaptın kalktın sen.  O namazla da alay ettin, kapıdan çıkarken de artık melekler yuh mu çekti, aferin mi dedi Allah bilir. 

Onun için namaz, namaz şuuruna uygun yani dosdoğru kılınır. Onun için namaz da bunalmayacaksın. Allah’ın huzuruna çıkıyorsun.  Hz. Ali Efendimiz Hz. Hamza ile biliyorsunuz çok savaşta ordunun önüne ikisi çıkıyordu.  Elinde Zülfikâr Kılıç… Diyordu ki  “Çocuğunu yetim, karısını dul bırakmak isteyen çıksın” diyordu, meydan okuyordu. Ama namaza  iki saat kala Hz Ali Efendimiz sapsarı kesilirdi, kamburu çıkardı, bükülürdü. “Ya Ali ne oldu?”  “İki saat sonra namaz var Allah’ın huzuruna çıkacağım endişesinden” derdi. Namaz bu kadar ehemmiyetli.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız