NEFSE İBADET ETTİRMEK

0
333

NEFSE İBADET ETTİRMEK

Bir mürid, mürşidine soruyor diyor ki ;

“Ben devamlı İhlas okuyorum.”

“ İhlas tecdidi imandır okuyamazsın! “ Diyor, düşünebiliyor musun?

“Ben sana ne reçete verdiysem onu uygulayacaksın! “Diyor.

“Ha okuyacaksan, güle güle git dilediğini yap! ”Diyor.

“Ama eğer bana tabiysen benim verdiğim reçeteyi uygulayacaksın, yoksa ben seni tedavi edemem.” diyor.

Artık dünya işlerinde, her insan en ince teferruata kadar tedbirini alır, çabalar didinir, bilmem neler yapar, hiç ihmal etmez! Ebedî yaşayacağı yer için de hiç bir gayret yok! Allah ile alay edilmez! Allah’ın huzuruna duruyoruz güya! Akıl bir borca gidiyor, bir harca gidiyor, gidiyor da gidiyor… İşte ben sana bir şey anlatırken, senin sırt dönüp gitmene benzer. Onun için nefse de namaz kıldıracağız. Bu beden toprak çürüyecek. Bugün buğday ekmeği yer, yarın ıspanak yer, yarın kavun yer, yani topraktan gelen şeyler… Bu vücutta ne yapar? Vücutta bir sperm hücresi olur. Aslı neresi? ” Toprak.” Onun için bedenin mayası toprak ve toprak olacak ve çürüyecek yine. Kalû Belâ’da Allah’a yemin eden nefislerin ibadetini istiyor Allah! O, mutmaine ulaşacak ki onu Allah cennetine koysun. Ona güzel bir vücut giydirecek, ebedi bir hayat için cennetine koyacak. Ama görüyoruz işte güruhları, cemaâtları. Heyhat Kardeşim! Derelerin, nehirlerin denize aktığı gibi cehenneme akıp gidiyorlar! Birçok hadiste Efendimiz bunu haykırıyor! Ama farkında değiliz. Dünyalık her şeyin farkındayız ama! Ebedi âlem için hiçbir şeyin farkında değiliz. Şimdi bakın; İnsanlar birçok bidatler var ettiler. İslam’ı yaşamak çok kolaydır, birçok bidatler ile İslam’ı zorlaştırdılar. Kur’an hakikatleri gizlendi, iblisin asırlardır büyük tuzağı var insanlık üzerinde ve başarılı oluyor. Şimdi bakın; Hadisi şeriflere bak! Duha namazı var, güneş battıktan 45 dakika sonra kılınan, bu namazın getirisi çok büyük, Evvabin namazı var çok büyük, Teheccüd namazı var çok büyük… Yahu “Şükür namazını” ben duymadım! Ne Kur’an da duydum, ne hadiste duydum! Peki kaynağı ne bunun? Kaynağı yok! Şimdi Allah’u Teâ’la; şükür ile sabırdan imanı yarattı. Sen Allah’a şükretmek istiyorsan;

Yemekten sonra kaç defa Elhamdülillahi Rabbil Alemin diyorsun? Çoğu zaman, besmele de gelmez şükür de gelmez. Besmelesiz yerken de her yudum;

“Senin Allah belanı versin!” Der sana.

“Sana hastalık olsun inşallah! “Der.

Eee şimdi bakın bir yudum suya 21 defa şükür edebiliyor musun? Devamlı ama kesiksiz, o zaman sen şükredenlerdensin. Bunu örnek olsun diye söylüyorum;

Bir su içince 21 defa diyorum. 21 de hikmetler vardır. Bir yumurtayı tavuğun altına koy 21 günde can olur. 21 defa hiçbir sofrada, isterse kafir’in sofrasında oturayım, bu şükür’den geri kalmam. Allah’da beni hiç mağdur bırakmaz, hiç rızık konusunda mağdur duruma düşmedim, ömrüm boyunca. Çünkü; şükür ziyadeleştirir bir şeyi. Hiçbir zaman ama bak , bak şu yaşıma geldim! Şükredersen, zorda kalmaz insan. Şimdi      “Elhamdülillah” dersen sağındaki melek  “Rabbil alemin” der. “Elhamdülillahi Rabbil alemin” dersen o “Amin” der. Sen birine hayır dua edersen ki her derviş ‘Mürşidine, anasına, babasına, bütün sofi kardeşlerine’ kendisini katmadan dua etmesi lazım. Ben bunu her yatsı namazında yaparım. Kendini katmayacaksın. Allah diyor ki: “Kulum’un niyeti var istemeye dua etmeye de hayasından, edebinden yapmazsa onun işini daha da kolaylaştırırım “diyor. “Onun ayaklarını sabit kılarım birçok şeyde ” diyor. Şükretmek; birinci derecede dili şükre alışık olacak, ikinci derecede şükür Allahu Teâlâ’nın yaşa dediği gibi yaşamaktır. O da şükür’dür.  Allah’ın dediği yolun dışına çıkmamak. Fakir, fukara’ya tasadduk da şükür’dür. Ya Rabbi Elhamdülillahi Rabbil alemin, bir fakire verecek kadar malım var demektir. Yani şükür’ün çok şekli var. Bugün işte kabirde sorgu namazı yok, şükür namazı yahu kaynağı ne kardeşim? Bakın ashap’tan bazi kişiler; ikindi namazını 10 rekata çıkaralım dediler,” Bir nokta ekleyenin kellesini uçururum dedi Peygamberimiz. Bir şey ne eksiltilir ne artırılır, namaz için. Allah Kur’an da hükmünü kesti bitirdi. Ee biz durmadan ya onu ekliyoruz, ya bunu ekliyoruz, ya şunu çıkarıyoruz. Allah Allah! Bu din kurulmuş artık yolunda gidiyor, yürüyen bir treni düşün, çalışan motora ilave olur mu? Eksiltme olur mu? Hacet namazı var. Allah’dan ne tür hacetin varsa. Mesela: Bizim sofilerin çoğu hacet namazı ile bana geldiler. “Ya Rabbi mürşidimi göster dedi “Allah da beni gösterdi onlara. Hacet namazı ya cuma gecesi ya kadir gecesi yani bu gecelerden biri, bunlar olmuyorsa, gece yarısın’dan sonraki bir zamanda, itinay’la boy abdesti alacaksın, dünya kelamı konuşmadan; Niyet ettim Ya Rabbi hacet namazı kılmaya,

Allahu Ekber,

Sübhaneke, fatiha, birinci rekatta 3 tane ayetel Kürsi okuyacaksin.

İkinci rekatta, Fatiha, ihlas, felak ve nas sûrelerini okuyacaksin.

  1. ve 4. rekatlar da aynı.

Ondan sonra elini açar duanı yaparsın.

Allah’dan birşey istemek de ibadettir. Hz Musa ya diyor ki; “Atının, samanını arpasını benden iste.”

Duanı yaparsın, dünya kelamı konuşmadan, sağına kıbleye dönecek sekilde yatarsın, Allah’ı zikrederek uyursun.

Allah dilerse sana onun cevabını verir. Ha dilemedi tekrarlayacaksın! Usanmıyacaksın! Bu her türlü hacet içindir. Aklına ne geliyorsa meşru olan. Yani falan yerde hırsızlık yapacan da yakalanır mıyım yakalanmaz mıyım, diye hacet namazı olmaz. Allah’ın ,meşru kılmadığı şeyler icin hacet namazı olmaz. Onun dışında her türlü murad icin kılınır. Ama bugün için birçok bidat girmiş dine. Öyle enteresan şeyler var ki insan hayrete düşüyor! Çok şık saç tarayan insan zengin olur diyor hadisi şerif. Gel de mantığını anla!

Allah’ın en çok azap edeceği kişiler, cehennemde hüzün vadisi denen bir vadi var; cehennem dahi günde 70 defa Allah’a sığınır o vadiden. Cehennem sığınıyor bak!. İlmiyl’e amel etmeyen alimler’in gideceği yer orası. Bir şeyi bilip de ,öğrenip de okuyup da bununla amel etmiyorsa, kişinin gideceği yer orası diyor hadisi serifte. Çok bildikce mesuliyet artar. Şimdi Peygamber( s.a.v.) efendimiz mesela; yatağa girince bunu okursan bu olur ,bunu okursan bu olur, böyle birçok şey var. İçlerinden sana uygun yapabileceğin bir tanesini alacaksın, bilemedin iki tanesini alacaksın. Çünkü; onların birini 3 gün yaparsan vird olur, terk edemezsin artık. En kolayı mesela bir örnek veriyim; ben size gerekeni zaten anlatıyorum, Peygamber (s.a.v.) diyor ki “Bir insan yatağına girdiği zaman, (abdestli girerse daha makbul ) ‘ Estağfurullah el azim ellezi la huvel hayyul kayyum ve etubu ileyk’ derse 3 defa hiç günahı kalmaz diyor. Başka ne istiyorsun ki kolay bir şey! Mümkün değil kimse demez! Biz beşeriz, yememiz var, içmeniz var yıkanmamız var, temizlenmemiz var, süslenmemiz var, ne bileyim işimiz var gücümüz var, ev işi var,     var da var yani… Bu hengamenin içinde taşıyabileceğin kadar yük alacaksın!

Taşıyamayacağın şeyi aldığın an kamburun çıkar. Peygamber (s.a.v.) Efendimize diyordu ki Ashabı; “Ya Rasulullah ben bütün yıl oruç tutuyorum, diğeri diyordu ki ben hiç uyumadan sabaha kadar Allah’ı zikrediyorum, öbürü diyordu ki ben gece sabaha kadar namaz kılıyorum hiç durmadan. Peygamber (s.a.v.) efendimiz bunlara cevaben diyordu ki; “Ben bazen oruç tutarım, bazen tutmam. Bazen namaz kılarım, bazen kılmam, bazen zikrederim, bazen etmem, yatarım uyurum, eşlerimin yanına giderim.” Örnek olan, Peygamber diyordu ki: “Ey kardeşlerim taşıyabileceğiniz kadar yük alın. Yarın taşıyamayacağınız, günler gelir, hastalık olur, şu olur, bu olur, yaşlılık olur, meşgale gelir… Yani taşıyabileceğimiz kadar yük alacağız. Bir ömür boyu neyi taşıyabileceğiz? Sizin için mürşit’ler en güzel hali size sunar zaten. Yoksa mürşid’in anlamı ne? Sizi, sizden çok düşünür. Siz kendinizi; onun sizi düşündüğü kadar düşünemezsiniz. Onun gayesi; sizi Cennete, Allah’ın rızasına ulaştırmaktır. Başka bir gaye yoktur! Şimdi hadis’te okuyun yani bunda bişey yok ama okuduğunu şunu da uygulayım bunu da uygulayım, dediğin an ,bir gün gelir götüremezsin! Çünkü; bak tarikatlar’da verilen esmalar insanın nefsini tezkiye edecek, yani binlerce esmanın içinden, bunlar seçilmiş. Ne yapacak bu? Senin nefsini tezkiye edecek, Allah’a sunulacak hale getirecek. Mesela; insanların çoğu meraklı yani, Peygamberimiz ne diyor, İmam-ı Rabbani ne diyor, Abdülkadir Geylani ne demiş, Muhiddin Arab-i neyi tavsiye etmiş? Şu ne demiş, bu ne demiş? İyi de Abdülkadir Geylani hazretleri, kendine göre bir düzen kurmuş, kendine göre biseyler demiş, bu yolda yürümüş. Abdülkadir Geylani hz , İmam-ı Rabbani’nin dediğini de Muhiddin Arabinin dediğini de yapmamış ki, kendine uygun kendi taşıyabileceği bir şeyi almış, onunla gitmiş.  Büyük veli çok büyük veli! Bizde şimdi, bu zamanda okuma imkanı çok araştırma imkanı çok, ondan da bundan da şundan da derken yük, yük ,yük ondan sonra, kamburun çıkar. Onun için, Allah razı olsun, taşıyabileceğin kadar. İbadetin ihlası makbul, çoğundan ziyade ihlaslı olanı. Dediğim gibi, bu toprak kılmayacak namazı, bu toprak çekmeyecek tesbihi, çünkü: insan evvela Allahu Teâ’la yı  sevmeyi öğrenecek. Lafta sever insanlar! Seviyorum Allah’ı, tabi seviyorum. Kalbine bir sorsa, karısını sevdiği kadar sevmiyor, çocuğunu sevdiği kadar sevmiyor ama sevmiyorum demek abesle iştigal, seviyorum der ve yalan söyler! O, insanın da ayağını sabit kılmaz Allah’u Teâ’la. Ayağı kayar durur. “Onlara dar bir geçim vardır.” diyor ayeti kerimede. Dünyada dar bir geçim vardır. Parası pulu olsa da dar bir geçim vardır. Onu, içten içe sıkan bir dar geçim vardır. Küfürde kesinlikle huzur yoktur. Şimdi biz ne yapacağız? Taşıyabileceğimiz kadar yük alacağız, bunu ihlasla yapmaya, Allah’ın istediği gibi yapmaya çalışacağız. Allah’ın istediği gibi tam yapabiliyor musun? Bunun için bugün, tam yapabilmen için maddi bağımsızlık da gerekiyor. Kafada kırk tane, gelecek sene varken, işte şu varken, bu varken insan, daha ziyade  biraz arttırayım diyemiyor… Ben diyemiyorum yani. Şu anda, bu ortamda, bu atmosferde, benim taşıyabileceğim yük bu!  Onu ihlasla yapmaya çalışıyorum. Bütün mesele; ihlas takvadır. Yoksa yaptığın ibadetin ruhu olmuyor. Nefsin kalbi vardır, nefsin gönlü vardır bak! Nefis’te çok şey var, nefsin kalbine imanı sokmak, ona secde ettirmek ona şükrettirmek, bütün tarikatların amacı budur zaten. Yoksa bu kalıp beden, ne cennete gidecek ne cehenneme, bu çürüyecek. Bunun yaptığı ibadetle, nefis cennete gitmez! Namaz kılıyor; nefis, vesvesede geziyor sağda, solda, demek ki bu nefis kafir daha. Bunda 19 tane büyük afet var. Bunların tezkiye edilmesi yani arınması gerekir. Ama hani anlatıldığı kadar kolay değil, mücadele istiyor, savaş istiyor. Peygamberimiz ne diyor;

“Küçük savaşı bitirdik, büyük savaşa gidiyoruz!”

“ Ya Rasulullah, savaşacak halimiz mi kaldı?”

“Nefisle olan savaş.” diyor.

Büyük savaş. Biz Elhamdülillah lambur, lumbur beş vakit yatıp kalkıyoruz, biraz da asıldık mı tesbihe tezkiye oldu. Olmadı ki, olmadı! Çoktan, ziyade ihlas. Nefsi yola getirmek, nefsi dize getirmek! Nefsi dize getirdiğin an Muhiddin Arabi’den de farkın kalmaz, Yunus’tan da farkın kalmaz, Mevlana”dan da farkın kalmaz. Bütün mesele o nefsi adam etmek, gaye bu zaten. Her okuduğunu hayatına uygulamaya kalkma, onun altından kalkamazsın! Ne ben kalkabilirim, ne Peygamberimiz kendisi kalkabilir. İçlerinden senin fıtratına uygun olanını götürebileceğin, kadarını alırsın, ondan ötesi bilgi olarak, Peygamberimiz’in neleri söylediği, neleri tembih ettigi, insanlık için neler haykırdı, öğrenmek için! Hadis çoktur, hadis Kur’an’ın şerhi’dir, detaylı açıklamasıdır, çok güzeldir, çok hoştur, anlayamayacağın hadisler gelir, anlamaya uğraşma onları geç. Onlar müteşabih hadistir, mütaşabih ayet nasıl varsa, müteşabih hadistir. Kafirin, münafığın, küfrünü arttırmak içindir onlar. Onu da anlayacak hale daha gelmemişsinizdir. Onu anlayacak hale gelene kadar “Bir hikmeti vardır.” deyip bırakacaksın. Yani ilim güzel bir şey, ilim öğrenmek güzel bir şey. İlim nedir? Kur’an ve hadis başta, sonra demin anlattıklarım. Yunus ne diyor:

“Dört kitab’ın manisi bellidir bir elif’te,

Sen elif dersin, hoca manisi ne demektir?

Sen elif dersin hoca, dilersen var bin hacca,

Hepisinden iyice bir gönüle girmektir.”

Gir bir mürşidin gönlüne orda her şeyi bulursun. Ama bütün mesele oraya girebilmek. Oraya girdin mi ondan öte yol var zaten, senden içeri bir sen varsın ona ulaşırsın.” Yunus ne diyor;

“Ben, bende değilim, benden içeri bir ben var.”

Bugün hiçbir Peygamber’in iradesini Allah, kendisine bırakmadı, Allah’ın elindeydi. Peygamberler ‘in niçin İsmet, sıfatı var ? Hiç günahı yok, hiçbir Peygamber’in eline kendi iradesini vermedi Allah, iradesini Allah kullandı. Yoksa heyhat! Kardeşim mümkün mü hata yapmamak? Bir de hayatta başınıza gelenlere, kesinlikle aldırmayın. Şimdi, şöyle bir örnek veriyim size; şöyle birkaç çaput getirelim, birine çay dökelim, birine tentürdiyot dökelim, birine yağ dökelim. Bu lekeler kimisi ılık suyla çıkar, kimi sabunlu suyla çıkar, kimi yüz derece kaynar su ister. İşte hayatımızdaki bütün başımıza gelen iptilalar böyledir. Hafif iptila küçük günahları siler senden, daha ağırı biraz daha babacanları, büyük günahları da kaynar su gibi büyük olaylar temizler. Müminleri devamlı temizlemekle meşgul Allah. Hiçbir olay boşuna değildir, dağdan bir çakıl taşı, yuvarlansa hikmeti vardır. Allah boş şeyi yaratmaktan münezzehtir. Ya bu bana yapılır mı? Ben bunu hak ettim mi , falan mı filan mı demeyeceksin! Onun için Allah razı olsun, insanoğluna zor iş. Yunus ne diyor,

” Kuru idik yaş olduk,

Ayağ idik baş olduk,

Kanatlandık kuş olduk,

Uçtuk Elhamdülillah.”

Kuru iken yaş olacağız, yaş olmaya uğraşacağız. Bu da Allah’u Teâ’la’ ya yönelme, samimiyet, sadakat, vefa, bunlarla birlikte de güzel ahlâk. Güzel ahlak’ın anahtarı, kendin için istemediğin hiçbir şeyi, hiç kimse için istemeyeceksin, kafir için dahi istemeyeceksin. Kendin için istediğin her şeyi de bütün mü’minler için isteyeceksin. Ahlak’ın anahtarı budur. Bununla kapıyı açarsan, güzel ahlak’ın içine adım adım, milim milim girersin. Kendin için istemediğini, başkasına reva görüyorsan, sen ahlaktan çok uzaksın! Ahlâk yoksa din yok zaten, din bitti. Üç saç ayağıdır. Ahlâk, amel, iman. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ben güzel ahlak’ı tamamlamak için gönderildim buyurdu. On sekiz bin aleme gitti, aynı Rasulullah, aynı Kuran, aynı kitap ,aynı hadis, aynı sünnet. Sırf dünyada değil, bu koca mukevvenat sırf dünya için mi yaratıldı? Böyle düşünmek abesle iştigal! Bir toz parçası bu dünya kainatın içinde. Bu dünya’nın, katrilyonlarca büyüklüğünde dünya’lar var insan yaşayan. Elhamdülillahi Rabbil Alemin…

CEVAP VER

Yorumunuzu yazınız
İsminizi yazınız